Uyuni Tuz Gölü’nde 3 Gün – Bolivya

Paylaş:

Cochabamba’dan sabah erken saatte çıktık. Taksiyle 8 Bs’e terminale gelip kişi başı 15 Bs’e Oruro’ya bilet aldık. Cochabamba’dan Uyuni’ye direk araç olmadığı için Oruro’da aktarma yapıp öyle gittik. Oruro’ya kadar giden yol stablize. Dolayısıyla otobüs yavaş gidiyor ve yol ancak 5 saatte bitiyor. Oruro’dan Uyuni ise 4 saat civarı. Ancak biz indiğimizde saat 2 olmuştu yarım saatle otobüsü kaçırmışız. Bir sonraki otobüs ise 4’de. Terminalin dışındaki colectivolara yöneliyoruz. Dolduğunda kalkan bu araçlar otobüs 25 Bs iken iki katından fazla fiyat istiyorlar 60 Bs. Pazarlıkla 35 Bs’ye anlaşıp yola çıkıyoruz. Bu küçük minibüsler otobüslere göre daha hızlılar. Oruro ile Uyuni arası 3700 rakımda bir çöl sayılabilir. Yol dümdüz. Ara sıra göletler çıkıyor bu göletlerde pembe flamingoları görüyoruz. Yol 4 saat sürüyor. Uyuni’ye geldiğimizde her zaman ki gibi ilk iş hostel aramak olmalı ama onun yerine ilk olarak tur arıyoruz. Uyuni tuz gölünü gezmek için tura ihtiyaç var. Yapılacak en güzel tur ise gölü ve çevresindeki bir çok yeri de kapsayan 3 gün süren turlar. Terminal civarında bir çok firma var ve ucuz fiyat verebiliyorlar. Ancak bu firmalarla gidenler çoğu zaman sıkıntı yaşıyorlar. Buradaki çoğu firma 6-7 kişiyi tamamlayınca bir araçla anlaşıp turu kaldırıyorlar. Çoğu zaman da tamamlayamadıkları için birbirleriyle birleştirerek bir kaç firma tek tur yapıyor. Fiyat farkı da iyi firmalarla arasında 50Bs değişiyor. Bu fiyat sırf güvenilir bir araç ve şoför, daha iyi yemekler, daha iyi oteller için bile göz kapalı verilebilir. Avenida Ferroviaria caddesindeki firmalar ise bu işi yıllardır yapmış, internetten referanslarını okuyabileceğiniz, dürüst firmalar. Fiyat ise pazarlıkla 700Bs’e inebiliyor. Burada önemli olan aracın belli olup olmadığını sorup, aracı görmek istediğinizi söyleyin. Bazı firmaların yeni araçları olabiliyor. Ancak çoğu 2000 öncesi araçlar. Bir de bizim sormayı unuttuğumuz ve sonradan pişman olduğumuz, tuz gölünde gün batımını da mutlaka sorun. İlk gün kalacağınız otele göre bu değişiyor. Biz gölden bir saat uzaklıkta bir yerde kaldığımız için maalesef gün batımını izleyemedik. Turumuzu ayarladıktan sonra bir de kalacak hostel bulduk. Kahvaltı dahil. 2 kişilik oda 100 Bs.

Uyuni tur aracımız
Uyuni tur aracımız

Ertesi sabah erkenden kalkıp, yanımıza almak için biraz alışveriş yaptık. En önemlisi ise su. Kişi başı 6 litre su aldık, biraz bisküvi ve çikolata da yemek aralarında güzel gider diye düşündük. Tur için olmazsa olmazlar ise, güneş kremi, güneş gözlüğü, polar ve mont. Tam bir tezat. Ama bu coğrafya maalesef bu şekilde güneş varsa yakıp, kavuruyor, güneş yoksa üşüyorsunuz. Alışverişten sonra tur jipimiz bizi otelimizden aldı. Firma seçerken en önemli noktalardan birisi de araçta kaç kişi olacağı. Kesinlikle 7 kişi ile yola çıkmayın. Maksimum 6 yolcu (artı bir de şöför) alan firmalarla gidin. Jipler genelde Toyota Land Cruiser bagaja ek koltuk atıyorlar ve kapasite 7-8 kişi oluyor ama bu ek koltukta 3 kişi oturması turu eziyete dönüştürür.

1.Gün

Sabah 10:30’da yola çıkıyoruz. İlk durağımız tren mezarlığı. 50, 100 yıllık hurda trenleri çöle bırakmışlar. Bir nevi açık hava müzesi gibi olmuş. Burada 15 dakika fotoğraf molası verdik. Giriş için şu an para alınmasa da, hükümet burayı giriş ücreti olan bir müzeye çevirmek istiyormuş. Sanıyoruz yakın zamanda burası da paralı girişi olan bir müze olacak.

Uyuni tren mezarlığı
Uyuni tren mezarlığı

İkinci durağımız Colchani köyü. Burada hediyelik eşya tezgahlarında Daha önce Peru’da ve Bolivya’da gördüğümüz Alpaca yününden olduğu ileri sürülen (bizce değil) kazaklar, atkılar, bereler, çeşitli şapkalar yüzlerce hediyelik eşya bulabilirsiniz. Köyden çıkınca tuz gölü başlıyor. Beyaz tuzun üzerinde jiple ilerliyoruz. Köylüler gölün bir kısmına tuzdan tepeler yapıp tuzu kurutuyorlar ve sonra da satıyorlarmış.

Tuz tepecikleri
Tuz tepecikleri

Tuzdan yapılan Dakar Rallisi Anıt’ı ise bir başka durağımızdı. Burada ayrıca tuzdan bir otel de var. Otelin önünde ise direklerde sallanan bayrakları gördük. En yüksekteki bayrağın ise bizim bayrağımız olduğunu gördüğümüzde, kim asmış acaba diye merak etmeden duramadık.

Tuzdan yapılmış Dakar Rallisi anıtı
Tuzdan yapılmış Dakar Rallisi anıtı

Buradan sonra gölün ortalarına doğru ilerleyerek adeta beyaz bir sonsuzluktaymış hissi yaratan bir manzarada durduk. İşte burası o müthiş fotoğrafların çekildiği yer. Rehberimiz Oscar öğle yemeğimizi hazırlarken, biz de biraz fotoğraf denemelerinde bulunduk. Yemekten sonra daha orjinal fikirlerle devam ettik. En son Oscar kamerayı eline alarak daha farklı pozlarımızı çekti. Çekilen fotoğrafların bir çoğunu en alttaki galeride görebilirsiniz.

Uyuni Tuz Gölü'nde bir dinazorla karşılaştık'
Uyuni Tuz Gölü’nde bir dinazorla karşılaştık’

Bir sonraki durak ise Incahuasi ya da diğer adıyla Isla de Pescado, yani balık adası. Tuz gölünde bir tepe üzerinde ise binlerce dev kaktüs bulunuyor. Boyu beş metreyi geçen kaktüslerden bazıları asırlık kaktüsler. Adaya giriş 30 Bs. Tepeye çıkıp sonsuz beyazlıktaki gölü fotoğraflayabilirsiniz. Ayrıca tuvalet de var. Onun haricinde çok da bir şey yok adada. Etrafında gezmek ise ücretsiz. Dev kaktüsleri buradan da görebilirsiniz.

Boyu 5 metreyi geçen dev kaktüsler
Boyu 5 metreyi geçen dev kaktüsler

Adadan sonra rotamızı konaklama yapacağımız otele doğru çevirdik. Yaklaşık yarım saat daha göl üzerinde ilerledikten sonra gölün kenarında su birikintilerinde yansıma fotoğrafları ve güneş fotoğrafları için mola verdik. Aslında gölün kenarına yakın konaklama yerinde kalanlar burada gün batımını izlediler. Biz çok istesek de otele daha bir saat stablize yoldan gideceğimiz için karanlığa kalmamamız yönünde rehberimizin de biraz baskısıyla gün batımını atladık.

Uyuni'de gün batımı öncesi
Uyuni’de gün batımı öncesi

 

Gölden sonra çukurlarla dolu, stablize yoldan ilerledik. Oscar yolda bir ara durup araçtan indi ve lastik patlamış diyerek geldi. Alacakaranlıkta lastiği değiştirip yolumuza devam ettik. Akşam 8’de konaklayacağımız otele gelmiştik. Otelin duvarları tuz kaplamaydı. Beklentimizden gayet iyi bir yer. Odalarımız ikişer kişilikti. Odada her hangi bir ısıtma yok, ancak hava gayet iyi olduğundan ısıtmaya ihtiyaç duymadık. Yemek masamız ve sandalyelerimiz de tuzdan yapılmıştı. Çorba ve fırında tavuk/patates ile gecenin süprizi bir şişe Bolivya şarabımızla akşam yemeğini yedikten sonra normalde otellerde 10 Bs. olan ancak bizim tura dahil olan sıcak su ile duşumuzu aldık ve güzel bir uyku çektik.

2.Gün

Sabah 7’de kahvaltıya oturduk. Yumurta, reçel, margarin, ekmek, çay, kahve ile basit bir kahvaltı yaptık. Oscar bir önceki gün patlayan lastiği tamir ettirdi. Yaklaşık 9’da otelden ayrılıp, yola koyulduk. Diğer turlara kıyasla bir saat lastik onarım gecikmemiz oldu.

Günün ilk durağı Ollague Volkanik dağını izleyebileceğimiz bir noktaydı. Hayatımızda ilk defa yarı aktif bir volkan gördük. Hafif hafif tüten bir duman ve tepesi karla kaplı güzel bir dağ. En son patlamasını 1000 yıldan uzun süre önce gerçekleştiren Ollague şu an yarı aktif durumda.

Ollague volkanik dağı
Ollague volkanik dağı

İkinci durağımız ise Laguna Negra, yani kara göl. Göl güzeldi, ancak daha ilginç olan etraftaki kaya oluşumları ve bunların dibinde biriken yosunlardı.

Laguna Negra'daki kayaların üzerinde yetişen bir yosun türü
Laguna Negra’daki kayaların üzerinde yetişen bir yosun türü

Üçüncü durağımız küçük bir tuz gölü olan, Chulluncani gölüyudü. Etrafı karlı dağlarla kaplı bu gölün manzarası büyüleyiciydi. Daha sonra sırasıyla Laguna Cachi ve Laguna Kara göllerinden geçtik. Burada öğle yemeğimizi de yedik. Bu göllerde tek tük de olsa flamingo görebiliyorsunuz. Ancak günün son durağı olan Laguna Colorado’da flamingo sürülerini görüyorsunuz.

Chulluncani gölü
Chulluncani gölü

Son duraktan önce ise bir durağımız daha var. Arbol de la piedra. Yani taş ağaç. Çevredeki volkanların patlamasıyla oluşan volkanik kayalar zamanla rüzgar ve yağmur nedeniyle aşınıp, bizim peribacaları kadar olmasa da ilginç şekiller almışlar. Bunlardan bir tanesi yere değen kısmı ince yukarı doğru genişleyen yapısıyla adeta bir ağacı andırıyor. Burada verdiğimiz molanın ardından milli parka giriş yapıyoruz. Milli park girişi tur fiyatına dahil değil ve 150 Bs. Aldığınız giriş kağıdını da kaybetmemeniz lazım çünkü çıkışta soruyorlar. Eğer biletiniz yoksa, bir daha ödeme yapıyorsunuz.

Arbol de la piedra
Arbol de la piedra

Milli park girişinin hemen yanında Laguna Colorado yani renkli göl bulunuyor. Bir diğer adı da kırmızı göl. Böyle anılmasının sebebi göldeki kırmızı renkli mikro organizmalar. Bu canlılar gölü kırmızı olarak görmemizi sağlıyor. Ayrıca flamingolar için de güzel bir besin kaynağı. Colarado gölünün kenarına gidip 40 dakika zaman geçirdik. Tepede inanılmaz bir fırtına var. Göl kenarı daha sakin. Gölde 6000 flamingo olduğu söyleniyor. Özellikle küçük bir nehrin göle döküldüğü yer taze besin getirdiği için flamingoların ziyafet noktası. Grup grup buraya gelip, kafalarını suya sokup besinlerini yiyorlar.

Laguna Colorado'da flamingolar
Laguna Colorado’da flamingolar

Gölden sonra konaklamamızı yapacağımız hostele geçiyoruz. Burada tek odada 6 yatak var ve tüm grup birlikte konaklıyoruz. Yemekte de çorba ve spagetti var.

3.Gün

Sabah 4’de kalkıyoruz. Son günümüz hem biraz kısa olduğu için, hem de ilk durağımız olan Gayzer erken saatlerde daha güzel olduğu için erken kalktık. Kahvaltıyı yapıp, saat 5’de yola çıktık. Saat 6-6:30 civarlarında gayzere geldik. Yer altındaki sıkışmış sıcak su buharı topraktan fışkırarak çıkıyor. Bunlardan yaklaşık 10 tane olunca da inanılmaz bir manzara gözler önüne seriliyor.

Gayzer
Gayzer

Gayzeri geçtikten sonraki durağımız termaller. Buraya giderken güneş de bir yandan doğuyor. En güzel manzaraları yaşadığımız günün son günümüz olması üzücü. Halbuki daha kalkalı 2-3 saat olmuştu ki bu kadar çok manzarayı ve güzelliği yaşadık. Termal küçük bir gölün kenarındaki sıcak su havuzu. Dışarıda hava çok soğuk olunca buhar güneşin doğuşu ve göl muhteşem bir manzara sunuyor. Bu soğukta mayoyla sıcak su havuzuna girmek biraz zor gelince üzerimizi değiştirmeden sadece ayaklarımızı sokuyoruz. Belki öğleden sonra olsa çok keyifli zaman geçirilebilirdi sıcak suyun içinde.

Termal havuz
Termal havuz

Bir sonraki durağımız ise Salvador Dali kayalıkları. Çöldeki bu volkanik kayalıklar ünlü ressamın tablolarına benzetildiği için buraya onun ismi verilmiş. Çok bir esprisi olmayan, yol üstünde olduğu için durulan bir yer.

Turun son durağı ise büyüleyici manzarasıyla Laguna Verde. Yeşil göl anlamına gelen bu gölün rengi rüzgar ile yeşile dönüyormuş. Biz gittiğimizde sabah olduğu için pek rüzgar yoktu ve rengi daha çok griye çalıyordu. Arkasındaki yaklaşık 6000 metrelik Licancabur Volkanı ve yanında kendisini besleyen Laguna Blanca ile Laguna Verde sizi Bolivya’dan Şili’ye uğurluyor. Licancabur Volkanı’nın bir yüzü Bolivya iken diğer tarafı ise Şili. Sınır geçişi de zaten hemen dağın yanında.

Licancabur Volkanı
Licancabur Volkanı

Laguna Verde’den yaklaşık yatım saat sonra sınır kapısına geliyoruz. Bolivya çıkış damgamız için yaklaşık 1 saat kuyrukta bekleyip çıkış vergisi olan 15 Bs’yi ödeyip damgamızı bastırıyoruz. Daha sonra tura dahil olan minibüs biletiyle Şili’nin San Pedro şehrine geçiyoruz. Şili girişini San Pedro’daki gümrük kapısında yaptırdık. Şili ülkeye taze meyve, ahşap ürünü, herhangi bir bitki sokulmasını kesinlikle yasaklıyor. Yanınızda olmadığına dair bir belge de dolduruyorsunuz. Sonra çantalarınız aramaya giriyor. Bizim yanımızda yasak olduğunu biraz geç öğrendiğimiz Coca yaprakları vardı. Neyse ki çantanın altındaydı ve aramada bulamadılar. Ancak ciddi bir riske girmişiz, sonradan öğrendik.

Böylelikle dünya turumuzun Güney Amerika ayağında 6. Ülkeye ayak basmış olduk. Darısı 60. Ülkeye diyelim 🙂

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Uyuni Tuz Gölü’nde 3 Gün – Bolivya” için 4 yorum

  • 24 Nisan 2017 tarihinde, saat 13:12
    Permalink

    Ayağınıza sağlık, gezmiş kadar olduk.. Sanırım bu rotalar bisikletle tek başına rahatça da gezilir… Artık seneye :))

    Yanıtla
    • 24 Nisan 2017 tarihinde, saat 21:23
      Permalink

      Rota olarak bisikletle de yapılabilir. Belki Milli park icinde çadır opsiyonuna izin vermeyebilirler, araştırmak lazım uygun yerleri. Bir de yol inanılmaz kötüydü. Lastik olayı da o yüzden zaten, keskin irili ufaklı bir sürü taş. Gerçi alışkınınsınızdır ?

      Yanıtla
      • 25 Nisan 2017 tarihinde, saat 12:14
        Permalink

        Sanırım o kötü yollardan zaman zaman geçiyor olacağım zaten… Ona göre hazırlıklı olacağım.. Ama Uyuni’de kamp kurup, akşam güneşin batışını, sabahsa doğuşunu izlemek süper olacaktır… Teşekkürler ?

        Yanıtla
  • 25 Nisan 2017 tarihinde, saat 00:09
    Permalink

    Az kaldı Uyuni’ye…Yazı çok detaylı olmuş…Faydalanacağız :)) Bize de Bolivya şarabı verirler mi acaba ? Salta’dan sevgiler ?

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir