Ekvador’un dünya mirası Cuenca

Paylaş:

Banos’da geçen iki gecenin ardından güneye doğru rotamıza devam ediyoruz. Sırada tarihi şehir merkezinin güzelliği Quito ile yarışan Cuenca var. Şehir Quito gibi UNESCO dünya mirası listesine alınmış. Şimdiden söyleyelim, biz Cuenca’yı daha çok sevdik 🙂

Banos’dan 6 saat süren Cuenca’ya gece otobüsüyle gittik. Ancak Banos’dan doğrudan otobüs bulunmuyor. Otobüsler Ambato’dan kalkıyor. Ambato’ya bilet kişi başı 1,25$’a. Ambato’dan Cuenca ise 9$. Neyse ki bileti aldığımız firmanın otobüsleri kaliteli, hepsinde wifi var. Sabah 5:30’da Cuenca’da olduk. Hava karanlık. Yarım saat daha terminalde havanın aydınlanmasını bekleyip, terminalin dışındaki otobüslerle merkeze gittik.

cuenca ekvador
Cuenca – Hotel City-Inn’in terasından

Booking’den baktığımız Hotel City-Inn’e gidip odaya baktıktan sonra burada kalmaya karar verdik. Kahvaltı dahil iki kişilik oda 17$. Boş odaları olduğu için sabah erkenden girişimize izin verdiler. Biz de gece otobüste uyumanın ve yolun verdiği yorgunlukla saat 10’a kadar yatmışız. Daha sonra çıkıp bir şeyler yedikten sonra merkezdeki Calderon parkı etrafında bir tur atıp, Pumapungo kalıntılarının ve müzesinin olduğu tarafa geçtik.

pumapunga cuenca
Pumapungo kalıntılarının olduğu tepe

Pumapungo şehri, (Quechua dilinde “Puma Kapısı” anlamına gelmektedir) İnka komutanı Tupac Yupanqui’nın emriyle kurulmuş. Şehrin özelliği ihtişamıyla İnkaların başkenti Cusco’ya rakip olmasıdır. Kalıntıların olduğu bölgedeki müze içinde Ekvador tarihi, yerlilerine ait geleneksel kıyafet ve kültürel bilgiler ziyaretçilere sunulmakta.

Müzeyi gezdikten sonra dışarı çıkıp, Pumapungo kalıntılarının bulunduğu müzenin arka tarafında yürüdük. Burada kalıntıları, taş fırınları ve terası gördükten sonra sıra botanik kısmına geldi. Bu bölümde de Ekvador’da yetişen ve eski medeniyetlerin kullandığı bir çok bitki ve ağaç yer alıyor. Bitkilerin sağlık, gıda ve diğer kullanım alanları anlatılıyor.

pumapungo cuenca
Tepeden tarım alanı ve güneş saati

Daha sonra da ufak bir bölümde bulunan kuş kafeslerini gezdik. Birbirinden renkli papağanlar, şahinler ve diğer kuşları görüp, yeniden şehir merkezine yolumuzu çevirdik. (Diğerleri alttaki galeride)

cuenca ekvador
“Pardon ne vardı?”

Müzeden çıktıktan sonra Tomebamba nehri boyunca ilerledik. Koloniyal dönem zamanından kalma evleri, kliseleri, yeni oluşan restoran/kafe/barları, ve yine nehir boyunca kurulmuş köprüleri izlemek gayet keyif vericiydi. Ardından Calderon Parkına doğru ilerleyip meydanı ve etrafındaki katedralleri gezmek istedik fakat farkında olmadan kapanış saatlerini kaçırmışız. Biz de günün yorgunluğuyla kendimizi otele attık.

Oteldeki mutfağı kullanabileceğimizi öğrenince akşam yemeğini otelde yemeye karar verip, marketten alışverişimizi yaptık. Arada sırada otellerde yemek yaparak hem kendimizi rahatlatıyor, hem de özlediğimiz yemekleri yiyebiliyoruz. Aynı şeyi kaldığımız couchsurfing evlerinde de yapıyoruz. Bugüne kadar neler mi yaptık? Türlü, patlıcan tava, bolca menemen, şehriyeli ve tereyağlı pilav, ekmek, lahana sarması,et sote, fajita, sebzeli makarna, kinoa pilavı (bulgura çok benzediği için kendimizi kandırıyoruz) ve bolca salata. Aslında gittiğimiz yerlerde daha uzun kalsak daha güzel yemekler de yapılabilir. Yine de arada sırada bile olsa kendi yemeklerimize veya sevdiğimiz yemeklere olan özlemimizi bu şekilde gideriyoruz. Cuenca’da bir gece kalarak ertesi gün Ekvador’daki son durağımız Vilcabamba’ya geçtik. Cuenca belki de daha uzun kalıp tadını çıkarabileceğin büyük bir şehir ama yolumuz uzun, o yüzden ucundan azıcık alıp devam ediyoruz.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir