Devrimin başlangıcı, Küba’nın kalbi: Santiago de Küba

Paylaş:

Bu yazıyı aslında 20 gün önce hazırlamıştık. Ancak fotoğraflar biraz arkadan geldiği için yayınlamak zaman aldı. Bu arada biz devrimin başladığı kentin yazısını yayınlayamadan, devrimin mimarı Komutan Fidel Castro aramızdan ayrıldı. Belki de şimdi devrim arkadaşları Che ve Cienfuesgos’la kavuşmuşlardır. Işıklar içinde uyu Fidel!

Santa Clara’dan gece bindiğimiz otobüs sabah 7’de Santiago’daydı. 12 saatlik otobüs yolculuklarını unutalı baya olmuştu. İndiğimizde her yerimiz tutulmuş, tüm gece uyumamıza rağmen uykusuz ve yorgunduk. Otogardan çıkar çıkmaz yine etrafımıza ev kiralayan aracılar doluştu. Kapıyı 15 CUC’dan açtılar. En son 10 CUC’a el sıkışıp aracıyla beraber taksiye binip merkeze geldik. Bize gösterdiği odayı beğenmeyerek beraber başka ev bakmaya koyulduk. 4. baktığımız evi beğenerek yine aynı fiyata el sıkıştık. Kaldığımız casanın sahibesi Mathilda ve eşi Javier doktorlar. Ev gerçekten temiz ve harika bir terası var. mathildaoliva@infomed.sld.cu adresinden kendisine mail atarak rezervasyonunuzu yaptırabilirsiniz. Kesinlikle tavsiye ediyoruz. Yorgunluk bir hayli bastırdığı için öğlene kadar uyumuşuz. Uyandıktan sonra dışarıda kısa bir şehir turu atıp, akşam tavsiye üzerine Los Abuelos’da canlı müzik dinlemeye gittik. Girişi 2 CUC olan Los Abuelos diğer müzik evlerine oranla daha lokal olduğu için tercihimizi bu yönde yapmıştık. Ancak biraz boş bir güne denk geldiğimiz için program biraz kısa sürdü. Santiago de Cuba diğer şehirlere göre daha az sayıda turist ziyaretine uğruyor. Sebebi sanırım diğer şehirlere olan uzaklığı. Az sayıda turist olması Santiago’ya bazı güzellikler kazandırmış. Örneğin şehrin ana caddesi olan trafiğe kapalı Enramadas caddesinde diğer şehirlerdeki kadar rahatsız edilmiyorsunuz. Diğer şehirlere oranla daha fazla yerde CUP ile alışveriş yapabiliyorsunuz. Çok uygun fiyata yemek yiyebileceğiniz restoranlar mevcut. Hepsinden ötesi lokal insanlarla daha rahat iletişim kurabiliyor, lokaller gibi takılabiliyorsunuz.

Enramadas Caddesi - Santiago de Cuba
Enramadas Caddesinde bir sokak sanatçısı – Santiago de Cuba

Santiago’da sabah kahvaltılarımızı yine diğer şehirlerdeki gibi ufacık büfelerde satılan tortilla con queso/jamon ile yaptık. Kısaca bahsetmek gerekirse peynirli ya da salamlı omlet yapıp bunu küçük bir hamburger ekmeğinin arasına koyuyorlar. Gayet lezzetli bir kahvaltı oluyor. Ayrıca bu sandviçlerin tanesi sadece 5 CUP yani TL’ye çevirecek olursak 60 kuruş. Bunlardan iki tanesi sizi uzun süre tok tutuyor. Yanında da elbette her dükkanda meyvesi değişen taze meyve suyu. O da Santiago’da 2 CUP. Bu rakamlar gittiğimiz diğer şehirlerde tam iki katıydı. Yani tortilla 10, meyve suyu 3-4 CUP’du.

Kahvaltıyı bu şekilde yapınca çoğunlukla öğleden sonra ya da akşam gibi bir öğün daha yemek yeterli oluyor. Arada da sokak lezzetlerinden yiyerek günü tamamlıyoruz. Santiago’da sokak yemekleri gayet çeşitli. En önde geleni tavuk kızartma. Fritöz gibi bir sistemle tavuğu kızartıyorlar. Yanına da ya olmamış muzdan yapılmış ya da yuca denilen patatese benzer bir kök sebzeden yapılmış cips veriyorlar. Bir parça tavuk 12 CUP. Aynı şekilde balık da yiyebiliyorsunuz. Sardalya tarzı balığı kızartma olarak 10 CUP’a yiyebiliyorsunuz. Ayrıca sokakta küçük çekçekli buzluğuyla dondurma satan birine rastlarsanız almendra yani bademli dondurmasını yiyin sadece 10 CUP. Bir başka lezzet ise sokakta olmasa da küçük dükkanlarda satılan Churros. Bizim halka tatlı ya da tulumba tatlısı gibi, ancak şerbete batırılmıyor. Onun yerine içine krema dolduruluyor. Güzel bir atıştırmalık tatlı. 5 CUP.

Santiago de Cuba Sokak Lezzetleri
Santiago de Cuba Sokak Lezzetleri

Küba’da kaldığınız casalardan yemek servisi de alabiliyorsunuz. Biz diğer şehirlerde dışarıda yemeyi tercih etmiştik. Ancak Santiago’da kaldığımız casanın çok güzel bir terası vardı. Bu yüzden bu güzel ortamda bir akşam yemeği yemeyi istedik. Casa sahibemiz Mathilda’ya deniz ürünleri yemek istediğimizi söyledik. O da taze ne bulursa alacağını söyledi. Ayrıca Küba’da en sevdiğimiz kokteyl olan Daiquiri de içmek istediğimizi söyledik. Eşi Javier de bu konun uzmanı olduğunu ve bir şişe beyaz rom almamızı söyledi. Akşamüzeri eve uğradığımızda Mathilda taze karides almış ve cameron enchilada yapacağını söyledi. Daha önce de yediğimiz bu yemek domates soslu ve baharatlı karides. Sarımsak ve domates ile çok güzel bir sos yapıp karidesleri bunun içinde pişiriyorlar, çok da lezzetli oluyor. Akşam masamız hazırlanmıştı. Bu güzel ortamda enfes bir yemek yedik. kişi başı 8 CUC verdik. Javier’in hazırladığı daquiriler ise gerçekten şahaneydi.

20161028_185341-edit

Santiago de Cuba’da yapacağınız en güzel gezilerden birisi Castillo de Morro’yu ziyaret etmek olacaktır. Buraya ulaşım turistler için genelde taksiyle ancak otobüs ve komyonetle de ulaşım sağlayabiliyorsunuz. 11, 12 ve 13 numaralı otobüsler kalenin çok yakınına kadar gidiyorlar. Biz otobüsü beklerken gelen kamyonet ile gittik. Komyonet (camioneta) bildiğimiz büyük kamyonların arkasının biraz otobüsleştirilmiş hali. Yandan da kasaya girebileceğiniz bir kapı yapmışlar. Biraz zor yolculuk da olsa lokal hayatı anlamanın güzel bir yolu oluyor. Ayrıca kişi başı 2 CUP. Ancak kamyonetin muavini bizden 2 CUC istedi. Israrla CUP vermeye çalıştım ama kabul etmedi. Ben de şöföre 2 CUP mu diye sordum, evet deyince muavinin bizi almadığını CUC istediğini söyledim. O da muavini biraz azarladı ve kamyonete 2 CUP’a bindik 🙂 bindiğimiz durağı tarif edecek olursak; Plaza de Marti meydanından Placido caddesini devam ederek Avenida 24 de Febrero caddesine ulaşıyorsunuz. Hemen sola döndüğünüzde otobüs durağını göreceksiniz (yolun karşısına geçmiyorsunuz). Burada 11, 12, 13 numaralı otobüsler veya gelen kamyonetlerle kaleye gidebilirsiniz. Bu arada kalenin yaklaşık 1 km aşağısında ufak bir de plaj var. Biz kaleyi gezdikten sonra burada bir mola vererek denize girdik. Su mükemmel olmasa da buranın havası çok sıcak olduğu için ilaç gibi geldi. Bir saat civarı plajda kalıp sonra kamyonetten indiğimiz yere gidip, dönüş kamyonetini bekledik. Bu arada kamyoneti beklediğimiz yerin karşısındaki ufak ada çok hoş görünüyordu. Sanıyoruz oraya da vapur var ama zaman olmadığı için biz gitmedik.

20161030_114212-edit

Enramadas caddesini deniz doğru yürüyüp bitirdiğinizde sola dönün ve dümdüz yürüyün. Soldan 3 sokak geçtiğinizde yine solunuzda bir cervezeria göreceksiniz. Yani bira evi. Kendi biralarını imal eden Puerto del Rey Cervezeria’da 3 çeşit bira bulunuyor. Açık renkli Lager, Amber Ale, ve Dark Ale. Biraları standart Küba biralarına göre çok lezzetli. Ancak dünya standartlarına bakacak olursanız vasat biralar. Yine de Küba’da bulunmaz nimet diyebiliriz. Burada biraz dinlendikten sonra hemen karşısındaki parkta bulunan bicilerden (3 tekerlekli, şoförlü bisiklet) biriyle şehir turu atın. 3-4 saatlik bir şehir turunu 4-5 CUC gibi bir rakama anlaşabiliyorsunuz. Biciyle şehir turuna ilk balık pazarından başladık. tabi bizim oralardaki gibi bir pazar beklerken 3-4 kayık görüp geri çıktık pazar dedikleri yerden. Sonrasında Bacardi’nin binasına gittik. Bacardi eski Küba romu. Şu anda Porto Rico romu olarak satılıyor ama işin aslı şu şekilde, Ambargo’nun başladığı yıllar Amerika Küba’dan Bacardi almamaya başlayınca Bacardi Mexica’da üretime başlıyor. Castro ile araları bozulan Bacardi bir müddet sonra da Porto Rico’ya tamamen taşınıyor. Aslında kurucusu Don Facundo İspanyol asıllı bir Kübalı. Bacardi Taşınınca da Santiago’daki fabrikası yeni bir marka ile üretime devam ediyor. Santiago de Cuba Rom. Bacardi’nin binasında sadece satış yapılan ufak bir kısmına girebildik. İçeride bar ve hediyelik eşya bölümü vardı. Ayrıca öğlen saatlerinde canlı müzik de var.

Santiago'daki eski Bacardi Binası
Santiago’daki eski Bacardi Binası

Buradan sonra ise Afrikalıların kutsal kurban pazarına gidiyoruz. Pazarda birbirinden ilginç otlar, kaktüsler ve kurbanlık horozlar bulunuyor. Biraz da çekinerek pazarı gezip, çıkıyoruz.

Afrika kutsal kurban pazarı - Santiago de Cuba
Afrika kutsal kurban pazarı – Santiago de Cuba

Buradan sonra sırada Santiago’nun en önemli noktalarından birisi olan Jose Marti’nin mezarı bulunuyor. Jose Marti Küba’nın kahramanlarından. 1853-1895 yılları arasında yaşamış olan Jose Marti Küba’nın İspanyol egemenliğinden çıkıp, bağımsızlığını ilan etmesindeki en büyük lider. Bu nedenle de ismi bir çok meydana verilmiş bir çok yere heykeli dikilmiş bir kişi. Mezarı ise devrimin başladığı şehir olan Santiago’da.

Jose Marti'nin mezarı - Santiago de Cuba
Jose Marti’nin mezarı – Santiago de Cuba

Sırada Rus binaları var. Eksi Rusya’nın komün yaşam siteleri burada da mevcut. küçük pencereli beton yığını soğuk binalar. Ancak buradakilerin cephelerine dev grafitiler yapılmış bu yüzden de aslında bici rotasında bulunuyor.

Rus evlerindeki Grafitiler
Rus evlerindeki Grafitiler

Biciler Küba’da çok kullanılan araçlar. İnsan gücüyle çalıştığı için biraz turistik gibi görünse de yakın zamana kadar turistlerin bicilere binmesi yasakmış. yani bici aslında tam bir yerli Kübalı aracı. Ancak değişen Küba’yla birlikte şu an biraz turistik amaçlı kullanılıyor. Tabi başınıza talihsiz olaylar gelebiliyor. Misal bizim bicinin zinciri ve vites mekanizması yolda giderken bozuldu. bu durumda siz biciden iniyorsunuz ve şoför bicinin arkasına bastırarak bir anda kocaman aracı havaya dikiyor. Sonrada 10 dakika içinde tamir edip yola devam ediyorsunuz.

Şoförümüz bozulan biciyi tamir ederken
Şoförümüz bozulan biciyi tamir ederken

Tamir edilen bicimizle yola devam ederek son durağımız devrim meydanına gidiyoruz. Küba’da neredeyse tüm şehirlerde devrim meydanı var. Tabi bunlardan en güzelleri şüphesiz ki Havana ve Santiago devrim meydanı. Santiago’dakinin bu kadar meşhur olmasını sağlayan ise aslında devrimin Santiago’dan başlamış olması. Yani Küba devrimi doğudaki Santiago şehrinden başlayıp batıda Havana’yı ele geçirdiklerinde tamamlanmış oluyor. Bu yüzden Santiagoya devrimin şehri demek yanlış olmaz.

Santiago de Cuba devrim meydanı
Santiago de Cuba devrim meydanı

Bunun dışında zaten şehrin merkezinde olan Parque Cespedes ve hemen yanında olan ana kathedral gezeceğiniz noktalardan bazıları. Müzik dinlemek için Los Abuellos haricinde Casa de la Trova ve Casa de la Tradicion önerilen yerler arasındaydı. Trova’nın girişi pahalı olduğu için (5 CUC) biz tercih etmedik. Ama bir akşam saat 5-6 sıralarında altındaki açık olan bölümde bir grubu dinleme şansımız oldu ve keyif aldık. Alt kısımdaki bölüm girip içeceğinizi kendiniz aldığınız, grup performansı için de bahşiş verilen bir şekilde çalışıyor. Asıl performanslar da gece 9-10 sıralarında üst kısımdaki bölümde. Girişte olan panolardan bilgi alabiliyorsunuz.

santiago de cuba
Katedralden Parque Cespedes

Casa de la Tradicion da şehrin biraz daha sakin kısmında, yine giderken sokaklarda insanların yaşamlarına, domino oynayanlara ve çocukların türlü oyunlarına sahne olan güzel bir yerel mahalleden geçtik. Buralarda çektiğimiz fotoğrafları galeriden inceleyebilirsiniz. Casa de la Tradicion günde bir ya da iki program yapıyor. Gitmeden önce açık olup olmadığını telefonla sormak iyi olabilir. Çünkü program oladığı ya da kapalı olduğu günler de var. Bizim gittiğimiz gün hem öğleden sonra hem de gece programı vardı. Öğleden sonra olan Afrika ezgileri ve ritmleriyle dans eden grubu dinledik. yerel müzik aletleriyle yaptıkları ritmler ve kendilerine özgü dansları gerçekten güzeldi. Aralarında bir de Fransa’dan Küba’ya yerleşen beyaz bir arkadaşı daha almaları da grubun havasını değiştirmişti. Gündüz programlarında giriş ücreti alınmıyor, ancak gece programları için kişi başı 3 CUC giriş ücreti var. biz mojito içtik ve gayet büyük ve sert bir kokteyl geldi. Yerel müzik dinlemek istiyorsanız kesinlikle tavsiye edilir.

Casa de la Tradicion - Santiago de Cuba
Casa de la Tradicion – Santiago de Cuba

Ertesi gün artık Santiago’dan ayrılıp Holguin’e geçme vakti gelmişti. Bir gün öncesinden bizi kaldığımız eve getiren taksici çocukla konuşup Holguin’e colectivo ayarlamıştık. Colectivo daha önce anlattığım gibi genelde eski amerikan arabalarının minibüs şeklinde kullanılmasına verilen isim. Yani Holguin’e başka gidenler ile birlikte taksiyle gidecektik ve yaklaşık fiyat otobüs ile aynı oluyordu. Fakat ortada ufak bir sorun var. Bize 8:20’de geleceğini söyleyen taksici ortada yoktu. 9 gibi arayıp sordurduk. 10’da geleceğini söyledi. Çıkıp biraz dolaşıp 10’da yeniden eve geldik ama gelen giden hala yoktu. Yeniden telefon ve gidiş 11’e kaldı. 11:30’da hala gelen olmayınca saat 4’deki otobüse bineriz diyerek evden çıkıp, otogara gittik. Bize colectivoyu ayarlayacağını söyleyen eleman zaten otogarın girişinde çalışıyor. Gelene ev, gidene colectivo ayarlayarak geçimini sağlıyor. Bizi görünce el salladı ama biz hiç selam vermeden otogara girdik. Saat 12-13 arası yemek molası olduğu için bileti hemen alamadık. Bu arada bu komisyoncuların otogara girişi yasak o yüzden hepsi dışarıda bekliyor, ancak arada bazısı gelip bağırarak “colectivo var Holguine vs.” diyor. Ben de gidip “tamam, araba gelsin, hemen binelim” diyorum.

5 dakikaya geliyor diyorlar ama yalan tabi. Ana sıkıntıları bizden başka Holguin’e gidecek kişi bulamadıklarından colectivo kaldıramıyorlar. Bizi bekleterek 2 kişi daha bulmaya çalışıyorlar. Bu arada bir çift gelip otobüs bileti için bizimle beklemeye başladı. Konuştuğumuzda Holguin’e gideceklerini öğrendim. Bilet gişesinin açılmasına 20 dakika var ancak otobüse 3 buçuk saat vardı. Hemen onlarla konuşup yakın fiyata colectivo yapabileceğimizi söyledim. İspanyalı çift olur dedi. Bu sefer elimiz komisyonculara karşı güçlüydü, çünkü 4 kişiydik. Bu da fiyatı düşürebileceğimiz anlamına geliyordu. Hemen dışarı çıkıp konuşmaya başladık. Fiyatı düşürdük. Ancak bu sefer de komisyoncular taksi bulmakta zorlanıyorlardı. En sonunda güzel bir araç buldular ve 4 kişi binip otobüs fiyatının biraz üzerine Holguin’e yola çıktık.

Eğer siz de Viazul yerine colectivo ile yolculuk yapacak olursanız unutmayın ki sizi çileli bir bekleyiş ile sınayacaklar. Colectivonun en iyi yolu şu olabilir, olabildiğince önceden ayarlamaya çalışırsanız onlar da aracı doldurmak için o kadar vakit kazanırlar ki bu da muhtemelen gidişinizi garantiler. Yoksa 4 kişi olmadan taksi kalkmıyor.

Santiago de Cuba’da çektiğimiz diğer fotoğrafların galerisine aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir