Zipaquira ve Tuz Katedrali – Kolombiya

Paylaş:

Uzaklardayken adı sanı duyulmamış bir şehir Zipaquira. Ancak Kolombiya için çok önemli. Çünkü Kolombiya’nın tek yapay harikası dedikleri Catedral de Sal burada.
Küçük bir şehir düşünün. Hafif bir yokuşa kurulmuş. Bu yokuşu çıktığınızda ise bir tepe ile karşılaşıyorsunuz. Yemyeşil ağaçlarla dolu bir tepe. İşte bu tepe dev bir tuz madeni. Yüzyıllar önce bu bölgede yaşayan Muisca yerlileri bu madenden tuz çıkarıyorlarmış. O zamanlar tuz çok değerliymiş. Tuzun değerli olmasının en büyük sebebi ise yiyeceklerin saklanmasında kullanılmasıymış. Muiscalar dağdaki minerali kırıp suyla birlikte toprak testilerde ısıtırlarmış. Böylece kaya su içinde erir, su buharlaşır testi kırıldıktan sonra da tuz kütlesini köylerine taşırlarmış. 15. yüzyılda İspanyolların kıtayı işgaliyle Muiscalar da diğer medeniyetler gibi zamanla ortadan kaybolmuş. İspanyollar madeni işlemeye devam etmişler. 20. yüzyılın başlatına kadar patlamalarla madenden tuz çıkarılmaya devam edilmiş.

cathedral de sal
Eski zamanlarda tuzun hikayesi anlatmak için yapılmış oyma çalışma

1932 yılında madencilerin ibadet etmeleri için madene küçük bir katedral yapılmış. 1950 yılında biraz genişletilen katedral, güvenlik nedeniyle 1992 yılında kapatılmış. Eski katedral kapatılmadan önce Endüstriyel Yatırım Enstitüsü yeni bir katedralin yapımı için çalışmalara başlamış. Roswell Garavito Pearl isimli mimarın dizaynıyla kazandığı bu dizaynın yapımına 1991 yılında başlanmış. 16 Aralık 1995 yılında ise resmi olarak açılmış.

Yerin 200 metre altındaki bu katedralde 14 adet şapel bulunuyor. Tüm bu şapelleri gezdikten sonra kubbeye geliyorsunuz. Kubbeden sonra ise sırasıyla balkon, Nartex labirenti ve ama kiliseyi geziyorsunuz.

Balkon ana şapele bakıyor. Çok güzel bir görüntü sunuyor. Buraya kadar tüm şapellerdeki haç işaretleri, duvarlar, yer kaplamaları hakkında bilgi veren rehberimiz bizlere ana şapelde bulunan haçın hangi maddeden yapıldığını soruyor. Çünkü buraya kadar genelde haçlar tuz, granit, tüf, mermer gibi maddelerden yapılmıştı. Burada hepimiz benzer maddeleri söylüyoruz. Cevabı ise aşağıda vereceğini söyleyerek mera uyandırıyor. Balkonda hatıra fotoğraflarımızı çekilip nartexe doğru devam ediyoruz.

cathedral de sal
Balkondan

Nartex labirenti tüm kiliselerde bulunan 3 giriş kapısını simgeliyor. Tur rehberimiz herkesin bir kapı seçmesini ve o kapıdan aşağı inmesini söyledi. Kapıların anlamlarını ise aşağıda açıklayacağını ekledi. Birer kapı seçerek aynı yere indik. Daha sonra rehber kiliselerde bulunan üç kapının en soldakinin en saf (temiz, günahsız) insanlar için, ortadakinin neredeyse saf, en sağdakinin ise günahkarlar için olduğunu söyledi. Normal kiliselerde ortadaki kapının büyük olduğunu ve genelde o kapının açık olduğunu ekledi. Bu da bir çok insanın az da olsa günahkar olduğunun genellemesiymiş.

Kapılardan indiğinizde büyük bir alana çıkıyorsunuz. Sol tarafta oturma bölümleri olan daha modern ve ibadet edilen bir şapel, sağ tarafta ise hediyelik eşya dükkanı, ışık şovu ve 15 dakikalık 3 boyutlu sinemanın olduğu büyük bir koridor var. Karşıda ise isanın doğumu be ölümünü simeleyen büyük bir alan var. İsanın doğumunu simgeleyen kısımda İsa heykelini yapan İtalyan heykeltraş İsa’yı karnında 6 adet kasla (baklava) yapmış. Bunun İsa’nın ve Hristiyanlığın gücünü temsil ettiği söyleniyor.

Bu bölümden sonra ise ana şapele geçiyoruz. Rehberin sorduğu büyük haçın yapıldığı madde konusuna dönüyoruz. Rehberimiz hiçbirimizin doğru cevap vermediğini söylüyor. Oysa ki neredeyse tüm maddeleri saymıştık. Ancak gerçek cevap herkesi şaşırtıyor. Bu dev haç işaretinin yapıldığı madde hava. Evet hava. Yani dümdüz duvara haç şeklinde bir oyuk açılmış, arkadan da ışıklandırma yapılmış. Öyle bir göz yanılması yaratıyor ki rehberin söylemesine rağmen algılamak güç. Adeta kabartı şeklinde öne çıkıyor haç işareti.

Burada ayrıca Varikan’daki Sistine Şapel’inde bulunan Michelangelo’nun ünlü çizimi Adem’in yaratılışı tablosunun el kısmının bir heykeli bulunuyor. Bu görkemli bölümün inanılmaz mistik bir havası var. İnsanın tüm bu katedralin 21 yıl önce yapıldığına inanası gelmiyor. Sanki binlerce yıllıkmış gibi bir his uyandırıyor.

Bu bölümü de geçip hediyelik eşya kısmına geliyoruz. Elbette turistlere yönelik bu bölüm oldukça pahalı. Altın, zümrüt, pırlanta takılar göz kamaştırıyor. Hemen buranın karşısında 3 boyutlu sinemada çok güzel hazırlanmış katedralin tarihi çizgi filmini izliyoruz. Daha sonra koridordan ilerleyerek tuzdan duvara oyarak yapılmış muhteşem heykel çizimi görüyoruz.

Katedralde bir de ışık şov var ama sinemanın yanında çok sönük kalıyor. İnce uzun bir odada havadaki ledlerle yapılan basit bir şov. Burayla birlikte katedrali bitiriyoruz. Geldiğimiz yoldan geri çıkıp bu büyülü katedralden ayrılıyoruz.

Girişi 50.000 COP olan katedral bu pahalı girişi gerçekten hakediyor. Bogota’ya 50km uzaklıktaki Zipaquira şehri gelecekte çok daha fazla duyulup ziyaretçi çekecek. Tahminen katedralde de genişletme çalışmaları yapılıyor. Eğer buralara kadar gelmişseniz bir gününüzü ayırıp bu muhteşem yapıyı gezin. Gelemeyenler içinse galerimiz emrinize amade.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Zipaquira ve Tuz Katedrali – Kolombiya” için bir yorum

  • 29 Ekim 2017 tarihinde, saat 22:53
    Permalink

    cok yakin zamanda burada idim ve Mukemmel bir anlatim yapmissiniz emeginize saglik

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir