Havana’dan Başlayan Yolculuk

Paylaş:

Her şeyden önce bir devrim ülkesi olması büyük sempati uyandırsa da, Küba’nın şu an ki durumu bu mutlu tabloyu biraz bozuyor. İnsanların aylık maaşları bizde bir gecede ocak başında verilen hesaba denk ve bir çoğunun ek iş yaparak hayatını sürdürmeye çalıştığı ülkede yaşam gerçekten zor. Asırlık evler imkansızlıklar nedeniyle kaderine terk edilmiş. Temel ihtiyaçlara ulaşmak bile hayli güç. Bu karamsar tablonun tam tersine insanlar ise çoğunlukla mutlu. Yarını düşünmeden yaşamak, anın tadını çıkartmak Küba insanının işi. Cebinde parası varsa hemen o gün harcayacağı yer belli; yeme, içme, eğlence. Çünkü eğitim ve sağlık Küba halkına bedava. Elektrik parası klima kullanımına rağmen bir kaç dolar seviyelerinde. Evlerini devletten satın alabiliyorlar ve verdikleri para ve ödeme tablosu kendi kazançlarına göre hesaplanıyor. Zaten kazanç az olduğu için çok çok fazla çalışmak ya da işinde çok başarılı olmak da geçim sıkıntılarına pek çare olmuyor. Onlar da “madem ki cebimizde bir dolarımız var hadi bira içelim” diye atıyorlar kendilerini bara/sokağa. Bir çok Kübalı birden fazla işte çalışıyor, ya bir şeyler satıyor, ya müzik yapıyor, ya da gelen turistlere aradıkları şeyi bularak aracılıktan para kazanıyorlar. Taksi, ev, puro, yüksek kurdan dolar bozdurma, salsa partileri, ev yemekleri vs. Sokakta birileri yanınıza yaklaşıp önce hangi ülkedensiniz diye soruyor, sonra da size bir şeyler satmaya çalışıyor. Aman dikkat! Kalacak ev konusu belki bu şekilde çözülebilir ancak salsa partisi, puro, konusunda hemen teşekkür ederek uzaklaşın. Çünkü bir çoğu turist üzerinden para kazanmak için yapılan numaralar. Yani salsa partisi diye sizi bir eve sokup 3-5 insan ve müzik eşliğinde size içki satarak para kazanıyorlar. Puro konusunda ise eğer anlıyorsanız gidip bir bakın, ancak devletin sattığı puroların fiyatlarını bilerek gitmekte fayda var.

Durum böyle olunca insan yanına gelenler ile konuşmak istemiyor. Her seferinde acaba bu nasıl para almaya çalışacak endişesi doğuyor. Buna rağmen Küba dünyanın en güvenlikli ülkelerinden birisi. Kapkaç ve gasp yok. Yankesicilik, hırsızlık ise çok az da olsa son yıllarda rastlanır olmuş. Aslında eski Havana’nın dar ve karanlık sokakları insanı ürkütse de rahat olun. Zaten Küba’da hayat sokakta yaşanıyor. Issız sokak bulmanız zor olsa da, bulsanız bile güvenle dolaşabilirsiniz. Mesela biz Capitolio’nun arka sokaklarında uzun bir yürüyüş yaptık. Belki de gezimizin en güzel fotoğraflarını buralarda çekmişizdir diyebilirim.

Capitolio'nun arka sokakları
Capitolio’nun arka sokakları

Havana Havaalanı’ndan merkeze nasıl gidilir?

Havaalanından çıktığınızda eğer üzerinizde Küba parası yoksa öncelikle Cadeca’ya gidip para bozdurmalısınız. Valizi alıp çıktığınızda sağa dönün ve 20 metre ileride sağdaki girişten yine aynı binaya girip paranızı burada bozdurun. Dolar ambargo altında olduğu için %10 ek komisyon alıyorlar. Bu yüzden yanınızda Euro getirin. Dışarı çıktığınızda merkeze gitmek için tek seçenek taksi gibi görünür. Sarı renkli taksiler 25 CUC, normal araba şeklinde olup taksi olduğunu söyleyenler ise 20 CUC a merkeze götürüyor. Bunlar uğraşmadan en hızlı şekilde gideceğiniz seçenekler.

Kübada dolmuş taksi en yaygın ulaşım aracı. Bunlara Colectivo deniliyor. Ancak maalesef hava alanında Colectivo yok. Yaklaşık 1-2 km yürüyerek ana caddeye çıktığınızda Colectivo bulmanız mümkün. Colectivolar merkeze 1 CUC ve hatta daha ucuza götürebiliyorlar. Biz bu yolu yürüyerek Colectivo’ya binmeye karar verdik. Normalde havaalanından colectivoların geçtiği yola taksiler 1CUC karşılığında götürüyormuş. Ancak bizim konuştuğumuz taksilerden hiçbiri kabul etmedi. Dolayısıyla taksilerin gittiği yolu takip ederek hava alanından çıkarak colectivoya binmeye karar verdik. Yürürken normal araba görünümünde bir taksi durup nereye yürüdüğümüzü sordu. Colectivoya dedik. Ama bir yandan da yorgunluk var diye merkeze ne kadara gidersin dedik. 15 CUC dedi. Biz 10 CUC dedik. Olmaz diyerek biraz devam etti ve durup bizi aldı. Capitolio yarım saate yakın sürüyor. Bu sırada hava alanından çıkıp yol kenarında bekleyen insanları görünce taksiciye onların colectivo mu beklediğini sordum. O da evet ama bugün Pazar ve saat akşam 9:30 çok az colectivo bulunur bu saatte dedi. Yolda Capitolio’ya gelirken yol kenarında colectivo bekleyen insanların çokluğu da taksiciyi doğruluyordu. Taksiye binmekle doğru karar verdiğimizi anladık.

İstanbul’da evden çıkalı tam 24 saat olmuştu ama hala yoldaydık.

Sonuç olarak eğer bütçe tatili yapıyorsanız, zamanınız varsa ve biraz da maceracıysanız hava alanının dışındaki ana yoldan Plaza Revolucion’a oradan da başka bir colectivo ya da otobüsle Capitolio’ya gidebilirsiniz. Ancak geceleri ve Pazar günleri colectivoların azaldığı bir gerçek.

Havana’da görmeniz gereken yerler

Plaza Vieja: Eski meydan. İsmiyle çelişir biçimde buradaki bir çok bina restorasyondan geçmiştir. Havana’da bulunan Lacoste, Paul&Shark, Benetton gibi mağazalar bu meydandadır. Ayrıca güzel restoranlara da ev sahipliği yapar. Burada hem öğlen hem de akşam canlı müzik dinleyebileceğiniz restoranlar bulabilirsiniz. Meydanın kuzey doğusundaki binanın altında bulunan Estorial Cafe’nin kahvelerini mutlaka tadın. Fiyatlar uygun. Kahve ve tatlılar 1.5 CUC.

Plaza Vieja
Estorial Cafe’den Plaza Vieja

Plaza Armas: Şehrin en işlek caddesi olan Obispo’nun sonundaki meydan. Aynı zamanda eski vali konağına ev sahipliği yapar. Obispo’nun bitiminde sahaflar yer alır. Eski kitap sevdalısı arkadaşlar buraya göz atabilirler. Tabi ki sahaflarda turist fiyatları hakim. Hemen sahafların bitiminde karşınızdaki bina ise Hotel Santa Isabel.

Hotel Santa Isabel
Hotel Santa Isabel

Plaza de la Catedral: Adı üstünde Katedralin bulunduğu meydan. Diğer meydanlara göre daha sıcak ve samimi. Katedrali de ücretsiz olarak gezebilirsiniz.

Plaza de la Catedral
Plaza de la Catedral

Plaza de la Revolucion: Devrim meydanı. Meydanın göbeğinde Jose Marti heykeli ve anıtı bulunur. Ancak meydanı esasen güzelleştiren ve daha ilgi çekici hale getiren şey Che ve Camilo’nun meydandaki iki binanın duvarına yapılmış figürleridir. Akşam gelirseniz aydınlatmalı halini de görebilirsiniz.

Havana Devrim Meydanı
Plaza de la Revolucion – Devrim Meydanı

Havana Üniversitesi: Aslında yapılacaklar listesine üst sıradan belki girmez. Ancak biz üniversiteye eski Havana’dan yürüyerek gittik ve yolda çok güzel kareler çekme imkanımız oldu. Çünkü bu bölge eski Havana’nın merkezi gibi yoğun turist barındırmadığı için insanlar daha samimi, daha güler yüzlü. Biz sırasıyla Lagunas, Animas, Virtudes, Concordia ve Neptuno caddelerinden yürüyüp, farklı bir havana görerek Üniversiteye vardık.  Üniversitenin ana kampüsü çok güzel. Bu tarihi doku içinde okumak gerçekten keyifli olmalı. Bizimse buraya gelmekteki bir diğer amacımız Ankara Üniversitesi’nin Havana üniversitesinde açtığı Türkçe sınıfını ziyaret etmekti. Böyle bir dersin olduğundan Cem bahsetmişti ve bizi derse davet etmişti. Cem yıllarca Türkiye’de gezi belgeselleri hazırlamış, gazetelerde halen gezi yazıları yazan, ancak Havana’yı çok sevdiği için buraya taşınıp hayatını burada devam ettiren bir arkadaş. Kendisiyle internette tanıştık ve sağ olsun bizi Havana’da bir çok yere götürüp çok güzel bilgiler verdi. İşte bunlardan birisi de Havana Üniversitesi’nde verilen Türkçe dersi.

Calixto Garcia Hastanesi
Calixto Garcia Hastanesi

Sınıf Üniversitenin arka tarafında bir binada. Bu binaya yürürken Küba’nın ünlü hastanelerinden birini de dışarıdan görme şansımız oldu. Küba bunca ambargoya ve sıkıntıya rağmen dünyanın en fazla doktor oranına sahip ülkelerden bir tanesi. Aynı zamanda bir çok aşıyı Fransa ile ortak olarak üretmekte ve dünyaya satmaktadır.

Üniversiteye geri dönersek, Türkçe sınıfının olduğu binayı buluyoruz. Dersi Taner Hoca veriyor. Kendisi aslında siyaset bilimleri profesörü. Ancak bu program için Havana’ya gelip, hem İspanyolca bilecek, hem de Türkçe dil uzmanı olacak birini bulamadıklarından Taner Hoca’ya teklif götürmüşler.

Havana Üniversitesi
Havana Üniversitesi Türkçe Dersi

İlkini reddetse de, ikinci kez geldiklerinde üniversiteyi kırmayarak görevi kabul etmiş. Şu an gayet başarılı bir şekilde Kübalı öğrencilerine Türkçe öğretiyor. Öğrenciler ise gayet iyi Türkçe konuşur durumdalar. Biz de hikayemizi anlatarak öğrencilerle biraz pratik yapıp, Taner Hoca’yı da tanıyarak üniversiteden ayrıldık.

Capitolio: Amerika’nın beyaz sarayının aynı mimarisine sahip olan Capitolio biz gittiğimizde tadilattaydı. Şehrin en merkezi noktalarından birisi. Otobüs, taksi, colectivo konusunda size iyi bir referans noktası olabilir.

Capitolio
Capitolio

Obrapia, Obispo ve O’Reilly Caddeleri: Şehrin en işlek caddeleri. Bu caddelerde onlarca cafe, bar, restoran ve fast food ürünü satan dükkan bulabilirsiniz. Her yerde size puro ve salsa festival bileti satmaya çalışan insanlara rastlayacaksınız. Hepsi turisti kandırmaya yönelik tuzaklar. Sakın inanmayın. Havana’da dikkatli olmanızı gerektirecek yagane caddeler. Bunların haricinde bu caddeleri kesen tüm ara sokaklarda renkli evler ve güzel manzaralarla tanışma şansınız olabilir.

Havana Vieja
Havana Vieja ara sokakları

Biz Havana’da müze ziyareti yapmadık. Girdiğimiz müzeler de tatmin edici değildi. Dolayısıyla şehrin havasını soluyarak ara sokaklarda dolaşmak daha çok ilgimizi çekti. Eğer zamanınız kalırsa sahil (Malecon) boyunca yürüyüp Vedado’da turistik olmayan Havana’yı görüp güzel gün batımı manzarası izleyebilirsiniz. Sahil boyunca insanlar bira ve romlarını alıp müzik eşliğinde sahilde takılıyorlar. Ancak sert dalgaların sizi ıslatması muhtemel. Dolayısıyla dikkatli olmakta fayda var.

Havana’da Yükseklezzetler

Los Nardos: Capitolio’nun karşı çaprazında bulunan bir binanın ikinci katındaki Los Nardosu bulmak kolay olsa da aynı binada 4 restoran olduğu için bizim gibi yanlış restorana girmeniz muhtemel. Çünkü binanın kapısındaki garsona sorduğunuzda binanın adının Los Nardos olduğunu ve farklı tip restoranlar bulunduğunu söyleyebilir ve sizi lokal Küba yemekleri lafıyla kandırarak hemen girişteki restorana sokabilir.

Los Nardos
Los Nardos

Üzülmeyin, biz de aynı hataya düştük. Hatamızı menüde restoran ismini farklı görünce anladık ama Küba’da ilk günümüz olması ve biraz da aç olmamız sebebiyle çok da önemsemeyip o restoranda yedik. Aslında gayet de memnun kaldık ama 2-3 gün sonra gerçek Los Nardos’a gidince keşke ilk gün de buraya gelseydik dedik. Binanın girişinde bekleyen görevliye ısrarla Los Nardos diyin ve ikinci katta yemek istediğinizi söyleyin. Merdivenlerden çıkınca soldaki küçük kapıdan giriyorsunuz ve sizi karanlık ama mum ışıklarıyla loş romantik bir restoran karşılıyor. Biz büyük deniz tabağı yedik. 2 kişi için fazlasıyla doyurucuydu. İçinde büyük bir ıstakoz, karides ve balık olan tabak yanında iki tane de garnitür seçmenize izin veriyor. Biz muz cipsi (tatlı muz değil ama patates gibi nişasta barındıran bir cins) ve siyah pilav istemiş ve gayet mutlu kalmıştık. Bu büyük tabak 15CUC ve bu kaliteyi ülke genelinde biz pek bulamadık. O yüzden keşke başka yemeklerinde burada tadına bakabilseydik diyoruz. Yemek fiyatları ülke ve Havana geneline göre gayet uygun. Tavuk, balık yemekleri 5-6CUC civarında. İçecekler de aynı şekilde uygun. Havana’daysanız mutlaka uğrayın. Los Nardos haricinde önerebileceğimiz bir yükseklezzet tatmadık. Genel olarak restoranlarda yemekler güzel ve porsiyonlar oldukça büyük.

Tabi Havana deyince Ernest Hemmingway’in izinde La Floridita ve La Bodeguita del Medio gibi iki ünlü barı da ziyaret ettik.  Kendisinin deyimiyle: “My mojito in the Bodeguita del Medio and my daiquiri in the Floridita” biz de hem yapılışlarını kaydedip tatma fırsatı yakaladık. Mojito açıkcası gayet normal standartlarda hatta bizde daha iyi yapan yerler mevcut 🙂 Daiquriyi beğendik. Eğer sanşlıysanız barlarda ara ara canlı performanslara denk gelebilirsiniz. Hem soluklanmak hem de bir iki şarkı eşliğinde keyifli zaman geçirmek için gidebilirsiniz.

La Floridita
La Floridita
La Bodeguita Del Medio
La Bodeguita Del Medio

Havana’dan Başlayan Yolculuk” için 6 yorum

  • 13 Kasım 2016 tarihinde, saat 13:04
    Permalink

    Çok güzel bir yazı olmuş, emeğinize sağlık. Ne olursa olsun, özellikle diğer ülkelerle kıyaslandığında, Küba muazzam bir ülke. Bol eğlenceler, mutlu yollar şimdiden 🙂

    Yanıtla
  • 13 Kasım 2016 tarihinde, saat 13:29
    Permalink

    Çok teşekkürler, çok güzel bir çalışma olmuş sizleri tebrik ediyorum. Bu kadar fazla detay bir çok belgesel de bulunmuyor . İyi yolculuklar dilerim.

    Yanıtla
  • 15 Aralık 2016 tarihinde, saat 01:04
    Permalink

    Türkçe dersi kısmı oldukça ilgi çekiciymiş. Yıllarca Castro vefat etmeden gelmek istemiştim bu güzel ülkeye ama bir türlü kısmet olmadı. Umarım geride kalanlar korur ve kollar, gerçi birkaç ay Amerika ile tazelenen ilişkiler bir değişikliğin habercisi olmalı. Bakalım, izleyip göreceğim.

    Elinize sağlık, keyifli güzel bir yazı olmuş. Takipteyiz..

    Yanıtla
    • 16 Aralık 2016 tarihinde, saat 01:23
      Permalink

      Aslında hepimiz şu an bu değişime tanıklık ediyoruz. Bundan 3 sene öncesini de görmek isterdik Küba icin. Orda olanların yorumu bu 2-3 yılda çok şeyin değiştiği yönündeydi. Tabi ki bunlar kaçınılmaz, belki başka şeylere tanıklık edip onları paylaşmak da sana kaldı. ? Çok teşekkürler, sevgiler..

      Yanıtla
  • 22 Ocak 2017 tarihinde, saat 13:52
    Permalink

    Sanırım aynı tarihlerde Küba’da olmuşuz. Karşılaşmamamız ne kötü. Fidel’in ölümü nedeniyle tüm ülkedeki matem havası sokak eğlencelerini görmemizi engellemişti ama Gazella ile yaptığımız tur’da tarihe şahitlik etmenin keyfini de çıkarmıştık. Yazılarınızdan, acaba bizim de atladığımız bir yer olmuş mu diye baktığımda hemen hemen ortak yerler gezdiğimizi gördüm. Yaptığınız heyecan verici geziye ise imrenerek bakıyorum. Kolombiya’da sadece Bogota’da geçirdiğimiz 2 gün ve muhteşem Küba ziyareti, bizim de buralara tekrar geri dönme planları yapmamıza sebep oldu. Çok faydalı bilgiler veriyorsunuz. Sağlıcakla kalın….Keyifli seyahatler…

    Yanıtla
    • 23 Ocak 2017 tarihinde, saat 02:38
      Permalink

      Çok teşekkürler ederiz. Güzel geri dönüşler aldıkça biz de iyi hissediyoruz. Sevgiler

      Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir