Dünyanın En Kurak Çölü: San Pedro de Atacama – Şili

Paylaş:

Şili’ye gümrükten giriş yaptıktan sonra, kuzeydeki gezgin şehri olan San Pedro’ya geldik. Şili’nin kuzeyi alabildiğine çöl. San Pedro’ysa hem Bolivya ve Arjantin’e olan yakınlığından, hem de çevredeki aktivitelerin çokluğundan olsa gerek, ziyaretçi akınına uğrayan bir şehir. Hava sıcaklığı gündüz 30 derecenin üzerinde, gece ise 10 derece civarlarına düşüyor.
İlk iş konaklayacağımız hosteli bulmak için gezinmek oldu. Şimdiye kadar gezdiğimiz tüm ülkeler Güney Amerika’nın ucuz ülkeleriydi. Şimdi ise en pahalı iki ülkesi Şili ve Arjantin’deydik (O zamanlar Brezilya’nın en pahalı olacağını tahmin edememiştik). Bunu hissetmek zor da değil. Bolivya’da son konakladığımız hostel iki kişilik oda için 100Bs idi ve bu Bolivya’da verdiğimiz en pahalı fiyattı. Yaklaşık 50 TL’ye denk geliyor. San Pedro’da bulduğumuz en ucuz hostel ise 4 kişilik odada iki yatak için 20.000 CLP yani 100 TL. Hem kalabalık oda, hem de fiyat iki katıydı. Neyse ki kaldığımız hostel hem temiz, hem de gayet güzel insanlarla doluydu. Sanırım Şili’yi de diğerlerinden bu özelliği ayırıyor. Biraz daha temiz.

San Pedro de Atacama sokakları
San Pedro de Atacama sokakları
Geldiğimiz günü sokak aralarında gezerek, ertesi gün gideceğimiz turlara bakarak geçirdik. Burada da Uyuni turları satılıyordu. Ancak fiyat 60-70 dolar daha pahalı. San Pedro’nun en güzel turlarından birisi Valle de la Luna, Ay Vadisi. Hava sıcak olduğu için öğleden sonra 4’deki turu tercih ederek kişi başı 10.000 CLP’ye park girişi dahil turu aldık. Akşam yemeğimizi hostelde pişirdiğimiz makarnayla geçiştirdikten sonra, sokak aralarında gezintiye çıktık. San Pedro’da mutlaka yapılması gereken bir aktivite de yıldız gözlemlemek. Ancak biz öyle bir zamanda gittik ki gözlem merkezleri dolunay nedeniyle kapalı. Eğer dolunay harici bir zamanda giderseniz Space Observatory’nin turlarına katılmanızı öneririz. Sokaklarda yürürken bir tur firmasının önünde teleskop görünce içeri girip sorduk. Dolunay olmasına rağmen turları varmış. Ve turu Ay Vadisi yanındaki Coyote tepesinde yapıyorlarmış. Kafamızda ay vadisini gece dolunay ışığında görsek ne güzel olurdu diye bir fikir vardı ve bu firma onu gerçekleştiriyordu. Fiyatı normalde 15.000 CLP’miş. Bizim için fazla olduğunu söyledik, iki kişi toplam 10.000 verebileceğimizi ekledik. O arada konu fotoğraftan açıldı ve bize fotoğraf çekip çekmediğimizi sordu. Instagram hesabımızı gösterdik, bir hayli etkilendi ve bizi turda fotoğraf çekmemiz karşılığında tura ücretsiz davet etti. Genelde bunu biz yapıyorduk ama bu sefer tersine dönmüştü 🙂 hemen ekipmanlarımızı topladık ve gece 11’de yola çıktık.

Ay Vadisi San Pedro’ya 5km uzaklıkta. Gidip ekipmanları kurduk. Daha önce ay ışığında fotoğraf çekmemiştik. Özellikle hem vadi, hem insan, hem de yıldızları içerecek ve hepsini net çıkartacak bir fotoğraf hiç çekmemiştik ama nasıl çekileceğine dair fikrimiz vardı. İlk 15-20 dakika deneme çekimleri yaptık. En sonunda yıldızların göründüğü, vadinin ışıklandığı ve fotoğraftaki insanların da görüneceği bir teknik bulduk. 1600 iso’da, f 3,5 perde açıklığıyla, 4 saniyelik bir foto çekerken güçlü bir el fenerini yarım saniye insanların üzerine tutunca iş tamamdı. Elbette önce insanlara fotoğrafın 4 saniyede çekildiğini ve kıpırdamamaları gerektiğini söyledik. Sonuçta çok güzel bir fotoğraf çıktı. Astronomi rehberi Eduardo da fotoğrafı çok beğenmiş olacak ki. Bize iş teklif etti. Beraber turları yapalım siz fotoları çekin diye. Ancak alacak çok yolumuz var. Henüz böyle bir düşüncede değiliz diyerek kendisine teşekkür ettik.

Ay Vadisi'nde astonomi turu
Ay Vadisi’nde astonomi turu
Eduardo astronomi konusunda gayet bilgili. O gece bazı büyük yıldızları ve ayı izledik. Yıldızların hidrojeni helyum gazına çevirdiğini, hidrojen kalmayınca da helyum gazını ağır metallere çevirdiğini, Helyum da kalmayınca yıldızın sönükleştiğini ve en sonunda söndüğünü öğrendik. Ayrıca yerel bir rehber de İncalar ve yıldızlar konusundan bahsetti. İncaların trilogia (üçleme) sembolünün gökyüzünde oluştuğunu söyledi. Ancak dolunay sebebiyle maalesef yıldızlar çok görünmüyordu. Yine coğrafyanın dağlarından ve vadilerden bahsetti.

Ay Vadisi'ndeki Piedra del Coyote
Ay Vadisi’ndeki Piedra del Coyote
Tur süresince kırmızı şarap ve pisco sour ile kuruyemiş, cips, peynir gibi ikramlar oluyor. Biz şans eseri katıldığımız bu turu çok sevdik. Özellikle gece vadiyi görmek çok güzeldi.

Dolunay'da Ay Vadisi
Dolunay’da Ay Vadisi
Ertesi gün biraz geç kalktık. Güzel bir kahvaltı sonrasında şehre inip yine biraz dolaştık ve turumuzla Ay Vadisi’ni gezmeye gittik. İlk durak 3 Meryem kayalarının bulunduğu yerdi. Aslında 2 Meryem demek daha doğru 10 yıl önce bir turist kayaya tırmanmaya çalışınca kayayla beraber düşmüşler, geriye iki Meryem kalmış. Birisi dizinin üzerine çökmüş diğeri ayakta tanrıya yalvaran iki Meryem.

3 Meryem kayaları
3 Meryem kayaları
Rehberimiz burada etraftaki görünen beyaz toprakların tuz minerali olduğunu söyledi. Bazı yerlerde ise tuz kristali vardı. Tuz kristalinin oluşmasının milyonlarca yıl aldığını söylediğinde gerçekten büyülendik diyebilirim.

İkinci durağımız ise amfi tiyatro ismini verdikleri kraterdi. Şili volkanlarla ve fay hatlarıyla dolu bir coğrafya. Ay Vadisi’nde çeşitli deprem ve çöküntülerle amfi tiyatroya benzeyen bir manzara oluşmuş. Bu tiyatronun arkasıysa aslında Ay Vadisi dedikleri vadi. Ay vadisi denmesinin sebebi ise yüzeyindeki tuz minerallerinin vadiyi aynen Ay’ın yüzeyi gibi göstermesi.

Buraya Ay Vadisi denmesinin sebebi toprakta bulunan tuz mineralleri. Yer aynen Ay yüzeyi gibi görünüyor.
Buraya Ay Vadisi denmesinin sebebi toprakta bulunan tuz mineralleri. Yer aynen Ay yüzeyi gibi görünüyor.
Buradan sonra kum tepelerine çıktık. Genelde Afrika’daki çöllerde gördüğümüz kum tepesi manzarasını burada görmek de oldukça etkileyici. Kum tepeleri rüzgar nedeniyle gün geçtikçe küçülüyormuş. Üzerinde yürümek yasak. Uzaktan fotoğraflayıp devam ettik.

Ay Vadisinde bulunan kum tepeleri
Ay Vadisinde bulunan kum tepeleri
Bu bölgede oluşan başka bir tepeden uzun ve uçurum kenarında bir yol uzanıyor. Yaklaşık yarım saatlik zaman diliminde bu yolun sonuna kadar yürüdük. Arada arkamıza amfi tiyatroyu, kum tepesini ve uçurumu alarak güzel kareler yakaladık.

Uçurum kenarında yürüyerek uzun bir yoldan vadiyi çok güzel gözlemleyebiliyorsunuz
Uçurum kenarında yürüyerek uzun bir yoldan vadiyi çok güzel gözlemleyebiliyorsunuz
Bu yolun sonunda arkası uçurum olan kayada fotoğraf çektirmek ise bizce oldukça cesaret isteyen bir işti. Biraz korkarak da olsa bu kareye değeceğini düşünüp ayaklarım titreye tireye kayaya çıktım.

Yolun sonunda ise bu kaya üzerinde poz vermek gelenek haline gelmiş.
Yolun sonunda ise bu kaya üzerinde poz vermek gelenek haline gelmiş.
Buradan sonra artık turu gün batımıyla sonlandırıp dönme zamanı gelmişti. Araçla parkın çıkışındaki bir önceki akşam geldiğimiz Coyote tepesine geldik. Bu tepede bulunan bir kaya aslında çok meşhur. Altı uçurum olan bu kaya uzantısı aylar önce bir grup turist kalabalık olarak çıkınca kırılmaya başlamış ve şu an çıkmak yasak. zaten yasak olmasa da cesaret edebilir miydik? Emin değiliz. Onun yerine benzer manzaralar oluşturan başka kayalarda fotoğraflarımızı çektik. Muhteşem gün batımıyla birlikte vadiye veda ettik.

Piedra del Coyote'nin bulunduğu tepede gün batımı
Piedra del Coyote’nin bulunduğu tepede gün batımı
Dolunay olduğu için umudumuz ayın doğuşunu da görmekti ama maalesef ay henüz doğmamıştı. Rehberle bunu konuşurken Bolivya ile Şili’yi birbirinden ayıran Licancabur volkanının yanından ay görünmeye başladı. Rehber de aracı durdurup 10 dakikalık ay molası verdi. Sanırız gördüğümüz en güzel ay doğuşuydu.

Licancabur Volkanı'nın yanından doğan ay
Licancabur Volkanı’nın yanından doğan ay
San Pedro de Atacama’da aslında yapacak başka aktiviteler de var. Özellikle Kırmızı kayaları çok öneriyordu rehberler. Ancak fiyatlar çok pahalı bizim de zamanımız az olunca biz yolumuza devam etmeye karar vererek ertesi sabah San Pedro de Atacama’nın çıkışından otostopa başladık. İlk hedefimiz Valparaiso.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Dünyanın En Kurak Çölü: San Pedro de Atacama – Şili” için bir yorum

  • 14 Haziran 2017 tarihinde, saat 20:02
    Permalink

    1600 iso’da gren hiç yok gibi.. Ne güzel.. Birkaç kişi de 4 saniyecik sabretseymiş daha güzel olacakmış… Elinize sağlık.. Bu fotoğrafçılığın detaylarını sizden öğrenmeliyim.. Yolda lazım olabilir :))

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir