Cochabamba – Bolivya

Paylaş:

La Paz’dan sonra amacımız Uyuni’ye gitmekti. Ancak tanıştığımız Bolivyalılar önce Cochabamba’ya gidin diyince rotayı değiştirdik. Bir günlüğüne de olsa Cochabamba’yı gördük. La Paz’dan gece 10:30 otobüsüne bindik. Bileti son dakika almanın ciddi fiyat avantajı var. Neredeyse yarı yarıya indirim yapıyorlar. Zaten bir çok firma olduğu için eğer özel bir yoğunluk yoksa bilet bulmamanız imkansız.
Bolivya’da 3-4 tip otobüs var. İlki normal dedikleri koltuğu az yatan eski otobüsler, ikincisi semi cama dedikleri biraz daha yeni ve koltuğu 140 derece yatan otobüsler, diğeri full cama dedikleri bir sırada 3 koltuk olan, koktukları geniş ve 160 derece yatabilen otobüsler, en sonuncusu ise camanın daha lüks olanı. Açıkcası sonuncuya binmediğim için ne lüksü var bilmiyorum. Bineceğiniz otobüsün bunlardan hangisi olduğunu sorgulamanız önemli. Biz pazarlıkla kişi başı 40 Bs’ye El Dorado firmasından cama tipi otobüs bileti aldık.

Cochabamba sokakları
Cochabamba sokakları

Cochabamba’ya yolculuk yaklaşık 8 saat sürüyor. Sabah erken saatte terminale indik. Havanın biraz aydınlanmasını bekleyerek merkeze gitmek üzere terminalden çıktık. Küçük minibüslerle Calle Mexico caddesine geldik. Hostel ayarlamadığımız için maps.me uygulamasından bakarak bir kaç sokak yürüdük. Maps.me’den daha önce bahsetmiştim. Özellikle trekking konusunda çok yardımını aldığımız için bağımlısı olduk. Tüm harita işlerimizi maps.me’den yapıyoruz. Ancak Cochabamba’da otel konusunda pek başarılı değildi. Gösterdiği iki hostel de yerinde yoktu. Hatta öyle bir hostel yoktu. Yılmadan devam edince bir iki yer bulduk ancak bizim ortalamamıza göre bir hayli yüksekti. Biz Bolivya’da kişi başı maksimum 40 Bs vermiştik. Burada ise 125-150 Bs istiyorlardı.

Cochabamda'da gördüğümüz ve bizi gayet etkileyen bir grafiti
Cochabamda’da gördüğümüz ve bizi gayet etkileyen bir grafiti

La Paz’da sırtıma yaptırdığım dövme nedeniyle sırtımda çanta da taşımıyordum. Özlem sağ olsun kendi çantası sırtında küçük kamera çantamız önünde, omuz çantası çapraz olarak omuzunda, benim büyük çantayı da ikimiz birer uçtan tuttuk. Ben diğer elime de diğer küçük çantayı aldım, biraz perişan halde sokaklarda otel aradık. Her sorduğumuz yer en az 125 diyor. Fiyatların 175’e kadar çıktığı da oldu. Daha sonra Özlem bir yerde çantalarla bekledi ben biraz daha aradım ki işte tam da o zaman Sabaya Residance’ye denk geldim. Kişi başı 50 Bs’ye ortak banyolu odamızı tuttuk. Gece her ne kadar yataklı otobüsle de gelsek yorgunluk vardı. Bir kaç saat uyuduktan sonra kendimizi sokağa attık.

Güney Amerika'da satılan hediyelik eşyalar tüm ülkelerde birbirine çok benziyor
Güney Amerika’da satılan hediyelik eşyalar tüm ülkelerde birbirine çok benziyor

Cochabamba gerçekten güzel bir şehir. Güzel restoranları, bar, cafeleri var. Sokaklar daha düzenli ve temiz. Eski Amerika’yı andıran sokakları var. Biz biraz pazar sevdiğimiz için, Güney Amerika’nın en büyük pazarlarından La Cacha’yı öğrenince ilk olarak orayı görmek istedik. Otobüs terminali civarında olan La Cancha üzeri kapalı, dev bir pazar. Bu üzeri kapalı kısmın etrafındaysa kendisinin iki katı büyüklüğünde sokaklara dağılmış pazar stantları var. Aklınıza gelebilecek her şey satılıyor. Kapalı kısımda turistik bir bölüm de var. Özellikle müzik aletlerinin satıldığı kısım görülmeye değer. Mandolin boyutlarında arkası işlemeli telli çalgı charango çok güzeldi.

La Cacha pazarında bulunan müzik aleti, Charango
La Cacha pazarında bulunan müzik aleti, Charango

Gıda kısmında birbirinden güzel el yapımı makarnalar var. Sebze, meyve, kozmetik, çamaşır, daha aklınıza gelirse. Ayrıca yemek için olan bölümlerde karnınızı doyurabiliyorsunuz. Bolivya’da gördüğümüz güzel bir sokak tatlısı var. Bir nevi kremalı jöle. Ancak krema dediğimiz öyle basit pastane kreması değil. El yapımı. Tahminen yumurta beyazı, şerbet ve bir kaç şeyin karışımıyla yapılıyor. Kadınlar küçük bir kovanın içinde ellerinde tel çırpıcılarla uzun süre çırparak kıvam veriyorlar. Çok hoş, limonlu bir tadı var. Bu kremayı meyve aromalı jölelerin üzerine koyup, sokakta satıyorlar. Basit, ferahlatıcı ve lezzetli bir tatlı.

Farklı aromalarıyla jöle tatlısı.  Kaynak: http://thelatinkitchen.com/travel/features/s/bolivias-sweet-tooth

La Cancha’yı gezdikten sonra merkeze gidiyoruz. Şehrin kalabalık meydanlarından birisi de Plaza 14 de Septiembre meydanı. Meydanda bulunan Catedral Metropolitana de San Sebastian kilisesi günlerden Pazar olduğu için çok kalabalıktı. Dışarısı olduğu gibi içerisi de çok şık bir kilise. Özellikle tavan işlemeleri güzeldi. Meydanda antika ayaklı fotoğraf makinesiyle çekim yapan birisi de vardı. O çeşme önündeki Bolivyalıların fotoğrafını çekerken bizim de onun fotoğrafını çektiğimizden habersizdi.

Catedral Metropolitana de San Sebastian kilisesi
Catedral Metropolitana de San Sebastian kilisesi

Meydandan sonra biraz dinlenip kahve molası verdikten sonra, Cochabamba’nın en turistik yerine gittik: Cristo de la Concordia. Hani Rio’daki meşhur İsa heykeli var ya, işte ondan Güney Amerika’da üç tane var. Biri Cusco, diğeri de Cochabamba’da. Şehri gören bir tepeye yapılan dev heykel şehrin her yerinden görülebiliyor. Yukarı ise teleferikle çıkılıyor. Gidiş dönüş teleferik kişi başı 10,5 Bs. Biz bileti alırken önümüzde 10 kişi vardı. Bileti alıp teleferiğin olduğu parka girdik. Bir anda 100-150 kişinin teleferik kuyruğunda beklediğini gördük. Yaklaşık bir saat sonra binebildik teleferiğe. 5 dakikada yukarı çıkan teleferik bu kadar beklediğimize değen bir manzaraya bıraktı bizi. Tüm Cochabamba ayaklarımızın altındaydı. Arkamızda ise dev İsa heykeli.

Cristo de la Concordia
Cristo de la Concordia

Yüksekliği 40 metrenin üzerinde olan dev heykel gerçekten büyüleyici. 1987’de başlanarak yaklaşık 7 yılda tamamlanan bu heykel Cochabamba şehrine 265 metre yükseklikten bakıyor. 1994 yılında tamamlandığında dünyadaki en büyük İsa heykeliymiş. Daha sonra Polonya’nın Swiebodzin kentinde yapılan heykel bunu yaklaşık 2 metre geçmiş. Cochabamba’daki heykel düşünülenin aksine Rio’da bulunan meşhur İsa heykelinden 30 metre daha uzun.

Cristo de la Concordia dünyanın en büyük 2. İsa heykeli
Cristo de la Concordia dünyanın en büyük 2. İsa heykeli

Manzaranın tadını çıkarttıktan sonra geri dönüş için yine bir 20 dakika sırada bekledik.

Cochabamba’ya gelirken aslında yakınlardaki Tunari Milli Parkına da gitmeyi düşünüyorduk. Ancak Tunari’ye tur yapan acentalar Pazar günü açık değildi. Bizim de Patagonya’yı yaz aylarında yakalama isteğimiz olunca Tunari’den vazgeçip ertesi gün sabah erkenden Bolivya’daki son şehrimiz Uyuni’ye gitmek üzere yola çıktık.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir