Bir Şaman Ayini: San Pedro

Paylaş:

Güney Amerika’da yaşayan şamanların kullandığı en etkili ilaçlardan birisi San Pedro. Aslında dikensiz bir kaktüs türü San Pedro. Güney Amerika’da yetişiyor. Şekli sebebiyle erkek bir medikal ilaç olarak tanımlanıyor. Şamanlar buna “grandfather of medicines” yani ilaçların büyükbabası diyor. Bir büyükbaba gibi şefkatli uysal yol gösterici olduğunu söylüyorlar. Bir diğer ilaç olan Ayahuasca ise dişi olarak tanımlanıyor. Daha sert kulak çeken ve biraz da korkutucu olduğu için ona da “grandmother of mediccines” ilaçların büyükannesi diyorlar.

Bir önceki yazıda anlattığımız gibi Vilcabamba’ya gelmemizin bir amacı da Anıl’ın bir yıl birlikte çalıştığı şaman Santiago’yu bulup şamanların güçlü ilacı San Pedro’yu öğrenmekti.

Vilcabamba’da uzun uğraşlar sonucu Santiago’nun eşinin telefonunu bulup Santiagoyla bir buluşma ayarlamıştık. Buluştuğumuzda kısaca şamanlıktan, ilaçlardan, seremonilerden bahsettik. Bize ertesi gün bir seremoni olduğunu istersek bizim de katılabileceğimizi söyledi. Biz bütçeli gezginler olduğumuzu ve tahminimizce seremoninin bizim bütçemizi aşacağını ama kendisine başka şekilde yardım ederek seremoniye katılabileceksek çok istediğimizi söyledik. Ona fotoğraf ekipmanımızdan ve daha önce çektiğimiz fotoğraflardan bahsederek arşivimizi gösterdik. Yeni bir web sitesi hazırlığında olduğunu ve fotoğrafa ihtiyacı olduğunu söyleyip, bizim fotoğrafları da beğenince el sıkışarak ertesi gün saat 7’de meydanda buluşmak üzere ayrıldık.

Bahsettiğimiz iki iyileştirme yöntemini konuştuk. Santiago Ayahuasca ile çalışmıyor. Uzmanlığı sadece San Pedro üzerine. Vilcabamba’nın San Pedro köyünde yaşıyor. Kaktüsle aynı adı alan bu köyde doğal ortamda San Pedro yetişiyor. Santiago da bu ormanlardan birinin koruyuculuğunu üstlenmiş. Evinin ve seremoniyi yaptığı dağın olduğu bölgede bitkiyi Santiago koruyor. Bitkiyle güçlü bir bağı var.

Şaman Santiago
Şaman Santiago

Sabah 7’de Vilcabamba meydanında Perry ile buluşuyoruz. Santiago’da başkalarını almış, iki araç San Pedro köyüne ilerliyor Santiago’nun evinin yakınında iniyoruz. Evin hemen yanından dere geçiyor. Seramoniye olan yolculuğumuz nehir üzerindeki bir köprüden geçerek başlıyor. Santiago teker teker gidip nehirden seramoni için izin istememizi söylüyor. Teker teker nehire inip seremoni için izin istiyoruz. Daha sonra Santiago evden seremonide kullanacağı eşyaları alıyor ve dağa doğru tırmanmaya başlıyoruz. Yaklaşık 10 dakika sonra Santiago’nun seremonilerini gerçekleştirdiği mekanına geliyoruz.

Ayin'in gerçekleştiği kulübe
Ayin’in gerçekleştiği kulübe

Bu yanları açık, üstü kapalı ama kapısı olan bir kulübe. İçeride bir çok mistik eşya mevcut. Küçük biblolar, çeşitli hayvan maskları, bir çok hayvan iskeleti ve kafatası, İsa figürleri, resimler, rüzgarda birbirine çarparak ses çıkaran ufak meyal borular. Tüm bunlara ek olarak Santiago evden bir karaca postu, tilki postu, jaguar postu, içi alınmış ama kemikleri üzerinde büyük bir kuş, bir kılıç ve bir kaç eşya daha getiriyor.

Ayinin gerçekleştiği klubede bir çok eşya bulunuyor
Ayinin gerçekleştiği klubede bir çok eşya bulunuyor

Mekanın ortasında bir kaç odun yanıyor, odunun yanında ufak kaselerde farklı baharat, yaprak, talaş be tütsü malzemeleri bulunuyor bunları seremoni sırasında ateşin üzerine atarak ortamın güzel kokmasını sağlıyorlar. Yanında da sunakların konulduğu yaştan kaseler bulunuyor. Buraya meyve çerez çikolata gibi yiyecekler getirenler koyuyor. Seremoni sonrası bunlar önce bir kısmı ateşe atılıp sunak yapılıyor kalan kısmı ise ortaklaşa yeniliyor. Hepimiz kenarlarda bulunan taburelere ve banklara oturduk. Santiago hepimize teşekkür ederek seremoniyi açtı. Biraz San Pedro’dan bahsetti. Bu ilacın yüzyıllardır şamanlar tarafından kullanıldığını ve kendisinin de 25 yıldır bu ilaçla çalıştığını söyledi. Önce seremoninin ritüellerini yapıp, bizleri seremoniye hazır hale getirdi. Bunlar önce seremonide kullanacağı tüm eşyaların, sonra da hepimizin kafasının üzerinde ufak bir zil çalmak, baharat ve farklı otlardan oluşan bir likörü yine önce eşyaların sonra da tek tek bizim üzerimize püskürterek negatif enerjiden temizlemek, seremoniyi başlattığı pipoyu elden ele dolaştırarak herkesin ufak bir konuşma yapıp pipodan bir nefes alması, sıvı tütünü burnumuza çekerek üçüncü gözümüzü açmak gibi ritüeller. Ayrıca yardımcısı Perry ile birlikte ortadaki ateşin kömürleriyle ateşin hemen yanına bir kuş figürü çizdi. Bu kömürden kuşun üzerine tütsü için devamlı bir şeyler atıldı. Sonra açılış için gong ile bir müzik yapıp, İspanyolca bir dua okudu. Sonra da bir shot bardağına San Pedro koyup önce ateşe döktü.

Seremoni sırasında Santiago gong ve davuluyla müzik yapıp bize yerlilerin dilinde şarkılar söyledi
Seremoni sırasında Santiago gong ve davuluyla müzik yapıp bize yerlilerin dilinde şarkılar söyledi

İkinci shot bardağı kendisi içti. Daha sonra da teker teker bizlere sundu. Her bardağı koyduktan sonra ateşe tutuyor ve sanırım ateşten izin istiyordu. Herkes içtikten sonra yılan kullanılarak yapıldığını düşündüğümüz snake liquor diye bir ev yapımı alkolü aynı şekilde dağıttı. Seramikten bir vurmalı çalgıyı alıp tokmağıyla müzik yaptı ve söyledi. Daha sonra çalgıyı elden ele dolaştırarak herkesin biraz ritim yapmasını istedi. Anlamlı, anlamsız herkes içinden gelen ritmi çaldı.

Kutsal ilaç San Pedro
Kutsal ilaç San Pedro

Santiago bir sürahiye su koyup bir de bardağa su doldurarak ateşin yanına koydu. Suyun hayatımızda ne kadar önemli olduğu üzerine biraz konuştu ve bir puro yaktı. Büyük şirket patronlarının, siyasetçilerin ve zenginlerin kendilerini dünyanın sahibi olarak görmesini ama asıl dünyanın sahibinin su olduğunu ateş olduğunu hava ve toprak olduğunu söyledi. Bunları söylerken arada siyasetçilere ve kendini dünyanın sahibi görenlere “fuck off, you are not big, water is big, earth is big, you are nothing” diyerek küfretmesi herkesi güldürdü. Puro’dan çektiği nefesi suyun içine üfleyerek suyu kutsadı. Sonra Perry’e dönerek içten bir teşekkür etti ve her daim kardeşi olduğunu söyledi. Bu seremoniyi Perry’e ithaf ettiğini belirterek puroyu Perry’e verdi. Perry Santiago’nun yardımcısı ve çok samimi arkadaşı. Aslen Texas’lı bir Amerikan. O da Santiago’ya teşekkür ederek söze başladı. Daha sonra su olmadan hayatımızı sürdüremeyeceğimizi, ancak bunun hiç farkına varmadığımızı yineledi. Gerçekten her zaman elimizin altında olan su ne kadar değerliydi. Fakat biz hayatın koşuşturmasında bunu hiçe sayarak yaşam kaynağımızı önemsemiyorduk. Perry puroyu geri Santiago’ya verirken, Santiago Perry’e puronun onun olduğunu ve dilerse isteğiyle paylaşabileceğini söyledi. Perry’de puroyu teker teker hepimize uzattı. Herkes bir nefes çekip, suya teşekkür etti. Var olduğu için, yağmur olduğu, nehir olduğu, deniz olduğu, bizleri temizlediği, hayatımızı devam etmemizi sağladığı için teşekkür ettik suya. Herkes konuşmasını tamamladıktan sonra Santiago sürahiyi ve bardağı alıp herkese bir bardak su verdi. Suyu verirken de hepimizin elini sıkıp “have a good day, have a good life” iyi bir gün, iyi bir hayat diledi.

Snake Likör
Snake Likör

Gongla bir müzik çalarak, kömürden yaptığı kuşa biraz daha kömür ekleyerek daha büyük bir kuş yaptı. Yaptığı kuşun “pheasant” yani sülün olduğunu söyledi. Bunun eski medeniyetlerin ve bir çok bayrağın sembolü olduğunu aslen de özgürlüğün sembolü olduğunu ekledi. Ardından ateşin önüne bir jaguar postu sererek üzerine oturdu. Bizim kendisine bir hoca, öğretici olarak baktığımızı ama kendisinin hiç bir şey bilmediğini söyledi. Cevapların kendi içimizde olduğunu, kendisinin de bizden farkı olmadığını söyledi. “Ben sizden yukarıda değilim, hepimiz eşitiz. İnsanlar bazen kendilerini yukarıda görüyorlar, kendilerini lider sanıyorlar. Lider kendini yukarıda görmez, lider yukarıda değildir, lider dağın eteğindedir, insanları yukarı çıkarmak için itekleyen kişidir.” diyerek güzel bir liderlik tanımı yaptı. Santiago iyi bir şaman. Uzun süredir konsantre olduğu ilaç üzerinde çalışıyor. Hayatta ciddi olaylar yaşamış. Trafik kazası sebebiyle neredeyse hayatını kaybediyormuş. Ancak Meksika’da bir şaman elinden tutup onu eğitmiş. Şu an kendisinin eğittiği şamanlar var. Dile kolay bir yola adanmış 25 yıl. Ve bunca emeğe rağmen hala kendini bilgisiz olarak değerlendiriyor ve sizler benden daha bilgilisiniz sizlerden öğrenecek çok şeyim var diyerek mütevazılığını ortaya koyuyor. Kendini öğretici olarak değil bildiklerini paylaşan birisi olarak görüyor. Asla sizlerden farkım yok, hepimiz eşitiz. Ben sizden yukarıda değilim diyor. Sonrasında öğretmenlerinden bahsediyor ve hepsine teker teker teşekkür ediyor. Postun üzerindeki Santiago o kadar naif, o kadar duygusal ki dokunsan ağlayacak gibi. Son olarak seremoniye katılıp bu güzel günü birlikte yaşadığımız için ve kendisini dinleyip anladığımız için bizlere teşekkür ediyor ve posttan kalkıyor.

Santiago postun üzerinde bir hayli duygusaldı
Santiago postun üzerinde bir hayli duygusaldı

Santiago’nun en sevdiğim repliklerin birisi de şu şekildeydi “someone who understand me, thank you, someone who doesn’t, thank you too.” “Beni anlayanlara teşekkürler, beni anlamayanlar, onlara da teşekkürler.” Bunu seremoni boyunca bir kaç kez anlamak, öğrenmek, saygı duymak gibi birkaç eylem için söyledi. Purodan biraz nefes alıp posta birimizin oturmasını ve seremoniden beklentilerini ateşten istemediğini tüm soruların cevaplarının orada olduğunu söylüyor. Posta otururken çıplak ayakla oturmamızı rica ediyor. Canadalı Mel ayakkabı ve çoraplarını çıkartıp posta geçiyor. “What about you sister?” diye başlıyor Santiago, bu posta her oturanın klasik sorusu oluyor. “What do you have in your mind?”, “aklında ne var?, seni buraya ne getirdi?” gibi cevabını beklemediği sorular soruyor. Mel ve 3 kız arkadaşı seyahatleri sırasında tanışan gezginler. Bir süredir beraber geziyorlarmış. Çok yüksek enerjili, neşeli, güzel insanlar. Seremoninin başında Santiago bir şeyler anlatırken herkes sessizce uzun süre dinlemeye başladığında Santiago “bu kadar ciddiye almayın, hepimiz güzel bir geçirmeye geldik” dediğinde onların gülüşmeleriyle canlanmıştı ortalık. Bu 4 arkadaş, bir önceki gece İskender’in mekanında falafel yerken yan masamızdalardı. Hatta falafel tabağımız geldiğinde aralarından birisiyle “ben de bundan söyledim, bir an önce gelmesi için çok heyecanlanıyorum” diye bir anektod yaşamıştık. Ertesi gün aynı seremonide buluşmak belki de güzel bir şanstı. Santiago rahatlatıcı ve öğretici konuşmalarına devam etti. Dünyanın değişimden bahsetti. Tam bu sırada kulübede yakınımda asılı duran jaguar kafatası yere düştü. Ben birden korkunca hep beraber gülmeye başladık. Santiago bu tarz olayların konuşmanın onaylandığını gösteren bir işaret olduğunu söyledi. Posta oturan Mel’e hayatında doğruyu bulması için dua etti. Elindeki ufak maskeye takılı kuş tüyleriyle ellerini ve kalbini okşadı. Daha sonra baharatlı liköründen ağzına alarak Mel’in üzerine püskürterek onu kutsadı. Daha sonra posta Brayn geçti. İlaç etkisini göstermiş, ortamın da mistikliğiyle ağırlaşmıştık. “What about you brother?” diye başladı Santiago. Seremoniye katılımı için teşekkür etti. Ona da güçlü olması konusunda güzel sözler söyleyip, örnekler verdi. Yine aynı şekilde maskedeki uzun ve sert kuş tüyleriyle ellerini ve kalbini okşadı ve likör püskürterek kutsadı. Bir an postun üzerinde olmak istedim ve Brayn’dan sonra ben geçtim. Santiago klasik başlangıcı yaptı, “what about you brother?” Dün öğleden sonra ona bir şekilde ulaşıp, arayarak onunla konuşmak istediğimizi söylediğimiz için teşekkür etti. Dürüstlüğümüz için teşekkür etti. Biz seremoniye parayla değil, Santiago için fotoğraf çekerek katılmıştık. Paranın değersiz olduğunu, asıl olanın dürüstlük olduğunu ve hep böyle devam etmemi söyledi. Uzun yıllardır seremoni yaptıklarını ancak hiç fotoğraf çekmediklerini, bizim geldiğimiz bu fikirle çok güzel fotoğraflara sahip olacaklarını bu yüzden bize minnettar olduğunu yineledi. Yolculuğumuzun iyi geçmesini de iyi dileklerine ekledi. Daha önceki oturanlara yapmadığı bir şeyi bana yaptı. Eşyaları arasındaki içi boşaltılmış ama kemikleriyle hala sanlı gibi duran dev kuşu (sanırım akbaba) önce ortada yanan ateşin tütsüsüne tuttu daha sonra da kanatlarını omuzlarıma getirecek şekilde kuşu kafasınında kafama koyarak resmen kuşla sırtımı örttü. “Sen şaman mı olmak istiyorsun?” diyerek bana da akıldı. Komik görüntü herkesi biraz da neşelendirip ortamın ciddiyetini biraz yumuşattı. Benden sonra da bazılarını kuş ile sararken kuşun negatif enerjiyi alan bir temizleyici olduğunu söyledi. Daha sonra Özlem’i de “sen de eşinin yanına oturmak ister misin?” diye yönlendirerek beraber posta oturttu. Birlikte hareket etmenin çok güzel bir şey olduğundan ancak bir o kadar da zor olduğundan bahsetti. Birlikte çıktığımız bu seyahatte birbirimize toleranslı olmamızı, iyi davranmamızı, birbirimizi kollayıp, dikkat etmemizi istedi. Seremoniye katılarak birlikteliğin önemini onlara hatırlattığımız için teşekkür etti. El ele tutuşmamızı istedi ve bize mutlu bir ömür diledi. Bu sırada katılımcılardan birinin ağladığını duydum. Seremonilerde gülmek, ağlamak hatta kusmak serbest. Güçlü bir ilaç olan San Pedro’nun tadı çok acı. Zaten seremoni başlamadan hepimize birer torba ve peçete dağıtıldı. Çoğu kişi torbalara kustu ya da tükürdü. Bunun şamanizmde içindeki kötülükleri atmak olduğuna inanılıyor ve iyi bir şey olarak görülüyor. Aynı şekilde gülmek ya da ağlamak içinden gelirse bu ilacın sana bir şey öğretmeye çalıştığı anlamına geliyor ve kendini rahat bırakman bekleniyor. Korkularla yüzleşmek, kötü rüyalar, iyi rüyalar görmek seremoninin bir parçası. Önemli olan bunların sana bir şey öğretmeye çalıştığını anlayıp, hayatında gereken aksiyonu almak. Çünkü aksiyon almadığın sürece ilacın bir faydası yok. “İlaç sadece yol göstericidir” diyor Santiago “aksiyonu alacak olan sizlersiniz.” Likörü püskürterek bizi de kutsadıktan sonra güzel bir rahatlamayla yerimize gidiyoruz. Ağır hissettiğim için tabureye değil yere oturuyorum. Tek tek herkesi posta alıp, herkesin hayatına dokunan güzel şeyler söyleyerek kutsadı. Aramıza Gaya’daki iyileştirme kampından iki kişi katılmıştı. İlki posta geldiğinde Santiago ona bir mızrak ucu verdi. Hepimizin içinde bazen kötü düşünceler olabileceğini ancak karanlıktan kendimizi kurtarmamızı söyledi. Gaya’dan gelen katılımcı mızrağın ucunu vücudundan dışarı gelecek şekilde tutarak içindeki karanlığı söküp atmak için çabaladı. Bu sırada Santiago annelerin kutsallığından bahsetti. Hepimizin bir kadından dünyaya geldiğimizi ve bunun zor bir görev olduğunu söyleyerek kendine bir yılan likörü koyarak annelere kadeh kaldırdı. Gaya’dan gelen diğer katılımcı ise posta oturduğunda Santiago korkulardan bahsetti. Belli ki katılımcının korkuları vardı. Herkesin korkuları olduğunu ancak bunların hepsinin simgesel olduğunu söyledi. Korkularının üzerine gidip onları yenmesini öğütledi. Katılımcılar arasında en farklı duran ise Everett’di. Californialı Everett kanserli çocuklara yardım eden bir gönüllü. 1.90 boyu, uzun gri sakalları, saçı ve tüm vücudunu kaplayan dövmeleriyle dikkat çekici. Neredeyse tüm seremoni boyunca biz dizini ve bir elini yere koyarak durdu diyebilirim. Seremonide bazen yere dokunma onu tutma ihtiyacı hissediyorsunuz. Aldığınız gücün topraktan geldiğine inanıyorsunuz. Everett ise buna adeta bağlanmıştı. Bir an olsun toprakla bağlantısını kesmiyordu. Ancak bu görkemli adam posta oturduğunda o kadar mahzundu ki. Özellikle Santiago bana yaptığı kuş ile temizlemeyi Everett’e de yaptığında bir çocuk gibiydi.

Güzel kalpli dev adam Everett
Güzel kalpli dev adam Everett

Posta en son Perry oturdu. Santiago arkadaşlıktan, kardeşlikten, yakın olmaktan bahsetti. Perryle aralarında kuvvetli bağı adeta hissedebiliyorduk. Perry’den sonra Santiago gong ile müzik yaptı. Dünya bir süredir 3 değil, 4 boyutlu olmuştu. Her şeyi daha iyi hissediyor, daha iyi anlıyorduk. Çalınan müziğin tüm ritmlerini içimizde hissedebiliyorduk. Santiago son kez gonga vurup seremoninin bittiğini söylediği anda 4. Boyut kapandı ve eski halime dönüverdim.

Sabah 7:30’da başladığımız seremoni yaklaşık 8-9 saat sürmüş ama biz zamandan bi haber sanki hep oradaymış hissiyatındaydık. Birbirimizi hiç tanımıyorken sanki uzun yıllardır arkadaşmışız gibi sıcaktık birbirimize. Santiago kadınları posta aldı ve sunakları hazırlamalarını rica etti. Getirilen tüm meyvelerin, çerez, çikolata ve diğer yiyeceklerin bir parçası önce ateşe atıldı, daha sonra kadınlar kestikleri meyveleri ve diğer sunakları dağıttılar. Sabah kahvaltı yapmadan geldiğimiz için gerçekten çok açtık. Sunakları yiyip su içtik. Herkes birbiriyle kaynaşmış, uzun yıllardır dost gibi olmuştuk. Bunun sağlayıcısı Santiago’ya bir kez daha teşekkür ettik. Bileğimde taşıdığım 3 nazar boncuklu bilekliği çıkartıp Santiago’ya verdim. Bizde negatif enerji ve kötü göz için bu kullanılır dedim. Yine teşekkür ederek kabul etti.

Yaklaşık bir saat kadar kulübede kalarak sohbet ettik, dinlendik. Kulübenin olduğu tepe o kadar özel ve güzeldi ki, ayrılmak istemedim. Vadi tüm canlılığıyla mükemmel bir seyir sağlıyordu. Santiago bu yerin çok güçlü olduğunu ilacın burada daha iyi etki ettiğini söylemişti.

San Pedro seremoni ekibi
San Pedro seremoni ekibi

Böyle bir deneyim yaşadığımız için şanslı ve mutluyduk. San Pedro doğru kullanıldığında çok etkili bir ilaç. Yön gösterici, öğüt verici bir büyükbaba. Ancak gitmeden önce Santiago bir kez daha tekrarlıyor; “Aksiyon alın! İlaç ancak o zaman gerçekten işe yarar.” Bizim vereceğimiz naçizane tavsiye ise San Pedro ile bir gün karşılaşırsanız doğru bir şaman ile almaya önem gösterin. Doğru şamanı bulmanızda kalbiniz yardımcı olacaktır. Karşılaştığınız şamana kaç yıldır bu ilaçla çalıştığını, öğretmenlerinin kimler olduğunu kaç yıl eğitim aldığını, nerelerde çalıştığını, ışığa mı yoksa karanlığa mı inandığını sorun. Uzun süre (15-20 yıl) deneyimli, ışığın tarafını seçen, eğitimini hiç bitirmemiş, hala eğitime devam eden, çok fazla lokasyon değiştirmemiş, tek ilaçla çalışan bir şaman bulduğunuzda denemenizi tavsiye ederiz. Çünkü yanlış ellerde San Pedro oldukça zararlı bir ilaç haline gelebiliyor.

Işıkla kalın…

Namaste…

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bir Şaman Ayini: San Pedro” için bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir