Tayrona Milli Parkı – Kolombiya

Paylaş:

Santa Marta’da kaldığımız Azalea Hostel’e büyük sırt çantalarımızı bırakıp, küçük sırt çantalarımıza ikişer tshirt, deniz kıyafetleri ve kişisel ihtiyaçlarımızı aldık. Bir kaç kişinin aynı uyarıyı yapmasının ardından Tayrona Park’ın içinde fiyatların yüksek olduğunu ve insanların giderken yiyecek ve su alarak gittiğini öğrendik. Bunun üzerine biz de 6lt su, 3 kutu konserve ton balığı, limon, ekmek kraker ve meyve aldık. Tayrona’ya giden otobüs Calle 14, yani Avenida del Liberdator caddesinden geçiyor. Son otobüs Santa Martadan akşam 6’da kalkıyor ama zaten Tayrona parka erken gitmek lazım. Park 5’te kapanıyor ama bir rivayete göre 3den sonra içeri almıyorlarmış. Biz erken gittiğimiz için bu bilgiyi maalesef teyit edemedik ama gecikecekseniz teyit etmenizde fayda var. Gerçi zaten gecikecekseniz ertesi gün gitmeniz daha iyi. Çünkü parka girince bir minibüse daha binip araçla gidilebilecek son noktaya gidiyorsunuz. Daha sonra da ormanın içinden en az 2 saatlik yürüyüş sizi bekliyor. Dolayısıyla geç gittiğinizde bu yolu da yürüyeceğinizi hesaba katarsak karanlığa kalma ihtimaliniz var. Çünkü Kolombiya’da hava 6:30’da kararıyor. Tayrona parkta konaklanacak 2-3 yer var. Ama biz giden çoğu kişinin konakladığı ve en güzel plaja sahip olan Cabo San Juan plajını seçtik.
Başa dönecek olursak Santa Marta’dan bindiğiniz otobüsten Park’ın girişinde iniyorsunuz. Giriş ücreti yabancılar için 42.500 COP. 26 yaş altında ve öğrenci iseniz sanırım bir indirim yapıyorlar. Giriş parasını verdikten sonra buradan bir minibüse binip yaklaşık 4-5km araçla gidiyorsunuz. Minibüs 3.000 COP. Minibüsten inince de balta girmemiş yağmur ormanlarında uzun bir yürüyüş yapıyorsunuz.

Tyrona Park - Arrecifes Plajı
Tayrona Park – Arrecifes Plajı

İnanılmaz bir ormanın içinden dev palmiye ve diğer tropik ağaçlar arasından bazen hafif tırmanışlı bazen de inişli ancak park yönetimi tarafından merdivenler yapılarak kolaylaştırılmış bir yoldan yürüyorsunuz. Yolda doğal hayatlarında takılan maymun, kertenkele ve bilimum böcek türü görebilirsiniz. Bir uyarı daha; giderken yüksek DEET içeren sinek spreylerinden alın. Biz Amerika’dan %97 DEET içeren Rapel markasının 100 isimli ürününü almıştık. Koruması güzel ancak denizden çıkıp çadıra girene kadar bile 10-15 sinek ısırığı oldu. Devamlı yanınızda taşıyıp denizden çıkınca da sıkmakta fayda var. İki saatlik bu yürüyüş esnasında Cabo plajından önceki 2-3 plajı da görüyorsunuz. Bunlardan ilki Arrecifes plajı. Bu plajda denize girmek yasak. Çünkü çok kuvvetli akım var ve yüzlerce kişi burada hayatını kaybetmiş. Parkta bu tarz uyarılar bir çok yerde var. “Burada denize giren şu kadar kişi hayatını kaybetti, sizde bu istatistiğe girmeyin, bu plajda denize girmeyin” yazıyor. Bu tehlikeli plajlarda kırmızı bayraklar dikilmiş durumda. Bu bayrakları gördüğünüz yerlerde denize girmeyin.

Tyrona park harita map
Tayrona Park Haritası

Arrecifes plajını geçtikten sonra küçük bir koya geldik. Baktık kırmızı bayrak yok ve bir çok insan denize giriyor, üzerimizdeki kıyafetler zaten terden sırılsıklam olmuş durumda ve açız. Biz de kendimizi Karayip denizine bıraktık. Biraz serinleyip kendimize birer sandviç yaptıktan sonra yola devam ettik. Bu denize girdiğimiz koyun ismini maalesef bilmiyoruz. Arrecifes’i geçince bir kaç restoran göreceksiniz hemen onlardan sonraki biraz daha kapalı bir koy. Cabo yolu üzerindeki bir diğer plaj ise La Piscina. Zaten La Piscina’ya geldiğinizde plajın başlangıcından yeniden ormana giriyorsunuz. La Piscina yüzülebilir bir plaj ancak biz yolda zaman kaybettiğimiz için bir an önce Cabo’ya ulaşmak amacıyla burada denize girmeden yola devam ettik. Cabo San Juan’a geldiğimizde ise baya yorulmuş durumdaydık. Getirdiğimiz suyun yaklaşık 2,5 litresini yürürken içmişiz. Cabo’da iki türlü konaklama mevcut. Hamak ve çadır. Hamakta yer kalmadığı için biz çadırda kaldık. Hamaklar 20.000, 2 kişilik çadır ise toplam 50.000 COP. Tek kişi gidiyorsanız ve çadırda kalacaksanız biraz pahalı oluyor haliyle. Çadırlarda iki adet sünger yatak var. Çadırlar iki kişi için gayet geniş. Eğer kendi çadırınızı getirirseniz 15.000 COPa kalabiliyorsunuz. Çantalar için kilit dolapları da mevcut.

tyrona park
Konakladığımız çadır alanı.

Çantalarımızı kilitleyip atlıyoruz yeniden denize. Bu yorgunluğun üzerine çok güzel geliyor. İki gece bu parkta çok güzel zaman geçirdik. Parkın çok pahalı olduğu kısmen doğru ama biraz fazla abartılmış. 600ml su 3.000, 33cc bira 4.000, kahve 1.000 COP. Yemekler ise tavuk ızgara 18.000, balık 25.000 COP. Porsiyonlar gayet büyük. Biz son akşam erzağımız bittiği için restoranda yedik. Gayet memnun kaldık.

Cabo San Juan tyrona
Tepeden Cabo San Juan Manzarası

Çadır hayatı da aslında oldukça rahat, sıcaktan dolayı çadırın sadece sineklik kısmını kapatıp yatmıştık. Gece aniden bastıran yağmur çadırın girişini kapatana kadar içeriyi baya ıslattı. Yağmur dediğimiz de ciddi bir muson. Biz işi bilmediğimizden çadırın üzerine örtülen brandaları ertesi gün keşfettik. Onu örtmeyince hem biraz dikiş yerlerinden çadır sızdırdı, hem de çadır girişini kapatana kadar ıslandık. Aynı durumu ikinci gece daha tecrübeli olduğumuz için kolay atlattık.

tyrona park cabo san juan
Tepedeki kulübede hamakta konaklama da mevcut

Sahildeki iki plajı birbirinden ayıran tepede bir hamak kulübesi var. Buradan gün batımını izlemeden parktan ayrılmayın. Gün batımı fotoğraflarımızı galeriden görebilirsiniz:

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Tayrona’dan ayrılacağımız gün aslında bu bölgede en çok görmek istediğimiz şeylerden birisi olan Kogui yerli kabilesinin yaşadığı park içindeki ufak bir köyü de ziyaret edip uzun bir trekking ile parktan ayrılmaya karar verdik. El Pueblito köyü Cabo’dan 1,5-2 saat bir tepeye tırmanış ile ulaşılıyor. Çok kolay diyemeyeceğimiz bir yol. Bazen eğilerek kayaların altından geçiyorsunuz, bazen dev bir kayaya tırmanıyorsunuz, bazende çok dik bir kayaya tırmanmak için yerlilerin bağladığı iplerle kendinizi yukarıya çekiyorsunuz. Dolayısıyla köye ulaşmak ciddi bir efor ve esneklik gerektiriyor. İki kişiyseniz çok da korkmanıza gerek yok. Birbirinizden destek alıp, çekerek, kaldırarak bir şekilde geçiyorsunuz. Ama tek kişi gidenlerin dikkatli olması gerekiyor.

Yerlilerin yaşadığı evlerden.

Bu uzun yolculuğu yaparken köyden inen yerlilerle ormanda karşılaştık. Bu Kogui yerlileriyle ikinci karşılaşmamızdı. İlki Santa Marta’da yemek yerken gördüğümüz bir yerliydi. Konuşma isteğimizi reddederek biraz hayal kırıklığına uğratmıştı. Bu sefer selam verip nasıl olduklarını sorduk, sonra kibarca fotoğraf çektirip çektiremeyeceğimizi sorduk. Olumlu yanıt alınca biraz daha sohbet ettik. Juan gösterdiğinden çok daha küçük bir yerli. Henüz sekiz yaşında. Francesca ise biraz utangaç elimizi bile ucundan sıkıyor ve pek konuşmuyor. Yukarıda köyde 20 kişi olduklarını söylüyorlar. Bu rastlantıyı ölümsüzleştirerek yolumuza devam ediyoruz. Bu zor yolda kıyafetlerimiz yine terden sırılsıklam oluyor. Yolun bir iki yerinde akarsu bulduğumuzda üzerimizdeki çabuk kuruyan tshirtleri yıkayıp yedeklerini giyip ıslakları çantaya asarak devam ediyoruz. Köye 2 saat sonunda ulaşıyoruz. Suyumuz bittiği için girişteki ufak kulübeden hemen su alıyoruz. Kogui yerli çocuklarını görüyoruz ancak ailelerinden izinsiz fotoğraf çekmemek amacıyla bekliyoruz. Yerliler turistleri görünce ortalıkta dolaşmıyorlar. Sadece selam veriyorlar ancak daha fazla konuşmak istemiyorlar. Çocuklara balon vermek istiyoruz ancak onu da kabul etmiyorlar. Oysa yolda gördüğümüz Juan ve Francesca çok daha sıcaktı. Bu durum hayal kırıklığına uğratsa da kendi geleneklerini sürdürmek isteyen bu yerlilerin turistler tarafından rahatsız edildiğini düşünüp bunun da bu tarz soğuk bir tavırla önüne geçmek istediklerini düşünüyoruz.

tyrona park
Çalışkan karıncalar

El Pueblito ziyaretimizden sonra yolu devam ederek Santa Marta’ya giden ana yola çıktık. Ancak bu yol oldukça uzun. Toplamda Cabo’dan 6 saat yürüyüşle ana yola ulaştık. Dev ağaçlar, yaprak taşıyan karıncalar, bin bir çeşit böcek ve kertenkele ile dolu muhteşem bir trekingdi. Bu bölgede yapılabilecek en iyi aktivitelerden birisi olan Ciudad Perdida’nın (Kayıp Şehir) ufak bir provası gibiydi. Ve bu prova bizi oldukça yorduğu için 4 gece konaklamalı Ciudad Perdida’ya gitmekten vazgeçtik. Ama eğer siz bu rotayı bitirdiğinizde bunun gibi 4 gün daha geçirebileceğinizi düşünüyorsanız kesinlikle Ciudad Perdida’yı görmeden dönmeyin.

Dönüş yolunda çektiğimiz videolar:

 

Tayrona Milli Parkı – Kolombiya” için bir yorum

  • 18 Haziran 2017 tarihinde, saat 19:07
    Permalink

    harikaaa :)) temmuzda orada olmaya çalışıcam bakalım, çok güzel görünüyor 🙂

    Yanıtla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir