Villa de Leyva-Kolombiya

Paylaş:

Barichara’da bir gece geçirememek bizi üzmüştü. Ancak bir başka kolonyal dönem kasabası olan Villa de Leyva’da bunun öcünü aldık. Otobüs güzergahı şu şekildeydi, San Gil’den çıkıp Tunja’ya, buradan da Villa de Leyva’ya gidilebiliyordu. Ancak Tunja’dan belli bir saatten sonra otobüs yoktu. Lonely planet bunu 6:30 olarak yazmıştı. San Gil’de hostelde biraz oyalanınca otogara geç kaldık. Saat öğlen 13:45 olmuştu ve Tunja 4-4,5 saat sürüyordu. İnternetten aldığımız bilgiye göre de San Gil’den Tunja’ya çok sık otobüs vardı. Ama evdeki hesap çarşıya uymadı. 13:45 de gittiğimiz San Gil otogarında tüm firmalarla konuştuk ama Tunja’ya 3:30dan önce otobüs görünmüyordu. Bu da 7:30-8 gibi Tunja’da olacağımız ve son Villa de Leyva otobüsünü kaçıracağımız anlamına geliyordu. Başı kesik tavuk misali tekrar tekrar firmaları gezip bir çıkış yolu arıyorduk. Barbosa diye bir yere minibüs olduğunu oradan da Tunja’ya sıklıkla otobüs olduğunu söylediler. Barbosa 2-2,5 saat, oradan da Tunja 1,5-2 saat sürüyormuş. Barbosa’ya giden minibüs ise hemen kalkıyordu. İki seçenek vardı. Ya 2 minibüs değiştirip şansımız yaver gidip minibüsler hızlı giderse Villa de Leyva’ya kalkan son minibüse yetişecektik, ya da bir gece daha San Gil’de kalacaktık. Biz ne yapacağımıza karar verip tamam Barbosa’ya iki bilet lütfen dediğimizde bir başka acı gerçekle karşılaştık. Minibüste son bir yer kalmıştı. Neden her şey tersine gidiyordu ki? Biraz yalvar yakar durumu anlat derdine düştük ama yapacak bir şey yoktu. Bir sonraki minibüsün 15-20 dakika içinde kalkacağını söylediler. Biz yine bir müzakere yaptık. Bu sefer erken karar verip minibüse bindik. 2saat 15 dakika sonra Barbosa’ya inip koşarak Tunja minibüsüne atladık. O sırada güzel bir haber geldi. Tunja’dan son otobüs saat 8’deymiş. Ancak burada bu tarz kulaktan dolma bilgilere pek güven olmadığı için yine de içimizde bir kuşku vardı. Bir de saatin mesai bitimine denk gelmesiyle artan trafik Tunja’ya varışımızı 7:30 yapmıştı. Eğer son otobüs 6:30daysa zaten kaçırmıştık. Tunja’da kalacak yer bakacaktık. Ancak eğer 8’deyse geç de olsa Leyva’ya bugün ulaşacaktık. Şans bu sefer bizden yanaydı. Son otobüs 8deymiş ve biz bir öncekini bile yakalamıştık. Villa de Leyvaya ulaştığımızda 7 buçuk saattir yolda ve 3 minibüs değiştirmiş yorgunluktan adeta ayakta uyur vaziyetteydik. Mini Hosteli bulup gecelik kişi başı 15.000e 4 kişilik oda için anlaştık.

villa de leyva
Villa De Leyva

Bu uzun yolculuğun yorgunluğunu ertesi sabah geç saate kadar uyuyarak attık. Sonrasında da büyük meydana doğru yürüyüp gördüğümüz bir pastanede kahvaltı yaptık. En kaliteli kahven çekirdeğinin yetiştiricisi olan Kolombiya’da kahve beklentimiz oldukça yüksekti. Ancak maalesef çoğu yerde kahve kötü ve özensiz yapılıyor. Ancak Villa de Leyva bu konuda biraz daha iyiydi çoğu yerde güzel kahve bulabildik. Güney Amerika’nın en büyük meydanı Leyva’da. 14bin metre kare alanı olan meydan şehrin ana katedraline ev sahipliği yapıyor. Şehrin her yeri taş yollarla döşenmiş. Braichara’da olduğu gibi burada da evler beyaza boyalı. Gece geldiğimiz için ilk ilgimi çeken şey ise sokak lambalarıydı. Kocaman kafes şeklinde sarkıt lambalar gece bu küçük beldeye bambaşka bir hava katmıştı.

Sokakları arşınlayıp hostelimizden ve internetteki diğer kaynaklardan edindiğimiz bilgiler ışığında Casa de Barro (Casa Terracota) ve El Fosil müzesine gitmeye karar verdik. Şehrin biraz dışında olmasına rağmen trekking amaçlı yaklaşık yarım saat yürüyerek Casa de Barro’ya gittik.

Casa de Barro (Casa Terracota) villa de leyva
Casa de Barro (Casa Terracota)

Bu ev 64 yaşındaki mimar Octavio Mendoza’nın çamuru güneşte kurutarak yaptığı bir yapıt. Çevreci bir aktivist olan Mendoza, yaptığı bu evi dünyanın en büyük çömleği olarak tanımlıyor. Yapımında hiç bir çelik ya da çimento kullanmadan evi 14 yılda bitirmiş. Evi dışarıdan görmek ücretsiz. İçine girmek ise 10.000 COP.

Casa de Barro’dan sonra hedefimizde El Fosil müzesi vardı. Yolun bir kısmını yürüyerek bir kısmını da otostopla gittik. Daha önce Barichara yazımızda söylediğimiz gibi bu bölge milyonlarca yıl önce sular altındaymış. Yıllar geçip sular çekilince deniz altındaki bir çok canlı fosilleşmiş. İşte bu müzede bu canlılardan bir çoğunu görebilirsiniz.

villa de leyva
Fosilleşmiş deniz canlıları

Buna ek olarak müzede dev bir dinazor iskeletini de görebilirsiniz. 1977’de bir çiftçi tarafından bulunan, yüzen bir dinazor olan Kronosaurus tam 7 metre boyunda ve neredeyse tüm kemikleri bulunmuş. 110-115 milyon yıl öncesi ait olduğu tahmin ediliyor. Aslında bu fosil tam da müzenin kurulduğu yerde bulunmuş. Yani fosili bulup, üzerine müzeyi kurmuşlar. Bu dinazor haricinde müzede bir çok deniz kabuklusu, balık ve diğer hayvan fosillerini de görebilirsiniz. Giriş 8.000 COP.

el fosil villa de leyva
Kronosaurus  – El fosil

El Fosili de gezdikten sonra yeniden yola çıkıp otostopla Villa de Leyva’ya döndük.

Ertesi gün yine başka bir koloniyal dönem kasabası olan Ráquira’ya gitmeyi planladık. Leyva terminalinden günde 3-5 sefer Ráquira’ya direk otobüs kalkıyor. Biz onlardan birini yakaladık. Ancak yakalayamazsanız da üzülmeyin, Chipaquira otobüsüne binip yol ayrımında inip 4kmlik yolu yürüyebilir, otostop çekebilir ya da gelen başka bir minibüsle Ráquira’ya gidebilirsiniz. Şimdiye kadar gördüğümüz iki küçük koloniyal dönem kasabası da tamamen beyaza boyanmıştı. Ancak Ráquira öyle değil. Rengarenk pastel boyalı evler çok hoş. Meydandaki tüm evler hediyelik eşya dükkanı olmuş.

Ráquira

Çok uygun fiyata takılar, hamaklar, pançolar var. Ancak yükümüz çok olduğu için maalesef sadece bileklik alarak geçtik Ráquira’yı. Toplam 1-2 saatte tüm kasabayı gezip, fotoğraf çekip, birşeyler yiyebilirsiniz. Biz de öyle yapıp, işimizi bitirdikten sonra 45 dakika minibüs beklemek yerine ana caddeye yürümeye karar verdik. 10 dakika yürürken aynı zamanda otostop çektik ancak duran olmadı. Daha sonra ana yoldan Chipaquira’ya giden bir minibüse binip bizi diğer kavşakta indirmesini söyledik. O kavşaktan da Chipaquira’dan gelip Villa de Leyva’ya giden minibüsleri beklerken otostop çekmeye devam ettik. Amacımız Villa de Leyva’dan önce başka bir kasaba olan Sutamarchan’da duraklayıp buraya has Longaniza sosislerinden yemekti. Otostop çekerek Sutamarchan’a geldik. Burada Fabrica de Langoniza’da sosislerin tadına baktık. Baharatlı ve çok kurutulmamış sosisler gayet lezzetli. Yanına da küçük patatesleri fırında baharat ve yağ ile pişirip sunuyorlar. Porsiyonu 7.000 COP. Yemekten sonra otostopa devam ederek Villa De Leyva’ya geri döndük.

Ráquira’da dükkanlar

Son günümüzün sabahına sıkı bir kahvaltı yaparak başladık. Bugün şehre tepeden bakan El Santo’ya çıkıp daha sonra Zipaquira üzerinden Bogota’ya geçecektik. El Santo büyük meydanın yanındaki yoldan dağa doğru gidildiğinde karşınıza çıkan tepede bulunuyor. Kayalık bir orman olan bu tepe oldukça dik. Biz de sabah kahvaltıyı fazla kaçırınca, yolu yarılayıp, bir panaroma çekip geri indik.

Villa De Leyva’nın kocaman meydanı

Villa de Leyva’dan Zipaquira’ya doğrudan otobüs maalesef bulunmuyor. Buraya iki yolla gidiliyor. Direk Bogota’ya giden otobüsler ile Briceno’ya kadar gidip, kavşakta inerek başka bir otobüse binerek, ya da Chipaquira’ya gidip oradan başka bir minibüse binerek. Biz ilk yolu seçtik. Briceno’ya kadar olan minibüse kişi başı 20.000 COP, buradan da Zipaquira’ya giden otobüs 4.000 COP. Zipaquira Colombiya’da mutlaka gidilmesi gereken bir yer. Sebebini ise bir sonraki yazıda açıklayacağız.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Villa de Leyva-Kolombiya” için 2 yorum

  • 25 Ocak 2017 tarihinde, saat 10:04
    Permalink

    ”Kahvaltiyi fazla kacirinca yolun yarisindan geri döndük” haha :))..cok güldüm tam Türk işi..

    Yanıtla
  • 25 Ocak 2017 tarihinde, saat 10:05
    Permalink

    Saglicakla kalin. Iyi yolculuklar

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir