Pablo Neruda’nın ve Tepelerin Şehri Valparaiso – Şili

Paylaş:

San Pedro de Atacama’dan 2 günlük otostopla 1600 km yolu alıp, Valparaiso’ya ulaşmıştık. Couchsurfing’den bizi evine kabul eden Karina, bizi şehir merkezinden arabasıyla aldı ve evine gittik. Merkezden araçla 10 dakika uzaklıktaki evi gayet şirin bir muhitte. Genel geçer tanışıp biraz sohbet ettikten sonra dinlenmeye geçtik.

Valparaiso’yu gezmeye 21 Mayıs tepesinden başladık. Valparaiso’da toplam 42 tepe bulunuyor. Tepelerin şehri demek yanlış olmaz. 21 Mayıs tepesi de limanda bulunan ve pasifik ve şehir manzarasını bir arada izleyebileceğiniz bir tepe. Şehirde bu kadar tepe olunca tepelere çıkıp inmek kolaylaşsın diye şehirde bir çok ufak raylı asansör var. Asansör dediğimize bakmayın, aslında bunlar dik yokuş çıkan tramvaylar. Hepsi nostaljik. 300 CLP’ye tek yön binebiliyorsunuz.

21 Mayıs tepesinden Valparaiso
21 Mayıs tepesinden Valparaiso
Tepeden manzarayı izleyip daha sonra, bir kahve molası için şehrin ana meydanı Plaza Sotomayor’e gittik. Buradan da bohem cafeleri ile meşhur Cerro Concepcion’a gittik. Tüm bu yerleri gezerken bir çok grafiti görüyorsunuz. Valparaiso grafitilerle dolu bir şehir. Bunları gezip, ayrı ayrı hikayelerini dinlemek için grafiti turları da düzenleniyor. Cerro Alegra ise günün en son durağı oldu. Güzel bir mesaj veren merdiveninde fotoğraf çektirmeyi de unutmadık.

Cerro Alegra
Cerro Alegra
Valparaiso’da bir couchsurfing evinde kaldık. Couchsurfing ile kaldığımız evlerde genelde Türk yemekleri yapıyoruz. Akşam Karina’ya da türlü ve pilav yaptık. Yanına da güzel bir Şili şarabıyla taçlandırdık. Türlü genelde malzemesi kolay bulunan ve yapması kolay ve lezzetli olduğu için tercih ettiğimiz bir yemek. Şehriyeli pilav ise bize özgü olduğundan gayet ilgi görüyor.

Ertesi gün ilk önce şehrin açık hava müzesi olarak adlandırılan bölgesini gezdik. Burada bir çok ünlü grafiti sanatçısının eseri bulunuyor. Ayrıca sokaklar da çok hoş. Turist informasyon ofisinden buranın haritasını alırsanız görülmesi gereken grafitileri harita üzerinde kolayca bulup rahat rahat gezebilirsiniz.

Valparaiso grafitileriyle de oldukça ünlü bir şehir
Valparaiso grafitileriyle de oldukça ünlü bir şehir
Açık hava müzesinden sonra Nobel ödüllü şair Pablo Neruda’nın evinin bulunduğu Bellavista tepesine çıktık. Burada muhteşem manzarasıyla Nerudanın müzeleştirilmiş evi bulunuyor. 7.000 CLP vererek evin içini gezebiliyorsunuz. Bahçeyi gezmek ise ücretsiz. Neruda’nın bir diğer eviyse Valparaiso’ya 50km uzaklıktaki Isla Negra bölgesinde bulunuyor.

Pablo Neruda'nın evi
Pablo Neruda’nın evi
Akşam ise Karina bizi arabayla Vina del Mar’a götürdü. Arabayı sahilde park edip, meşhur Renaca sahilinden başlayıp uzun süre yürüdük. Renaca plajı şehrin en canlı yeri. Gündüz binlerce insan sahilde serin sularda serinleyip, güneşlenerek zaman geçiriyor. Gece ise yolun karşısında bulunan clublarda eğleniyorlar.

Vina del Mar'da bulunan meşhur Renaca plajı
Vina del Mar’da bulunan meşhur Renaca plajı
Plajı geçtikten sonraysa sahilde çok güzel bir park bulunuyor. Parktaki tüm aktivitelerin ücretsiz olduğundan bahsediyor Karina. Bir çok voleybol sahası, gençlerin hümerlerini sergiledikleri slackline lastikleri, kum futbol ve hentbol sahaları, hepsinden öte kurulan kocaman pistten insanlara zumba yaptıran spor eğitmenleri. Park oldukça dolu ve güzel. İnsanın içi gidiyor. Kendi ülkemizde böyle güzel parklar olmadığı için de ayrıca kıskançlıktan biraz çatlıyoruz. Parkta çok eğlendik. Biraz zumba yaptık, boydan boya yürüdük. Voleybol oynayanları seyrettik. Özellikle denge lastiği üzerinde birbirinden iddialı gençlerin çıkıp hünerlerini sergilemelerini ağzımız açık izledik. Bu cambazlğın bir de adı varmış, Slackline. Plajın ve parkın karşısındaki evler ise tepeye sırayla dizilmiş, hepsi okyanus manzaralı muhteşem evler. İnsan iç geçiriyor “burada bir yaz geçirmek çok keyifli olabilir” diye.

Sahilde birbirinden yetenekli gençler slackline yapıyor
Sahilde birbirinden yetenekli gençler slackline yapıyor
Valparaiso’da geçirdiğimiz dolu dolu iki günden çok keyif aldık. Karina’yı da çok sevdik. Ertesi gün Valparaiso’dan ayrılıp, başkent Santiago’ya otostop ile yol aldık. Devamı Santiago yazımızda 🙂

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Pablo Neruda’nın ve Tepelerin Şehri Valparaiso – Şili” için 2 yorum

  • 10 Mayıs 2017 tarihinde, saat 21:52
    Permalink

    Fotoğraflarınız harika, seyahat fotoğrafçılığı veya sizin fotoğraf teknikleriniz ile ilgili yazı düşünüyor musunuz? yakında güney Amerikada olacağım rotanızın bi benzerini gerçekleştireceğim. Enerjiniz hiç bitmesin ??

    Yanıtla
    • 12 Mayıs 2017 tarihinde, saat 05:40
      Permalink

      Çok teşekkür ederiz beğeniniz sevindirdi bizi 🙂 Güzel haber, çok keyif alacağınızdan eminiz. Belki bir yerlerde denk geliriz. Teknik konusunda temel bir bilgi birikimiz var aslında. Biraz da kişiye göre değişen birşey fotoğrafa bakış açısı. Makinayı iyi tanımak ve seyehat öncesi örnek fotoğraflara göz atmak kısa bir tüyo olabilir belki sizin için. Yazı düşünmemiştik, belki o da olur. Sevgiler, yolunuz açık olsun şimdiden ?

      Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir