Dünya’nın Karayoluyla Ulaşımı Olmayan En Büyük Şehri, İquitos – Peru

Paylaş:

Lagunas’dan maceralı ayrılışımız sonrası Nautas’dan minibüse binip, İquitos’a geldik. Daha önceden olumlu yorumlarını okuduğumuz Flying Dog Hostel’e yürüdük. Kişi başı 25 Sol’e kahvaltı dahil anlaşıp 4 kişilik dorma yerleştik. Malum paramız kalmadığı için doğruca bankanın yolunu tutup, para çektik. Paranın yüzü sıcaktır, hemen kalbimiz ısındı 🙂 Biraz merkezde turladıktan sonra hostele gelip dinlendik. Ertesi sabah internetteki işlerimizi halledip, İquitos’un en güzel aktivitelerinden Belen Pazarı’na doğru yol aldık. Kiminle konuştuysak “aman dikkat edin, orada çok hırsız vardır. Kameranıza, gözlüğünüze, cebinize dikkat” diye tembihler aldık. Bu tarz kalabalık yerlerde ana ceplerimize bir şey koymayız. Yanda fermuarlı cep daha güvenlidir. Oraya biraz para koyup, kameramızın bulunduğu çantayı da önümüze taktığımızda biraz da dikkatli olunca bir sıkıntı olmuyor.

Belen iquitos
Belen Pazarı

Belen Pazarı’nda türlü çeşit sebze ve meyvenin yanında bolca tavuk, balık, et ve et ürünleri de satılıyor. Ayrıca bu pazar aynı zamanda bir yemek cenneti. Onlarca tezgahta farklı yiyecekler pazara gelenlerin beğenisine sunuluyor. Tezgahlarda en farklı gördüğümüz et timsah eti. Bunu turistler için değil, bilakis lokaller yediği için satıyorlar. Amazonlarda yaşamak böyle bir şey. Onların kültürlerini öğrenmekse bizim için yemek masasından da geçiyor. Bir tezgahda timsah etini denedik. Gayet sulu ve lezzetli beyaz bir eti var. Porsiyonu 5 Sol. Yani 5 TL. Aynı şekilde balık ızgara ve bol etli balık çorbasının da fiyatı aynı.

belen iquitos
Timsah eti

Pazarın en ilgi çekici yeri ise bitkisel ilaç hazırlayıp satanların olduğu tezgahlar. Bu tezgahlarda işin ehli uzmanlar ev yapımı ilaçlarını satıyorlar. Siz derdinizi söylüyorsunuz, onlar derman oluyorlar. Boa yılanının yağından tutun da, karışık bitkilerden yapılan ilaçlara kadar bir çok seçenek mevcut. Alternatif tıp ile ilgilenenler için bulunmaz nimet. Vücudun daha dinç olmasını sağlayan, romatizmaya ve bir çok bağışıklık sistemi hastalığına iyi gelen “21 Raices” TSM ADINI YAZ aldık. 75cl lik şişe 10 Sol.

Belen iquitos
Belen Pazarının Ünlü Şifa Bölümü

Belen pazarında Otavalo’da ki gibi el işi örgüler, hediyelikler bulunmuyor. Pazar daha çok buradaki yerli halka yönelik.

İquitos aslında Amazon turlarının ve Ayahuasca turizminin olduğu bir yer. Ayahuasca bir şaman seremonisi. Burada çok yaygın. Ancak yaygın olması biraz da bu işi sadece ticaret için yapan ve deneyimsiz insanların sokakta Ayahuasca satmaya çalıştığı bir ortam doğurmuş. Bir müzenin memuru bize laf atarak muhabbet açtı ve konuyu evirip, çevirip Ayahuasca’ya getirdi. Teşekkür edip uzaklaştık. Eğer İquitos’a gelip Ayahuasca seremonisi denemek isterseniz mutlaka ama mutlaka iyice araştırıp doğru bir şaman bulduktan sonra deneyin. Çünkü Ayahuasca yanlış bir şamanla yapıldığında çok tehlikeli sonuçlar doğurabilecek bir ilaç. Benzer bir deneyim San Pedro için şuradaki yazımızı okuyabilirsiniz.

İquitos’un ikinci büyük aktivitesi orman turunu ise zaten Lagunas’da yaptığımız için tekrarına burada gerek duymadık. Ancak hostelde tanıştığımız insanlar günlük 100-120 Sol’e her şey dahil turlara katılıp, gayet memnun dönmüşlerdi. Eğer Lagunas’a uğrayacak zamanınız yoksa benzer turları buradan da yapabiliyorsunuz.

iquitos
Iquitos’da nehir kenarından yürüyüş yapılacak diğer güzel aktivite.

Ertesi gün Güney Amerika’yı bisikletiyle dolaşan gezginimiz sevgili Hale’nin yazısından okuyarak öğrendiğimiz Bora yerlilerini ziyarete gittik. Bora’lar San Andres isimli ufak bir köyde yaşıyorlar. Köye gitmek için önce İquitos’un kuzeyindeki Bellavista Nanay limanına motortaxiyle gittik. Sonradan öğrendik ki aynı yere otobüs de varmış, hem de daha ucuz. Bellevista Nanay limanından Padre Cocha’ya tekneler var. Burada yine turizm devreye giriyor ve turist olduğunuz için kazıklamaya çalışıyorlar. Bize önce teknenin kişi başı 3 Sol olduğunu söylediler. Ancak tekne dolmadan kalkmıyor. Dolayısıyla uzun süre beklemek gerekebiliyor. Bu arada devamlı tur satmaya çalışan kişiler etrafınızda köpekbalığı gibi dönüyorlar. Tur ile Bora’ları ziyarete giderseniz hem yolculuk için daha fazla verirsiniz hem de giriş için ücret alırlar. Tekneyi beklemek istemediğimiz için kişi başı 4 Sol’e tekneyi erken kaldırabildik. Zaten sonradan öğrendik ki tekne 1,5 Sol’müş. Padre Cocha’da inince Bora’ların yaşadığı San Andres’e gitmek istediğimizi söyleyip yolu sorduk. Limandan nehire dik olarak giden yol sizi yaklaşık yarım saatlik yürüyüşle San Andres’e ulaştırıyor. Takip etmeniz gereken yerdeki büyük taşlarla yapılmış yol. Bir yerde sapağa geliyorsunuz orada da zaten San Andres diye sağı işaret ediyor.

bora iquitos
Bora kabilesinin maloca ismini verdikleri büyük çadırı.

San Andres’e geldiğimizde biz yerli kabile evi beklerken birden karşımıza normal tahta ya da beton evler çıkıyor. Yine nehrin yükselmesine karşı tedbirle yere kot farkı konularak yapılmış. Bizi gören bir genç yanımıza gelip selam veriyor, “geziyor musunuz? Buyurun biraz dinlenin diye bizi evine davet ediyor.” Misafirperverliği kırmak bizim geleneklerimize de ters. Giriyoruz eve. Ev tahtadan yapılmış iki katlı bir ev. İçeride neredeyse hiç eşya yok. Tahtalardan yapılmış bir kaç raf, odundan tabur ve bir hamak. Roberto buranın kayınbabasının evi olduğunu söylüyor, kucağındaki 3 aylık küçük Josue’yi sallarken.

Evin çocuklarıyla biz

Boraların el işi takı konusunda uzman olduklarından bahsediyor. Tarım yapamıyorlar, çünkü evlerin bulunduğu bu alan yılın yarısında sular altında. Yaptıkları takı, boyama, süs eşyaları ve hediyelikleri satarak hayatlarını devam ettiriyorlarmış. Elbette avcılık da büyük bir ekmek kapısı. Amazon’un kollarından tuttukları balıklar ve ormanın içindeki diğer av hayvanları onlar için büyük nimet. Kaplumbağadan timsaha neredeyse tüm hayvanları yiyorlar. Gerçi bu bölgelerde yaşayan neredeyse herkes bu hayvanları yiyor. Bir süre sonra Roberto’nun eşi Jeniffer’da sohbete katılıyor. Babasının bir şaman olduğundan ve uzun süredir seremoniler yaptığımdan ayahuascadan bahsediyor. Ayrıca kendilerinin yaptıkları bir kaç küçük bileklik kolyeyi de gösteriyor. Köyün biraz ilerisinde “maloca” diye adlandırdıkları büyük bir çadır olduğunu ve orada turistlere yönelik şovlar ve hediyelik eşyalar olduğunu söylüyor.

bora iquitos
Kabilenin sattığı hediyelik ve takılar

Köyün bir kaç ufaklığı da sohbetimize katılınca ortam saha da neşeleniyor. Biraz daha oturup şu turist çadırını da görelim diyerek müsaade istiyoruz. Müsaade sizin diyorlar ve yanımıza yolu gösterecek iki ufaklık veriyorlar. Köyden nehre doğru yaklaşık 10 dakika yürüyoruz. Nehri hafif geçip patika yolu takip ettiğimizde karşımıza kocaman bir yerli kabile çadırı çıkıyor. Etrafta pek kimse yok. Çadırın arka tarafındaki küçük kulübelere doğru gidince yerlileri yemek yerken yakalıyoruz. Selamlaşıp kendimizi tanıttıktan sonra bizi büyük çadıra davet ediyorlar. Ücretli bir dans şovlarının olduğunu söylüyorlar. Daha önce internetten okuduğumuz yorumlar pek de iyi olmadığını söylediği için teşekkür edip el yapımı hediyelik eşyalarına bakarak birer bileklik aldık. Ayahuasca ağacının kesiti ve yuvarlak boncuk benzeri çekirdeklerden yaptıkları takılar gayet güzel. Hatta anakondanın omurgasından bile takı yapmışlar. Bunun haricinde yine doğal ağaçlardan yaptıkları ‘dream catcher’ yani rüya kapanlar çok hoş. Biz takılara bakarken bir rehber eşliğinde iki turist geliyor. Takıları bize gösteren ve normal tshirt şort kıyafetli yerliler bir anda ortadan kayboluyorlar ve 2 dakika içinde yerli kıyafetlerle geri dönüyorlar. Belli ki Iqutos’dan tur ile gelmişler ve dans gösterisi yapılacak biz oradayken dans başlıyor bir süre sonra çıkıyoruz ki ödeme yapmadan izlediniz demesinler 🙂 Geçim kaynakları bu şov ve sattıkları olduğu için saygı duymak gerekiyor.

bora iquitos
Gösteri için kullandıkları geleneksel kıyafetler ve arkada izleyenler

Geldiğimiz yolu aynen geri yürüyüp, Padre Cocha’dan colectivo teknelere bindik. Kişi başı 1,5 Sol. Iquitos’a gelip motortaxiyle hostele geri döndük. Bir sonraki durağımız başkent Lima’ydı. Iquitos kara ulaşımı olmayan bir şehir olduğu için iki seçeneğimiz var. Tekne ve uçak. Tekneyle gidersek Pucallpa’ya gidip oradan da otobüsle devam edeceğiz. Ancak Pucallpa And dağlarının ortasında Cusco’ya 15 saat uzaklıkta olduğunu öğrenince Lima’yı sormuyoruz bile. Yaklaşık 2 aydır kara ve deniz yoluyla ilerliyoruz. Ancak Lima için uçağı tercih ettik. Star Peru Havayolundan biri 85, diğeri 99$’a biletlerimizi aldık. Eğer daha erken planlayıp biletinizi alırsanız daha uygun seçenekler yakalayabilirsiniz. Şehir merkezinden havaalanına motortaxiler 10 Sol’e götürüyorlar. Biz ucuz ve güvenli olan otobüsü tercih ettik. Kişi başı 1 Sol. Havaalanında çantaları teslim edip kapımıza gittik. Sonunda çok istediğimiz yerlerden biri olan Amazonları görmüş ve etrafıyla beraber 10 gün geçirmiştik. Kim bilir belki güney Peru ya da Bolivya’da yeniden gireriz.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Dünya’nın Karayoluyla Ulaşımı Olmayan En Büyük Şehri, İquitos – Peru” için bir yorum

  • 1 Mart 2017 tarihinde, saat 05:46
    Permalink

    Çok güzel bir yazı olmuş teşekkürler..
    Peru gitmeyi çok istediğim ancak bir o kadar planlamaktan çekindiğim bir ülke.Sitenizi yeni keşfettim ilk fırsatta diğer yazılarınızı da okuyacağım.

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir