Cartagena – Kolombiya

Paylaş:

Küba’dan sonra ana hedefimiz Güney Amerika’ya adım atmaktı. Bunu da en yukarıdan başlayıp aşağıya doğru ineriz şeklinde planladık. Dolayısıyla Güney Amerika’ya Kolombiya’ dan giriş yapacaktık.
Küba Kolombiya arası uçuşlar çok pahalı olduğundan Miami üzerinden yarı fiyatına biletler bularak Cartagena’ya ayak bastık. Miami’de geçirdiğimiz bir gün de yanımıza kar kaldı.

Cartagena’da Couch Surfing’den tanıştığımız bir ailenin yanında kalacaktık. İlk iş bir miktar para bozdurduk. Hava alanında iki adet döviz ofisi var. Hangisi fazla veriyorsa ona bozdurun. Biz bir sonraki alışınızda %15 indirim yazdığı için bir tık düşük fiyatlıya bozdurduk. Ancak sonradan öğrendik ki %15 olayı hikaye. Zaten şehir merkezinde havaalanının çok daha üstünde dolar bozduruyorsunuz. Havaalanından otobüse binmemiz söylendiği için 20metre yürüyerek havaalanı dışına çıktık ve otobüs bekledik. Kolombiya’da taksiler gayet ucuz aslında. Hem de kazıklanmadığınızı göstermek amaçlı güzel de bir sistem geliştirmişler. Taksilerin başındaki görevliye nereye gideceğinizi söylüyorsunuz, o gideceğiniz bölgenin ismini bir sisteme yazıyor, sistem de size bir fiş basıyor. Taksi hangi yoldan giderse gitsin, trafik ne kadar dolu olursa olsun fişte yazan parayı ödüyorsunuz. Biz bize otobüse bin denildiği için daha ucuz olduğundan otobüsü tercih ettik. Bir yandan da Küba’daki güvenli ülke imajının verdiği ve Küba’daki rahatlığımızı burada devam ettirmemek adına kendimizi kollayıp, birbirimizi uyarıyorduk. Otobüsün camı açıkken elinde telefonla cam kenarında durma, sırt çantasını cama yakın tutma vs.

dscf3466Michel’in bize tarif ettiği evi rahat bulduk. Tek sıkıntı otobüsün dolanarak biraz terlememize yol açmasıydı. Tek katlı, üç odalı bir evde yaşayan aile bizi gayet sıcak karşıladı. Zaten Michel ile her konuşmamızda yemeklerden bahsediyorduk. Bizden yaprak sarması getirmemizi istemişti. Biz de kırmayarak bir kutu konserveyi Küba ve Miami üzerinden onlara getirdik.

Ayrıca kaldığımız üç gün boyunca hep evde yemek yedik. İlk gün geldiğimizde onlar zaten bizim için bir şeyler hazırlamışlardı. İkinci gün et sote ve pilav ile Türk yemekleri yaptık. Ertesi gün de Michel’in eşi Rita bize Mota çorbası yaptı. İçinde patates, havuç, soğan, sarımsak, yuka (mersin ve kıbrısta bulunan kölekaza benzeyen (gölekaz ya da göleğez de denilir) biraz patatese benzeyen bir kök sebze) ve peynir olan çok lezzetli bir çorba. Yanına da beyaz lahana sarması yaptık. Hem de Rita’ya öğretmiş olduk. Sabahında da menemen yaparak çok güzel üç gün geçirdik.

Couchsurfingin güzel yanı bir otel ya da hostelde kaldığında hiç göremeyeceğin lokal hayatları görüyor olmak. Cartagena’nın turistik sur içi bölgesi ya da daha hit olan Getsemani bölgesinde konaklasaydık kaldığımız bölge olan Los Caracoles’deki lokal hayatı göremeyecektik. Akşamları sokaklara çıkıp bakkalların önüne atılan masa sandalyelerde biralarını içip son ses champeta dinleyen o güzel kalabalığa karışamayacaktık.

İlk akşamımız bu şekilde geçti. Karibe Kolombiya bölgesinin müziği olan champeta afrika ezgileri katılmış bol ritimli hareketli bir müzik.

Ertesi gün Cartagena’nın merkezine yani sur içine gittik. Her yıl Kasım ayının ilk haftası yapılan Cartagena şehir festivalinin açılışına denk gelmemiz ayrı bir güzel oldu. Açılış için sur içinde 10 kmlik bir koşu vardı. Biz de tamamlayamayacağımızı bilmemize rağmen sırf anı olsun diye koşuya katıldık. Daha sonra da sur içindeki diğer ara sokakları dolaşıp, yerel sokak yemeklerinin tadına baktık. En beğendiğimiz bol peynirli arepa oldu. Görünümü bizim hellim peynirine benzese de arepa mısır unuyla yapılan bir çeşit ekmek aslında ama Cartagena’da peynir patates ve mısır unundan yaptıkları köftemsi hamuru ızgarada pişiriyorlar. Gayet lezzetli bir atıştırmalık oluyor.

dscf3441

Cartagena sur içinde güvenlik önlemleri üst düzeyde bu yüzden elinizde telefon ya da kamerayla gezmeniz sorun değil. Ancak sur içinden çıkınca kapkaç riski artabiliyor. Bu yüzden dikkatli olmanızda fayda var.

Cartagena’da Görülmesi Gereken Yerler,

Torre del Reloj: Sur içinin ana giriş kapısı olan saat kulesi. Cartagenalıların buluşma noktası. Aslında bu giiş kapısı kolonial dönemden kalma olmasına rağmen, saat kulesi 19.yy da inşa edilmiş. Bu kapıdan içeri girdiğinizde Plaza de los Coches meydanına çıkıyorsunuz. Önceleri köle pazarı olan bu meydanda şehrin kurucusu olan Pedro de Heredia’nın bir heykeli bulunmakta. Kapıdan girdiğinizde karşıdaki binanın altından soka doğru yürüyünce lokal tatlıların satıldığı minik dükkanları göreceksiniz.

Torre del Reloj cartegena
Torre del Reloj ve surların dışardan görünümü

Plaza de Aduana: Tatlı dükkanlarını bitirip sur boyunca ilerlediğinizde ulaşacağınız meydan. Bizim bulunduğumuz dönemde şehir festivalinin ana sahnesi kurulmuş olduğu için yapıları çok görme imkanımız olmadı. Meydanın sol arka tarafından çıktığınızda Plaza de San Pedro’ya çıkıyorsunuz.

dscf3384Plaza de San Pedro: Bu küçük meydan modern sanatlar müzesi ve San Pedro kilisesine ev sahipliği yapıyor. Meydanda bir kaç tane modern sanat eseri de görmeniz mümkün. Buradan da San Pedro Claver caddesini takip ederek Simon Bolivar parkına ulaşıyorsunuz. Güney Amerika’nın bağımsızlık savaşçısı olan Liberdator lakaplı Simon Bolivar ismini Güney Amerika gezimizde çok duyacağız. Panama, Venezuella, Kolombiya, Ekvator, Peru ve Bolivya’nın bağımsızlığına kavuşmasında liderlik rolünü üstlenmiş ve bu ülkelerin bir çoğunda başkanlık yapmıştır. Hayatını bağımsız Güney Amerika idealine adamış Simon Bolivar 1830 yılında 47 yaşında veremden hayatını kaybetmiş. Bu parkta güzel bir heykeli bulunuyor. Parkı gezdikten sonra aynı yönde devam edip ilk sol sokaktan döndüğünüzde Santo Domingo meydanına geleceksiniz.

 

Simon Bolivar Cartegena
Simon Bolivar

Plaza de Santo Domingo: Cartagena’nın en sevimli meydanlarından. Bu güzel meydan bir çok cafe ve restorana ev sahipliği yapıyor. Akşamları da gayet canlı bir kalabalığa sahip. Meydanın en ilgi çeken noktası ise 2000 yılında Fernando Botero’nun yaptığı bronz Gertrudis heykeli. Bu şişman, çıplak kadın heykeli sur içinin simgesi olmuş durumda. Selfi çektirmek şart 🙂 ayrıca meydanda bulunan Santo Domingo kilisesini de gezebilirsiniz. Buradan sola dönerek daha önce üst caddeden geldiğimiz yolu bir alt paralelinden geri dönüp yeniden surlara geliyoruz. Burada bizim çok hoşumuza giden Charleston Santa Teresa oteli ve önündeki güzel bahçesini görmenizi isteriz. Daha sonra da sağ tarafa doğru surları takip edip yaklaşık 2km’lik bir yolu yürüyerek Las Bovedas’a ulaşabilirsiniz.

 

Las Bovedas Cartegena
Las Bovedas

Las Bovedas: Sütunların arkasındaki küçük dükkanlardan oluşan bir kapalı pazar. Burada onlarca hediyelik eşya dükkanından alışveriş yapıp lokal kıyafetlerle meyve satan kadınlardan aldığınız meyve karşılığı bir fotoğraf isteyebilirsiniz. Burayı gezdikten sonra da de las bovedas caddesinden yeniden sur içinin merkezine doğru yürüyün. Sağınızda bir park gördüğünüzde solunuzda kalan bina güzel sanatlar enstitüsü. Parkın güney doğusundaki Cj Stuart caddesinden Del Curato caddesine geçin burada karşınızda kalan bina orijinal bir Arjantin restoranı. Biz yemek yemedik ama dışarıdan görünümünü çok sevdik.

Ana hatlarıyla sur içini bu şekilde gezdik. Hatta bizim çok hoşumuza gittiği için aynı sokakları döne döne gezdik.

 

Castillo San Felipe de Barajas: Surların dışında bulunan kaleyi biz sadece dışarıdan gördük. İçini gezmedik. Sur içi bölgesindeki sokaklar daha çok hoşumuza gittiği için kısıtlı zamanı orada geçirmek istedik.

Getsemani bölgesi: sokakları, grafitileri, kafe ve restoranlarıyla bize daha eğlenceli bir bölge izlenimini verdi. Plaza de la Santisma Trinidad ve bağlantılı sokak-caddelerdeki grafitileri özellikle çok beğendik. En alttaki galeride örneklerini görebilirsiniz.

Getsemani Cartegena
Getsami’den

Cartagena’da yanında kaldığımız aile ile birlikte yemek yiyeceğimiz konusunda sözleştiğimiz için Cartagena’da yükseklezzetler pek tatmadık. Ancak sokak yemekleri konusunda Cartagena çok gelişmiş. Empanadas, Papas, Buñuelos, Arepa, pan de Queso gibi sokak lezzetlerini gördüğümüz yerde denedik. En çok Arepayı sevdik ama sabahları taze sıcak Buñuelos ile kahvaltının da tadı bir başka.

cartegena sokak lezzetleri
Sokaklarda bolca satılan Arepa, Papa, Empenada…

Şehirden geriye kalanlar da galerimizde:

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir