Tigre – Arjantin

Paylaş:
Tigre’yi Buenos Aires’de yaşayan bir çok kişiden duyunca biz de gitmeye karar verdik. İyiki de gitmişiz. Yoksa Buenos Aires’in bu kadar yakınındaki bu güzel kasabayı kaçırmış olacaktık. Buenos Aires’den Tigre’ye tren ile 6 ARS’ye gelebiliyorsunuz.
 
Tigre’de kaldığımız ilk couch Javier’di. 52 yaşında 3 çocuk babası, devletin acil servis departmanında çalışıyor. Gittiğimiz gün saat biraz geç olduğundan pek bir şey yapmadık. Javier bize fırında pişmiş et ve çeşitli sebzelerden oluşan gayet lezzetli bir yemek hazırladı. Ertesi gün ise bizi teknesiyle Tigre’de yapılabilecek en güzel aktivite olan delta (kanal) turuna çıkarttı.
 
Tigre Arjantin’de denizin(nehrin) ulaştığı son şehir. Neden deniz(nehir) dediğimizi ise şu şekilde anlatayım. Haritaya baktığınızda Buenos Aires’in bulunduğu yer Atlantik okyanusunun bir koyu gibi görünüyor. Ancak bu koy kuzeydeki nehirlere bağlı olduğundan bu aslında koy değil de nehrin devamı olduğu söyleniyor. Suyun ise tuzlu değil, tatlı su olduğunu söylüyorlar. Tigre Buenos Aires’in biraz kuzeyinde ormanlık bir arazide bulunuyor. Nehrin kollarının bu ormanın içinden geçmesiyle oluşan yüzlerce adacığa sahip. Bu adalar insanlar tarafından sahiplenilip, yerleşim yeri haline getirilmişler.
 
 
Bazı büyük adalarda oldukça canlı bir hayat varken, bir çoğunda ise bir kaç ev bulunmakta. Adaların bazıları köprülerle birbirine bağlı. Böylelikle her adada bir liman olmasına gerek kalmaksızın toplu tekne ulaşımına bir çok adadan erişilebiliniyor.
Adalarda yaşayan insanlar için yine başka adalarda okul ve kilise bulunuyor. Okul servisleriyse büyük tekneler.
Adaların arasındaki kanallardan, nehirlerden geçerek onlarca güzel ev görüyoruz. Javier bize evleri, hayatları, deltada bulunan habitatı anlatıyor.
Deltanın bir yerinde Javier tekneyi oldukça küçük bir kanala sürdü. Bu kanalın adının rio roasada (pembe nehir) olduğunu söyledi. Nedenini ise yıllar önce dünyada baskıcı, faşist düzenin hakim olduğu zamanlarda Arjantin’in de dünya genelinden farklı olmadığını anlattı. Bu zamanlarda eşcinseller hayatın içinde tutunamadıklarından Tigre’deki bu gözden uzak deltada kendilerine bir hayat kurmuşlar. İşte bu bölgedeki kanala da pembe nehir demişler.
 
 
Javier gibi bir couchda kaldığımız için şanslıydık. Çünkü deltayı gezmenizin tek yolu turistik turlar satın almak. Bu turlara katılsanız bile büyük tekneler olduğundan dar kanallara girip, keşif yapmanız imkansız. Javier’in küçük teknesi sayesinde biz oldukça güzel zaman geçirdik. Hatta Javier nehrin geniş ve sakin bir bölgesinde bize tekne kullanmayı öğretip, tekneyi bize devretti. Çok güzel geçen günün ardından akşam Javier’e etli türlü ve pilavla bir Türk yemeği yaptık. Üzerine de yolculukta ilk defa denediğimiz kabak tatlısı. Javier özellikle kabak tatlısını çok beğenmiş olacak ki biz ayrıldıktan bir hafta sonra detaylı tarifini sordu.
 
 
Javier ile geçirdiğimiz üç gün sonunda kıtada son gezeceğimiz ülke olan Uruguay’a gitmek için biletlerimizi aldık. Ancak uygun bileti 3 gün sonrasına bulunca couch değiştirerek Facundo’nun evine geçtik. Facu psikolog ve satranç öğretmeni. Belediyenin de gönüllü çalışanı. Tigre’de çocuklara satranç öğretip, turnuvalar düzenliyor. Oldukça neşeli birisi. Onunla geçirdiğimiz üç gün boyunca oldukça eğlendik.
 
En çok güldüğümüz konulardan birisi de Facu’nun bize sorduğu Türkiye’deki kadın erkek ilişkileri üzerine yaptığımız sohbetti. Öncelikle “çıkma teklif etmek” nedir onu açıkladık. Bu konu yeterince sarsmıştı ki Facu peki erkek kızı öpmez mi diye sordu. Biz de geleneksel olarak öpmek daha sonra gelir, önce ilişki resmileşir daha sonra öpüşülür dedik. Tabi bu bahsettiklerimiz geleneksel ilişkiler, şu an işler çok daha hızlı yürüyor ve ilişkilerde pek kural olmuyor ama küçük şehirlerde ve geleneksel insanlarda hala bu işler böyle yürüyor dedik. Önce elini tutarsın ki bu bile bazen zaman alır dediğimizde Facu bombayı patlattı. “Bizde el tutma öpüşmeden çok sonra gelir, eğer elini tutuyorsan artık sevgilisinizdir, ancak sadece öpüştüyseniz o sevgili olduğunuz anlamına gelmez.” Bunun üzerine daha detaylı konuşup, oldukça güldük.
 
 
Tigrenin en güzel aktivitesi haftasonu kalabalıklaşan liman bölgesindeki açık alışveriş merkezi/pazar Puerto de Frutos. Her türlü el işi, sanat, hediyelik eşya, yiyecek, kıyafet ve daha bir çok şeyin bulunduğu bu pazar haftasonları Buenos Aireslilerin akınına uğruyor. Ayrıca Tigre ahşap işleme konusunda oldukça gelişmiş birbirinden güzel ahşap ürünleri oldukça uygun fiyata bulmanız mümkün.
 
 
Tigre’den kalkan ve Uruguay’ın Carmelo şehrine giden feribotlardan 350 ARS’ye biletimizi alıp 6 günlük Tigre gezsinden sonra Güney Amerika’daki son ülkemiz Uruguay’a geçtik.
Tigre’ye gelirseniz bir haftasonu gelip, kalabalığın arasına karışıp, pazarda dolaştıktan sonra Arjantin’in ünlü ekmek arası sosisi choripan (ekmek arası sosis) yiyip, bir Quilmes birası içmenizi tavsiye ederiz.
 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir