Korkarak Gidip, Bayılarak Gezdiğimiz Rio de Janerio – Brezilya

Paylaş:

Rio denildiğinde akıllara gelen ilk iki şey karnaval ve tehlike. Aslında yanlış da sayılmaz. Karnaval bu şehirde o kadar coşkuyla kutlanıyor ki, bu ünü hakediyor. Ancak bizim gittiğimiz tarih karnavala denk gelmediğinden bu coşkulu töreni maalesef göremedik. Gelelim Rio’nun ikinci meşhuruna, tehlike. O meşhur City of God filmini izleyip, çocukların ellerine düşmüş silahları, uyuşturucu çetelerini, şiddeti ve tehlikeyi Rio’yla özdeşleştirmeyenimiz yoktur. Elbette bunlar bir çok büyük şehrin gerçeklerinden ve elbette bu oran Rio’da biraz fazla. Ancak tüm bunlar sizi Rio’dan soğutmasın. Dikkatli olup, güvenlik tedbirlerinizi aldığınız sürece güvende olacaksınızdır. Ve tüm bunların sizi Rio gibi güzel bir şehirden mahrum bırakmasına izin vermeyin. (Diğer bir film tavsiyesi de bizde de festivallerde gösterilen Elite Squad filmleri. Başrolde Narcos’dan tanıdığımız Brezilyalı aktör Wagner Moura var.)

Brezilya’nın diğer şehirlerinde olduğu gibi burada da couchsurfing ayarlayarak lokallerle daha çok zaman geçirme prensibimizden vazgeçmedik. Brezilyalılar oldukça yardımsever insanlar. İhtiyacınız olduğu her şeyi çekinmeden sorabilirsiniz. Size fazlasıyla yardımcı olacaklardır. Rio’ya gelirken düşüncemiz 3-4 gece kalıp, ayrılmaktı. Ancak o kadar sevdik ki, tam 3 farklı couchla 10 gün geçirdik. Bunlardan ilki Vanessa’ydı. Kendisi halkla ilişkiler uzmanı ve tam bir dans aşığı. Sabah işden önce modern dans kursuna, akşam iş çıkışı direk dansı kursuna gidiyor. Ama kalan tüm zamanında bizimle çok ilgilendi.

rio de janerio brazil
Cristo’dan Rio manzarası

İlk günümüzde yürüyerek la Merchado’ya giderek Rio’nun sembolü haline gelmiş Cristo Redeemer yani Koruyucu İsa heykeline nasıl gideceğimizi turist ofisiyle konuştuk. Heykel 700 metre rakımda bulunan bir tepede yer alıyor. Tren ya da minibüslerle özel ulaşım sağlanıyor. Her ikisi de aslında oldukça pahalı. Yürümek de ayrı bir seçenek ancak güvenlik korkumuz nedeniyle biz yürümeyi tercih etmedik. Eğer trenle giderseniz 67, minibüsle giderseniz 61 R ödüyorsunuz. Bu fiyatlara gidiş dönüş ulaşım ve içeri giriş ücreti olan 28 R dahil. Eğer yürüyerek çıkarsanız, sadece 28 R’ye içeri girebiliyorsunuz. Aslında Rio’daki İsa heykeli daha önce Bolivya’nın Cochabamba şehrindeki İsa heykeline göre oldukça küçük. Ancak onu eşsiz kılan bulunduğu dik tepe ve muhteşem manzarası. Neredeyse tüm Rio ayaklarınızın altında. Aslında gittiğimiz şehirlerde kule veya gökdelenlere çıkıp şehri izlemek için çok ek bir çaba göstermeyiz. Ancak Rio’da bulunan İsa heykeli bu çabaya kesinlikle değer. Dikkat etmeniz gereken tek nokta heykele çıkacağınız gün mutlaka açık hava olmalı. Sisli veya bulutlu bir günde manzaranın tadını maalesef çıkartamıyorsunuz.

Oldukça kalabalık bir turist topluluğu sizi bekliyor olucak

Şehri yüksekten görebileceğiniz ve Rio’da yapılması gereken başka bir aktivite ise Şeker Tepesi (Pao da Açucar). Bu tepe şehrin Urca bölgesinde bulunuyor. Dev bir kayaya sadece teleferik ile çıkabiliyorsunuz. Teleferiğin ücreti 60 R. Ancak Şeker Tepesi’nin hemen yanındaki Urca Tepesi (Morro da Urca) yürüyerek yarım saatte çıkabileceğiniz ve benzer manzaraya sahip olan bir tepe. Ücretsiz olduğu için biz sadece buraya çıkmayı tercih ettik. Urca’ya yürüyerek gidebilirsiniz. Ayrıca yakınlarına giden otobüsler de mevcut. Etrafında bir çok askeri üs olduğundan kısmen güvenli bir bölge. Ayrıca çok da güzel bir plajı var. Plajın yanından Şeker Tepesi’ne doğru yürüdüğünüz yol da oldukça güzel. Yağmur ormanı tadında olan bu yolda bir çok Marmoset Maymunu görüyorsunuz. Yaklaşık yarım saat, 45 dakika civarı bir tırmanışla Urca Tepesi’ne geliyorsunuz. Hafif-orta zorluktaki bu tırmanış esnasında da bir çok maymun ormanda size eşlik ediyor.

Pao de Açucar ve Urca tepesi

Tepeye çıktığınızda en güzel manzaralardan birisi İsa heykelinin bulunduğu tepe ve upuzun Flamengo parkı oluyor. Tepeden şehir manzarasını izlerken adeta dibimizden geçip U dönüşü yapan bir uçak denizin üzerine kurulmuş olan Rio havaalanına iniş yapıyor. Sanırım bu kadar yakından ilk defa havada bir uçak gördük.

Urca tepesinden Rio manzarası

Brezilya denildiğinde aklınıza gelecek şeylerden birisi de elbette futbol. Biz de bu çılgınlığı futbolun başkenti Rio’da yaşayalım istedik. Elbette bir mabed haline gelmiş Maracana stadında. Rio’da bulunduğumuz hafta Brezilya liginin açılış haftasıydı ve Brezilyanın en büyük takımı Flamengo’nun Atletico Minero ile yapacağı maç Maracana stadındaydı. Biz de bu maçı izlemek için metroyla Maracana stadına yöneldik. Yalnız bileti online almamıştık, statta alırız diyerek metroya bindik. Metro istasyonunda tanıştığımız Flamengo taraftarı baba ve oğul Johnların bize bu güzel günü yaşamamızda yardımcı olacaklarını hesaba katmadan. Üzerindeki imzalı Ziko formasını görüp selam vererek konuşmaya başladığımız baba oğul kulübe üye oldukları için bize yarı fiyatına indirimli bilet aldılar. Maraton kısmında 100R değerinde olan bileti böylelikle 50R’ye almış olduk. Youtube kanalımızdaki Maracana videomuzu bu listeden izleyebilirsiniz: (Rio ile ilgili diğer videolarımızı da tavsiye ederiz tabi)

Öncelikle söylemek gerekir ki Maracana büyüleyici bir atmosfere sahip. Ancak Maracana’yı esas güzelleştiren Flamengo taraftarı. Bir an bile yerine oturmayan, taç, korner, paslaşma ve bilimum basit durumlarda bile alkış, bağırma ve tempo tutarak tepki veren, güzel marşlarıyla statı inleten bu taraftar Brezilya’daki futbol aşkını çok güzel anlatıyor. Futbolu sevmeseniz bile Maracana’da bir Flamengo maçı izlemenizi kesinlikle öneririz.

rio de janerio brazil
Maracana Stadı

Rio’da ilk couchumuz Vanessa ile 3 gün geçirdikten sonra ikinci couchumuz Lauro ve Melisa’nın Botafogo’daki evlerine gittik. Botafogo Rio’da gördüğümüz en güvenli semtti. Kendi halinde, sakin, şık, yerine göre lüks, yerine göre salaş, gayet keyifli bir bölge. Rio’da en dikkatli olmanız gereken gün Pazar günüdür. Çünkü Pazar günü şehrin merkezi boş ve tehlikelidir. Bunu bilen Riolular merkeze gitmez. Riolularla konuştuğumuzda Pazar günü sadece turistlerin merkezde olduğunu bunu bilen hırsızların da merkezde ava çıktığını söylüyorlar. Peki Pazar günü ne yapacağız? Sokağa çıkmayacak mıyız? Riolular nerede? Bu soruların cevapları tek. Copacabana ve İpanema plajları. Bu plajların önündeki geniş cadde Pazar günleri trafiğe kapatılıyor. Riolular bisikletlerini, kaykaylarını alıp burada spor yapıyorlar. Koşuya gelenler de bir o kadar çoklukta. Sahilde bir çok tezgah kurulmuş hediyelik eşya ve yiyecek satılıyor. Tabi bu kadar kalabalık olunca silahla soygun riski azaldığı gibi kapkaç ve yankesicilik riski artıyor. Bu yüzden her zaman çantanızı önünüzde taşıyıp, telefon ve kameranızı dikkatle kullanmakta fayda var.

Ipanema

İpanema’ya biz Botafogo’dan yürüdük. Yol üzerinde bulunan Rodrigo de Freitas göletininin kenarından İpanema’ya çıktık. Göl de aynen sahil gibi spor yapan insanlarla dolu. Ayrıca buranın en meşhur ferahlatıcısı Taze coconut (hindistan cevizi) suyu tezgahları da bolca mevcut. Yorulduğunuzda oturup bir coconut suyuyla göl manzarasının tadını çıkartabilirsiniz. Fiyatı 4-5 R.

Pazar günleri İpanema General Osorio meydanında kurulan hediyelik eşya ve sanatçı pazarı da Rio’da yapılması gerekenler arasında. Bir çok yerel müzik aleti, her türlü hediyelik eşya, muhteşem tablolar ve pazar’ın köşesinde kurulmuş Brezilyanın kuzey bölgesi Bahia’dan muhteşem yemekler satan bir stand.

Yüzen çok fazla olmasa da insanlar sahilde oldukça güzel vakit geçiriyorlar

Rio’yu sevdikçe kalış süremizi de uzattık. Lauro’da 3 gece kaldıktan sonra bir couch daha aradık. Yazılım mühendisi Alessandro ile bu şekilde tanışıp, Maracana stadı yakınlarındaki evinde 3 gece kaldık. Şehir merkezi olan Lapa’yı gezmekle başlayan bir başka günümüzde Lapa su arkını görüp, Rio’nun kaçırılmaması gereken bir başka yeri Escaderia Selaron yani Selaron merdivenlerine gittik. Şili’li artist Jorge Saleron tarafından yapılan bu çalışma Saleron’un deyimiyle artistin Brezilya halkına adadığı bir çalışma. Saleron bu sokakta oturduğu evin onündeki merdivenleri yenileyerek başlıyor çalışmaya. Daha sonra bir bağımlılık haline geliyor bu çalışma. Kırık seramiklerle merdivenleri kaplayarak yaptığı bu sanat bir süre sonra oldukça masraflı olmaya başlıyor ve resimlerinden gelen geliri tamamen bu işe yatırıyor. Zamanla tanınan ve bilinen bu çalışma için turistler hediye seramikler getirmeye başlıyorlar ve Saleron aslında hiç b,itmeyen bu çalışmasını uzun yıllar sürdürüyor. Bir çok yeri kırıp yeniden yapıyor. 1990 yılında başladığı bu çalışması 2013 yılında Saleron’un sebebi bilinmeyen ölümüyle tamamlanmadan bitmiş oluyor. Seramikler arasında Türkiye, İstanbul, Osmanlı çinisi ve Hacivat ile Karagöz de bulunuyıor.

Daha sonra bir gece kondu mahallesinin tepesinde bulunan bohem semt Santa Teresa’ya gittik. Santa Teresa’ya Lapa’dan kalkan nostaljik tramvay ile 20R’e çıkabilirsiniz. Ya da yine Lapa’dan opera binası yakınlarından 6 ve 14 numaralı otobüslerle 3.80R’e de çıkabilirsiniz. Biz otobüsle çıkmayı ucuz olduğundan tercih ettik. Ancak nostaljik tramvayın da keyfini ayrıca çıkardık. Çünkü tramvay çıkarken 20R, ancak inerken ücretsiz. Santa Teresa akşamları canlı müzik ve samba gösterileriyle oldukça popüler. Santa Teresa’nın bulunduğu bölgede favelalar da var. O yüzden çok da ara sokaklara girmeden merkezde kısa bir yürüyüş yapıp, ardından da tramvay yolunu takip ederek Largo do Curvelo’ya geldik. Biraz dinlenip Santa Teresa merkezine çıkarak, tramvay ile Lapa’ya döndük.

Bir diğer gün ise turumuza yine Lapa’dan başladık. Şehir merkezinin ana caddesi olan Rio Branco caddesinden yürüyerek “yarın müzesine” Museu do Amanha’ya geldik. Bu arada para bozdurmak için en uygun yer Rio Branco caddesi. Hem oranlar güzel, hem de işlek olduğu için bir nebze daha güvenli.

Yarın müzesinin girişi normal günlerde 35 R, Salı günleriyse ücretsiz. Müzeyi bir bilim müzesi olarak değerlendirebiliriz. Yaşadığımız dünyanın gerçeklerini ve böyle yaşarsak yarınlarımızı bizlere gösteren oldukça interaktif bir müze. En sevdiğimiz bölüm ise bir bitkiye bağlanan reseptörler ile bitkinin direnci ölçülüp bu direnç şemsiye mekanizmasına benzer bir telli sisteme aktarılıyor. Bitkiye dokunduğunuzda bitkinin verdiği tepkiyi harekete döküyor. Ayrıca müzenin binası da oldukça şık. Müzeye bir Salı günü gelirseniz yarım gününüzü oldukça keyifle geçirirsiniz.

Daha sonra buradan çıkıp, tramvay yolundan ilerledik. Devasa duvarlara olimpiyat zamanı yapılan grafitileri gördük.

Dev grafitiler - Rio de Janeiro
Dev grafitiler – Rio de Janeiro

Sonrasında ise bir başka ücretsiz müze Banco do Brasil müzesine gittik. Avrupadan bir çok ünlü ressamın sanat eserlerinin sergilendiği bu müzenin binasını çok sevdik. Ayrıca müzenin bir katında para koleksiyonu da bulunuyor. Biz geçici sergi olarak da bikini sergisine denk geldik.

Rio’ya korkarak gelmiştik, ancak bayılarak gezdik ve çok sevdik. Bu kadar renkli bir hayat, cıvıl cıvıl insanlar, güzel yemekler ve elbetteki doğası. Hepsi bizi oldukça etkiledi. Brezilya’da Rio’ya kadar ilerledik ve daha kuzeye gitmeden Iguazu’ya dönmeye karar verdik. Doğrudan Iguazu’ya giden otobüsler çok pahalı olduğundan önce Sao Paulo’ya Bla Bla Car ile gittik, ardından da Sao Paulo’dan ucuz bir otobüsle Foz de Iguaçu şehrine geçtik.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

 

Korkarak Gidip, Bayılarak Gezdiğimiz Rio de Janerio – Brezilya” için 2 yorum

  • 6 Aralık 2017 tarihinde, saat 10:13
    Permalink

    Bir de Rio’da denk gelip bir hafta ev kiralasaydik. Ne keyifli olurdu ?

    Yanıtla
    • 7 Aralık 2017 tarihinde, saat 02:47
      Permalink

      Valla ne güzel olurdu ?

      Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir