Dünyanın Sonundaki Şehir Ushuaia – Arjantin

Paylaş:

Punto Arenas’dan otostopla Ushuaia’ya gelişimiz yaklaşık 12 saat sürdü. Ushuaia kıtanın sonundaki büyük ada Tierra del Fuego’nun en güneyindeki şehir. Tierra del Fuego İspanyolca “Ateş Toprakları” anlamına geliyor. İsmini Macellan’ın yolculuğu sırasında buradan geçerken yerlilerin yaktığı ateşi görerek aldığı söyleniyor. Tierra Del Fuego’ya kara yoluyla geçiş yok. İki farklı noktadan feribotla geçebiliyorsunuz. Bunlardan ilki Punto Arenas’dan kalkan ve Porvenir’e giden feribot. Şehrin kuzeyindeki Tres Puentes limanından kalkıp, yaklaşık 2 saatte Porvenir’de oluyor. Otostop dahi çekseniz, bu gemide biletler kişi başı kesildiği için 6.200 CLP bilet parasını ödemek zorunda kalıyorsunuz. İkinci yol ise 150 km kuzeydeki Punta Delgada’dan feribotla geçmek. Bu 15 dakika sürüyor ve sadece araçlardan paa alınıyor. Dolayısıyla Punto Arenas’dan otostop çekip bu gemiye binerseniz her hangi bir şey ödemiyorsunuz. Normalde bizim ikinci yolu seçtiğimizi düşünürdünüz. Ancak biz birincisini seçtik. Sebebi ise Tierra Del Fuego’da bulunan Rey Penguenlerini (Kral Penguen) ziyaret etmek istememiz. Çok az aracın geçtiği bir bölge olduğu için hem penguenleri ziyaret edip, hem de aynı gün Ushuaia’a yetişmek çok zordu. Biz de hem Macellan Boğazı’nı feribot ile geçelim, hem de biraz zaman kazanalım diyerek kişi başı 6.200 CLP ödeyip, Tres Puentes’den feribota bindik. Hava çok soğuk olduğu için devamlı dışarı çıkamadık ama çıktığımız anlardan birinde yunusların denizde yaptıkları şova denk gelmek güzeldi. Şanslıysanız balina görme ihtimaliniz bile var.

Ushuaia
Ushuaia

Feribottaki araçların içinde oturanlara tek tek “penguenleri ziyaret etmek için otostop çekiyoruz, o yöne gidiyorsanız bizi de alır mısınız?” diye sorduk. Üçüncü sorduğumuz araç şans eseri o tarafa gidiyordu ve kabul etti. Yaklaşık 2 saatte Rey (Kral) Penguenlerinin bulunduğu bölgeye geldik. Giriş kişi başı 12.000 CLP olduğu için birimiz girip, bu güzel penguenleri fotoğrafladık. Daha sonra da otostopa devam etmek amacıyla toprak yola çıkıp araç bekledik. Tierra Del Fuego adasının Şili bölgesinin yolları hep toprak. Yerleşim bölgesi de az olduğu için otostop oldukça zor. Hele ki penguen kolonisinin olduğu yer iyice gözden uzak bir yer. Şansımız yaver gidiyor da bir kamyona rastlıyoruz. Bizi alıp, Arjantin’e giden yolun kavşağına bıraktı, buradan da başka bir araçla Rio Grande’ye kadar geldik. Daha sonra iki araç daha değiştirerek Ushuaia’a vardık.

Kral Penguenlerinin boyu neredeyse bir metreyi buluyor ve göğsünde turuncu renk tüyleri var
Kral Penguenlerinin boyu neredeyse bir metreyi buluyor ve göğsünde turuncu renk tüyleri var

Ushuaia’da bizi evine kabul eden Diego’nun yanında 4 gece geçirdik. Aynı zamanda bir süredir aynı şehirlerde olup bol bol buluştuğumuz Ayfer ve Onur da Ushuaia’da olduğu için, gayet güzel zaman geçirdik. İlk gün hep birlikte bir barda buluştuk. Ertesi havanın güzel olduğunu duyunca, Ushuaia’nın en güzel aktivitesi olan Canal Beagle turuna çıktık. Günde iki sefer sabah 9:30 ve öğleden sonra 15:30 da düzenlenen turu bir çok farklı firma yapıyor. Kanalda bir küçük, bir de büyük tur var. Fiyatları birbirine yakın. Açıkcası küçük tur içeriğine göre çok pahalı bir tur. Ancak büyük turla giderseniz, pahalı olmasına karşın, en azından penguenleri görebiliyorsunuz. Büyük turlara katamaran ile gidiliyor. Fiyatı normalde 1500 ARS ancak 4 kişi olunca 1200 ARS’den aldık. Fiyata hiç bir şey dahil değil. Ancak kendi yiyecek ve içeceğinizi götürmenize karışmıyorlar. Tur 6 saat sürüyor. Sırasıyla buraya özgü siyah-beyaz renk karabatak kuşlarını, deniz aslanlarını, dünyanın en güneyindeki deniz fenerini, albatros kuşlarını ve iki farklı çeşit penguen kolonisini gördük.

Yüzlerce beyaz karabatak kuşu uzaktan adeta penguen gibi görünüyor
Yüzlerce beyaz karabatak kuşu uzaktan adeta penguen gibi görünüyor

Bizim için en heyecan verici anlardan birisi ise yolda denizi izlerken gördüğümüz balinaydı. Bir kaç kez zıpladıktan sonra makineyi hazırladık ancak bir daha kendisini göstermedi. Beyaz karabatak kuşları ise bizim gözümüzde kendini penguen sanan kuşlar olarak kaldı. Karaya kondukları anda uzaktan bakıldığında penguenden pek de bir farkı yok. Göğüs kısmı beyaz, yanlar ve arkalar siyah, duruşu aynen penguen gibi. Gerçek penguenleri ise sadece uzun tur ile görüyorsunuz. Dev katamaran adeta adaya çıkıyor. Penguenleri çok yakından görebiliyorsunuz. Adada iki tür penguen mevcut. Gentoo ve Macellan Penguenleri. Birini diğerinden ayıran özellik Gentoo diğerinden biraz daha büyük olması ve ayaklarının ve gagalarının turuncu renk olması. Turun kesinlikle en güzel noktası burası.

Beagle Kanalında göreceğiniz iki tür penguen Gentoo ve Macellan Penguenleri
Beagle Kanalında göreceğiniz iki tür penguen Gentoo ve Macellan Penguenleri

Turun en sonunda ise güneşi kanalda batırarak kıyıya döndük. Yolculuğumuzun en özel noktalarından birinde bu güzel turu yapmak biraz pahalı ama değerdi.

Beagle Kanalı'nda gün batımı
Beagle Kanalı’nda gün batımı

Evinde kaldığımız Diego şehrin girişinde oturuyor. Merkeze gitmek için otobüs beklerken bir yandan da otostop çekiyoruz. İlk gün bizi alan tarih öğretmeni Maria Ester ikinci gün biz daha evden yeni dışarı çıkmışken durup, bize korna çaldı. Gelin merkeze gidiyorum dedi. Bizim ise aslında aklımızda olan milli parka gitmekti. Merkezden sonra gidildiği için de Maria’nın arabasına bindik. Yolda konuşurken bize eşi ve oğlunun uyuduğunu kendisinin de işi oladığını söyleyerek “hadi parka gidelim” dedi. Biraz şaşkınlıkla olur dedik. Bizim için yol yapması, hele ki bizi daha hiç tanımıyorken, bizi şaşırtmıştı. Hep beraber önce dünyanın sonuna giden treni gördük. Bu şirin tren kısa bir rotada hizmet veriyor.

Ushuaia merkezden Milli park girişine gelen nostaljik trenler
Ushuaia merkezden Milli park girişine gelen nostaljik trenler

Milli parkın girişine geldiğimizde girişin 350 ARS olduğunu öğrenince bizden önce Maria çok pahalı bu dedi. Zaten yağmur ve rüzgar yüzünden parkta araçtan inmeden sadece etrafı görmeyi düşünüyorduk. Giriş fiyatı bu kadar yüksek olunca, girmekten vazgeçtik. Maria arabayla Martia buzulunun yakınına gitmeyi teklif etti. Biz de hay hay diyerek onayladık. Buzulun yakınına gelip bir kaç fotoğraf çektirdikten sonra bir kahve ısmarlamayı teklif ettik. O da teşekkür ederek, kibarca buralarda kahve pahalı gerek yok dedi. Ne kadar ısrar etsek de kabul ettiremedik. Daha sonra da zaman geç oldu diyerek istemedi. Hiç bir tanışıklığımız yokken bizim için zaman ve para harcayarak bizi gezdirmek isteyen, bundan keyif alan biriyle tanışmak, “insanlık ölmemiş” klişesini aklımıza getirdi.

Martia Buzulu - Ushuaia
Martia Buzulu – Ushuaia

Her ne kadar çok istesek de 7. kıta Antartika’ya giden 10-12 günlük gemi fiyatlarına baktığımızda neredeyse 6 aylık bütçemize eşitti. Biz de bu yüzden bu hayalimizi daha sonraya bıraktık.

Beagle Kanalındaki deniz aslanları
Beagle Kanalındaki deniz aslanları

Ayfer ve Onur Antartika seyahatlerine 17 Mart’da çıktılar. Heyecanla onların deneyimlerini dinlemeyi bekliyoruz. Anneannemin rahatsızlığının ilerlemesi sebebiyle Ushuaia’dan 3 haftalığına Türkiye’ye dönme kararı aldık. En uygun uçak Punta Arenas – Santiago – Panama – İstanbul şeklinde olduğundan Ushuaia’ otostopla Punta Arenas’a yola çıktık. Türkiye’den 9 Nisan’da Brezilya’nın Sao Paolo şehrine gelerek, gezimize kaldığımız yerden devam ettik.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Dünyanın Sonundaki Şehir Ushuaia – Arjantin” için bir yorum

  • 20 Ekim 2017 tarihinde, saat 04:03
    Permalink

    Fotoğraflara bakıp yazıları okurken ah, ne güzel günlerdi diye çok iç geçireceğiz galiba 😊 Sizinle birlikte olduğumuz her an ayrı keyifliydi, özlendiniz sevgili dostlar. ❤❤
    Yolunuz açık olsun…

    Yanıtla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir