Amazon’un Derinliklerinde 3 Gün

Paylaş:

Lagunas’da geçirdiğimiz gecenin ardından sabah esas hedefimiz olan Pacaya Samiria milli parkına gidiş için rehber araştırmaya başladık. İlk önce kaldığımız hostelin tavsiyesiyle Miguel Gonzales ile görüştük. Peruselva isimli acentenin sahibi. Milli parka sadece üç firma rehber ayarlayabiliyor. Miguel 700 Sol’e iki kişi her şey dahil (tüm ulaşımlar, rehberlik, 3 öğün yemek, su, park girişi) 2 gece, 3 gün fiyat verdi. Daha sonra Tibillo acentasıyla görüştük. Onlar da aynı pakete 720 Sol dedi. En son Acatupel ile görüştük. Onlara diğer iki firmanın bütçemize uymadığını 600 Sol’e inebilirlerse yarın gitmek istediğimizi söyledik. Marita Gonzales ilk görüştüğümüz Miguel’in kardeşiymiş. Farklı acentaları varmış. Çok düşünüp iyice hesapladıktan sonra suyunuzu siz alırsanız 600 tamamdır dedi. Biz de kabul ettik. 14 Sol’e 2,5 litrelik 6 şişe su alıp Maritaya teslim ettik. Ertesi gün sabah 6’da rehberimiz Secundo bizi hostelimizden aldı. Büyük çantalarımızı hostele bıraktık ve yanımıza bir kaç kıyafet alıp küçük çantamıza koyduk. ABD’den aldığımız %100 DEET sinek ilacımızı, bir kaç antibiyotik, ishal ilacı ağrı kesici ve vitaminlerimizi, sandalet ve trekking ayakkabılarımızı, el ve kafa fenerlerimizi, power banklerimizi de yanımıza aldık.

Nehre kadar gittiğimiz motor taxi ve eşyalar
Nehre kadar gittiğimiz motor taxi ve eşyalar

Secundo 3 çuval malzeme, koca bir poşet ekmek, bir kova su, kürekler, olta takımları, ve kanoda üzerinde oturacağımız minderi yanına almış. Motor taksiye atlayıp yola çıkıyoruz. Yaklaşık yarım saat sonra parkın girişine geliyoruz. Kayıt yaptırdıktan sonra Secundo kanomuzu hazırlıyor, eşyaları yükleyip, yola çıkıyoruz. İlerlediğimiz nehrin genişliği genelde 10 ile 20 metre arasında. Her yer tropik ağaçlar, sarmaşıklar, ve tropik bitkilerle dolu. Hani kurumsal ofislerimizde bulunan şemsiye yapraklı, merdiven şeklinde, büyük yapraklı farklı farklı birkiler var ya, işte onlar burada doğada bulunuyor. Sarmaşıkların altından, bazı sazlıkların içinden, ağaç aralarından kanoyla ilerliyoruz. Uzun bir süre pek bir hayvan göremiyoruz. Sivrisinek haricinde elbet. Onlar her yerdeler. %100 DEET bile bazen sonuç vermiyor. Yarım saat kadar ilerledikten sonra kahvaltı için mola verip kısmen boş görünen bir yerde karaya çıkıyoruz. Secundo elindeki palayla ormana doğru giriyor, bulduğu kuru ağaçlarla geri geliyor. Palayla küçük parçalara ayırıp ateşi yakıyoruz. Çaydanlıkta su kaynatıp önce kahveleri hazırlıyor, ardından da yağda yumurta hazırlıyor. Evet Amazonun içinde yağda yumurta ekmek ve kahve. Güne süper bir başlangıç.

Yolculuğun başladığı iskele
Yolculuğun başladığı iskele

İlerleyen yolumuzda yavaş yavaş papağanlar görünmeye başlıyor, ardından maymunlar. Ama maymunları uzaktan görmemizle kaçmaları bir oluyor. Yerel halkın illegal olarak maymunları avladığını öğreniyoruz. Bu da sanırım diğerlerine ders oluyor ki kanomuzu uzaktan görünce hemen ormanın derinliklerine kaçıyorlar. Havanın kapalı olması iyi mi kötü mü bilemiyoruz. Çünkü bir yandan güneşin kavurucu sıcağını çekmiyoruz, diğer yandan ise en çok görmeyi istediğimiz hayvan anakonda sadece sıcak havada ağaç altlarından çıkıp görünüyormuş. Bir müddet sonra yağmur yağması da ayrı bir atmosfer yaratıyor.

Rehberimiz Seguro
Rehberimiz Seguro

Secundo devamlı etrafı gözlemliyor. Genelde gördüğümüz hayvan kuşlar olduğu için hangi kuşu gördüğümüzü anlatıyor. Bir ara kanoyu durdurup geri geliyor ki bir şey gördüğünü anlıyoruz. Ama gördüğü şey inanılması güç bir göz kabiliyeti istiyor. Yaklaşık 3-5 metreden bir kütük üzerindeki tarantulayı görmüş. Yanına yaklaşmamıza rağmen biz hala ayırt edemiyoruz. Secundo’nun duyuları çok gelişmiş, burada rehber olmak için de zaten en gerekli yetenek. İleride Secundo bizi bir kere daha şaşırtıyor. Bu sefer de bir kütüğün içindeki kurbağanın kafasını görüyor. Yine uzak bir mesafeden. Bu adamda kartal gözü var.

Seguro'nun çok uzaklardan gördüğü tarantula
Seguro’nun çok uzaklardan gördüğü tarantula

Öğlen yemeği için su üzerine kurulmuş büyük bir kulübede duruyoruz. Secundo yemeği hazırlarken biz de oltalarla biraz şansımızı deniyoruz. Yağmur yağdığı için nehirin seviyesi yüksek bu da tekneden atılan ok şeklindeki zıpkınla balık avlayamayacağımız anlamına geliyor. Tek seçeneğimiz olta. Yaklaşık 15-20 dakika sonunda bir tane piranha avlıyoruz. Onun da küçük olduğu için geri suya bırakıyoruz. Öğle yemeğinde yayın balığı ve pilav var. Gayet lezzetli. Keşke daha az tuzlu olsa.

Avladığımız Piranha
Avladığımız Piranha

Bu kulübe tüm rehberlerin ilk gün öğle yemeği için durduğu nokta. Bizden sonra gelen 3 farklı teknedeki gezginlerle biraz laflayıp, yola devam ettik.

Şansımız biraz daha açıldı. İlk önce 2 tane yunus gördük, bir müddet onları izledik. Daha sonra da tembel hayvan gördük. Tembel hayvan maymuna benzeyen ancak çok yavaş hareket eden görünümü de çok tatlı bir cins. Genelde ağaç tepelerinde gördüğümüz için çok yakın fotoğraflayamadık. Öğleden sonra 4 civarı konaklamamızı yapacağımız Pozo Gloria’daki su üstü kulübesine geldik. Kulübe dediğimize bakmayın, 4-5 tane büyük kulübenin köprülerle birbirine bağlı olduğu kompleks diyebiliriz. Bir buçuk metrelik tahta duvarlarla birbirinden ayrılmış odaları var. Her yatakta olmazsa olmaz cibinlik mevcut. Yaklaşık 9 saat süren yolculuğumuz baya bir yorucu olduğu için hemen kendimizi yatağa atıp bir müddet dinlendik. Akşam yemeğini Secundo ile birlikte hazırladık, yeşil muz, soğan, sarımsak, domates ile türlü yaptık. Yeşil muzu patates yerine istediğiniz yemekte kullanabilirsiniz. Çok benzer bir yapısı var.

İlk gecemizi geçirdiğimiz kulübeler
İlk gecemizi geçirdiğimiz kulübeler

Yemekten sonra ise gece timsah avına çıktık. Şaka şaka, timsah gözlemine. Kanoya binip kafa lambalarımızla açılmaya başladık. Çok geçmemişti ki bir çift kırmızı göz gördük. Kanoyla yakınına gittik ve Secondo ani bir hamleyle yavru timsahı yakaladı. Yaklaşık 50 cm boyundaki timsahın boğaz kısmını tutup bana vermek istedi. Gece karanlığında, sudan 5 cm yukarıda bir kanoda ve Amazon’dayız, üstüne üstlük elimizde de yavru timsah. Timsahı elime aldım, boğaz kısmından sıkıca tutup kuyruğunu kaldırdım. Hiç hareket etmiyordu. Bir kaç fotoğraf çekilmek istedim, Securo fotoğrafı çekerken timsah da birden çırpınmaya başladı. Normal olarak korkuyla timsahı suya attım. Hep beraber duruma gülüp nehrin derinliklerine ilerledik. Kafa lambasının dayanılmaz çekiciliğine bir çok sinek, kelebek, arı ve bilimum böcek geldi. Kulağıma konan bir şeyleri savurmak için elimle vurdum ki o anda kulağımda fena bir acı hissettim. Arı kulağımdan güzel bir ısırık almıştı. Hayatımda ilk defa bir arı tarafından sokuldum. Kulağım inanılmaz acıyordu. Secundo korkacak bir şey olmadığını biraz acıyacağını söyledi. Geri döndük, kulağım biraz şişmişti. Yanımıza aldığımız tiger balmdan sürüp, yattık.

Ormanda bazen ağaçların arasından kestirme yollardan gittik
Ormanda bazen ağaçların arasından kestirme yollardan gittik

İkinci gün sabah 4’de kalkıp, hazırlanıp, kanoyla devam ettik. Yerleşimin olmadığı, ormanlarla kaplı bir alanda gece vakti nehirde kanoyla ilerlemek oldukça tedirgin edici. Gündüz tüm yol boyunca bize şarkılar söyleyen kuşlar uyuduğunda ormanı adeta ölüm sessizliği kaplıyor. Dünkü arı vukuatından sonra Secundo ışığı kapatmamızı söylüyor ki, sinek ve bilimum haşerat başımıza toplanmasın. Bir tek Secundo’da ışık var. Kanonun en önünde olduğu için yolu aydınlatıyor. Kafasına takılı ışıkla baktığı yere biz de bakıyoruz. Zaten baktığı yerden başka bir yeri görme ihtimalimiz yok. Gece gördüğümüz timsahlar geliyor aklımıza. Acaba daha büyükleri de var mıdır? Secundo olmadığını söylüyor. Bu bölgede sadece küçükleri varmış. Küçüklerinin saldırmadığını da ekliyor. Bir saat kadar ürkütücü nehirde ilerledikten sonra hava yavaş yavaş aydınlanıyor. Havanın aydınlanmasıyla hayvan sesleri de gelmeye başlıyor. Saat 6 civarı ormandan inanılmaz ürkütücü bir ses geliyor. Aslan kükremesine benziyor ama arada çığlık sesi de var. Filmlerdeki canavar sesi bu. Gerçek olmadığını zannettiğimiz canavarlar meğer Amazon ormanlarında yaşıyorlarmış. Jaguar mı bu diye tedirginlikle Secundo’ya soruyoruz. Kırmızı maymun olduğunu ve tehlikesiz olduğunu söylüyor. Bu sesi çıkartan bir hayvanın tehlikesiz olması garip geliyor. Secundo sesin geldiği yöne sürerek kanoyu parkedecek yer arıyor. Ancak su seviyesi çok yüksek olduğu için yürüyerek ilerleyemeyeceğimizi söyleyip kanoyu geri çeviriyor. Şaşkınlıka Özlemle birbirimize bakıyoruz. Yani su seviyesi az olsa bu sesin geldiği yere gidecektik!

Ormanda bir çok farklı maymun cinsi var
Ormanda bir çok farklı maymun cinsi var

Nehirde ilerledikçe hava da iyice açılıyor. Bulutlu olduğu için maalesef gün doğumunu izleyemiyoruz. Ancak kuşların uyanıp, yolculuğumuza ses katmaları hoşumuza gidiyor. Bir ağaçta karınca yiyen görüyoruz. Karıncalar ağaçlara dev yuvalar yapıyorlar. Adeta çizgi filmlerdeki arı kovanlarına benziyor. Karınca yiyen bu yuvalardan birine kafasını sokup karnını doyuruyor. Karınca yiyen maymun büyüklüğünde bir hayvan. Secundo maymun cinsinden olduğunu söylüyor. Ancak yüzü daha çok fareye benziyor. Hemen yakınında ise bir maymun sürüsü ağaçlarda karnını doyuruyorlar. Düne göre bugün çok daha verimli. Daha sabah kahvaltımızı bile yapmadık ama çok enteresan hayvanlarla karşılaşıyoruz. Nehir boyunca bir çok gri ve pembe yunus görüyoruz. Denizdeki kadar hızlı yüzmüyorlar ve çok yükseğe sıçramıyorlar. Yine de izlerini belli ettirmedikleri için nereden çıkacakları belli olmuyor bu yüzden çok fotoğraf yakalayamıyoruz. Kahvaltı için bir yerde mola verip karnımızı doyuruyoruz. Öğlen de burada yiyeceğimizden eşyanın çoğunu burada bırakıp kanoyla devam ediyoruz. Arada verdiğimiz molalarda ve yolda kanoyla ilerlerken balık tutmak için denesek de başarılı olamadık. Bir önceki gün yağmurun da yağmasıyla su seviyesi artınca uzun bir sopaya takılı üç tane sivri ok ile, benim tabirimle amazon zıpkınıyla hiç avlanamadık. Nehirde ilerlerken Secundo bir yerde kulak kabartıp bir ses dinliyor ve sessiz olmamızı söylüyor. Sessiz bir şekilde kanoyu sürüp bir sazlıktan sağa döndüğünde nehir foklarıyla karşılaşıyoruz. Kafalarını sudan çıkartıp yüksek sesle bağırarak bizi korkutmaya çalışıyorlar. Bir kaç kez denedikten sonra bizim ilerlediğimizi görüp, ormanın içine kaçıyorlar. Bir kaç kez daha nehir foklarıyla karşılaşıyoruz. Bir tanesinde biz fokları izlerken pembe bir yunus gelince foklar ondan korkup kaçıyor. Pembe bir hayvandan neden korkulur ki!

Nehir fokları
Nehir fokları

Görmeyi çok istediğimiz anakonda su seviyesi ve havanın kapalı olmasından dolayı ikinci gün de karşımıza çıkmıyor. Jaguardan ümidi zaten kestik. Akşam döndüğümüzde Secundo akşam yemeği için yumurta yapacağını söyleyince büyük bir aşkla oltayı elime alıp nehir kenarına oturuyorum. Yarım saatte biri el kadar diğeri ise biraz küçük iki piranha tutuyorum. Gün boyunca attığım oltaları burada atsaymışım akşama ziyafet verirmişiz. Menüyü fish & chips olarak değiştirip patates kızartması ve piranha yiyoruz. İlk defa tadına baktığımız piranha gayet lezzetli. Çocukluğumuzdaki korku dolu filmlerden tanıdığımız bu balık aslında bizde olsa rakı masalarının vazgeçilmezi olabilirmiş.

Piranha avında
Piranha avında

Sabah dörtte başlayan ikinci günümüz akşam yemeğinden sonra açılan havada yıldızları izleyerek sona erdi. Yatağa giderken Secundo amazon zıpkınıyla balık avlamayı deneyelim mi diyince uyumayı biraz ertelemeye karar verim. Kaldığımız yer suyun üzerine kurulmuş ahşap bir yapı. Su yükseldiği için de alt taraflarında 30cm civarında su bulunuyor. Ayağımıza lastik botlarımızı giyip suda yürüyoruz. Küçük küçük bir çok balık var ama avlayacağımız kadar balık yok. Yürürken Secundo suyun içinde bir şey gösteriyor. 40cm boyunda parmak kalınlığında bir yılan 3-5 cm derinlikte bir yerde bekliyor. Yılanın çok zehirli olduğunu dikkat etmemi söylüyor. Hiç bulaşmadan yönümüzü değiştirelim diyorum. Ama ikinciyi ve yanında üçüncüyü görüyoruz. Biraz daha ilerleyince iki tane daha görüyoruz ve ben pes ediyorum. Zehirli yılanların olduğu bir karış suda gece vakti dolaşmak pek de akıllıca gelmiyor. Saldırgan olmadıklarını söylüyor Secundo ama ben yürürken bu yılanları göremediğim için üzerine basmam ya da onları korkutmam muhtemel. Bu da saldırganlaşabilecekleri anlamına gelir. Bu yüzden geri dönüp yatıyorum. Ertesi gün son günümüz ve biraz dinlenmek fena olmaz.

Nehirde bazen büyük göllerde mola verdik. Yansıma muhteşemdi.
Nehirde bazen büyük göllerde mola verdik. Yansıma muhteşemdi.

Üçüncü ve son günümüzde ise konakladığımız yerde kahvaltıyı yapıyoruz. Secundo kahvaltıya balık hazırlamış. Balığı nereden buldun diye sorduğumuzda akşam amazon zıpkınıyla avladığını söylüyor. Balık pilav ve kızarmış muz ile öğle yemeği tadında bir kahvaltı yaptık. Daha sonra eşyaları toparlayıp dönüş yoluna geçtik. Dönüş yolu akıntıya karşı gittiğimiz için gelişten biraz daha uzun sürüyor. Eğer su seviyesi yeterince yüksekse bir çok virajı ormanın içinden geçerek kısaltıyoruz. Su seviyesinin düştüğü zamanlar burası kara parçası aslında, ama gittiğimiz dönem kış olduğu için su yüksek ve tropik ağaçların korkutucu köklerinin arasından ancak bir kanonun geçeceği kadar yer var. Bu şekilde ilerleyerek yaklaşık 7 saatte parkın girişine varıyoruz. Yolda yine benzer hayvanları gördük, son gün olmasından dolayı da artık hem bir çok hayvan gördüğümüzden, hem de yorgunluğun verdiği tembellik ile ilk günkü heyecanı yaratmadı.

Ormanda gördüğümüz başka bir tarantula
Ormanda gördüğümüz başka bir tarantula

3 günümüzü geçirdiğimiz Pacaya Samiria Milli Parkı’ndan bir çok güzel anıyla ayrılıyoruz. Kano ile Amazon’da ilerlemek gerçekten yorucu. Hele bir de Secundo’yu düşünüyorum, her ne kadar azıcık biz de yardım etsek, 3 gün boyunca kürek çekti. Bizden çok daha az yemek yedi ve neredeyse su içmedi. Umuyoruz ki acentalar hakettiği parayı veriyordur rehberlere.

Karşılaştığımız en ilginç hayvanlardan biriside bize poz veren karınca yiyendi.
Karşılaştığımız en ilginç hayvanlardan biriside bize poz veren karınca yiyendi.

Eğer Amazon dünyasını tatmak, uygun fiyata maceracı bir şeyler yapmak istiyorsanız mutlaka Pacaya Samiria’yı ziyaret edin. Bir çok Amazon hayvanını doğal ortamında görüp, nehirde kanoyla 3 gün geçirin. Belki bizden daha şanslıysanız bir anakonda ya da jaguarla da karşılaşabilirsiniz.

Lagunas merkeze döndüğümüzde akşam 5 civarıydı. İlk geldiğimizde konakladığımız hostele gidip, ertesi sabah İquitos’a gitmek üzere bir gece konakladık.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Amazon’un Derinliklerinde 3 Gün” için 2 yorum

  • 25 Şubat 2017 tarihinde, saat 00:23
    Permalink

    Okurken gözümde canlandırmaya çalıştım ??? bütün yazılarınızı sabırsızlıkla bekliyorum ?. Tekrar yolunuz açık keyfiniz bol olsun ?

    Yanıtla
    • 1 Mart 2017 tarihinde, saat 14:58
      Permalink

      Çok teşekkürler.

      Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir